Tabya Dijital
Envanter
Gündem
İran, mutabakat zaptını politik kaldıraç olarak kullanıyor
İran, mutabakat zaptını politik kaldıraç olarak kullanıyor
ReklamReklam

İran, mutabakat zaptını politik kaldıraç olarak kullanıyor

İran, mutabakat zaptı ile Hürmüz Boğazı ve Hizbullah üzerinden stratejik kazanım iddiasını öne çıkarıyor.

Gündem 19 Haziran 2026 10:17 Ozan Akarsu
Tabya'yı güvenli kaynaklarına ekle
İran, mutabakat zaptını politik kaldıraç olarak kullanıyor

İran yönetimi, ABD ile vardığı mutabakattan sonra Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdürmek ve Hizbullah’ı korumak amacıyla, yeni politik söylemlerde bulunuyor. Örneğin İran Birinci Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Aref, Tahran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü sürdüreceğini belirterek, geçiş yapan gemilerin güvenli seyir için hizmet bedeli ödemesi gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Aref
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Aref

Aref ayrıca Hürmüz Boğazı’nın “İran’a ait” olduğunu savunurken, yönetiminin İran’ın sorumluluğunda kalacağını vurguladı. Buna karşın mutabakat metninde yer alan hükümler, İran’ın boğazın yönetimi konusunda Körfez Arap ülkeleriyle müzakere yürütmesini gerektiriyor. Bu durum, uluslararası hukukta yerleşik deniz geçiş rejimi açısından tartışma yaratabilecek bir başlık olarak öne çıkıyor.

İran'ın politik söylemlerinin Lübnan ve Hizbullah boyutu

Tahran yönetimi, söz konusu mutabakatın İsrail’in Lübnan’dan çekilmesini içeren bir çerçeve sunduğunu ileri sürerek Hizbullah’ın korunmasına katkı sağlayacağını değerlendiriyor.

Hizbullah’a yakın kaynaklar, İran’ın bu çekilmenin ABD ile varılan mutabakat kapsamında yer aldığını örgüte aktardığını ve sürecin 60 günlük kademeli bir takvimle ilerlemesinin öngörüldüğünü belirtiyor. Ancak sahadaki ve diplomatik kanallardaki açıklamalar bu iddiayı net biçimde doğrulamıyor.

ABD ve İran mutabakatının en önemli noktalarından biri, Lübnan'a yapılan saldırıların durdurulması olsa da İsrail'in saldırıları tüm şiddetiyle devam ediyor.
ABD ve İran mutabakatının en önemli noktalarından biri, Lübnan'a yapılan saldırıların durdurulması olsa da İsrail'in saldırıları tüm şiddetiyle devam ediyor.

Lübnanlı siyasi kaynaklar, İsrail’in çekilmesine ilişkin herhangi bir “resmi garanti” almadıklarını ve konunun ABD’li yetkililerle dahi henüz somut şekilde ele alınmadığını ifade ediyor. Bu durum, mutabakat metninin taraflar arasında farklı yorumlandığını ve bağlayıcılığı konusunda ciddi belirsizlikler bulunduğunu ortaya koyuyor.

İsrail’in anlaşmanın tarafı olmaması ise kritik bir değişken olarak öne çıkıyor. Bu nedenle çekilme ihtimali büyük ölçüde İsrail’in sahadaki askeri ve siyasi değerlendirmelerine bağlı kalmaya devam ediyor.

Hürmüz’de gerilim ve askeri baskı

İran, mutabakatın kendi yorumuna uygun şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla sahada baskı unsurlarını artırıyor. İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilerin kendi prosedürlerine uymasını zorunlu kılarken, bu kurallara uymayan unsurlara yönelik açık tehditler yöneltiyor.

İran medyasında yer alan bilgiler, ticari gemilerin boğazdan geçiş öncesinde Devrim Muhafızları’ndan onay beklemeye devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, uluslararası deniz ticareti açısından kritik bir su yolunda fiili kontrol iddiasının sahaya yansıtıldığını ortaya koyuyor.

İran'a yönelik ablukalar devam ederken, Körfez'e girip çıkan gemilere ABD tarafından askeri eskort desteği veriliyordu.
İran'a yönelik ablukalar devam ederken, Körfez'e girip çıkan gemilere ABD tarafından askeri eskort desteği veriliyordu.

ABD’li yetkililer ise mutabakatın ilan edilmesinden sonra bölgede gerilimin düşmediğine dikkat çekiyor. ABD kaynaklarına göre, İran unsurları ticari gemilere yönelik insansız hava araçlarıyla taciz girişimlerinde bulunurken, bu girişimlerin düzenli olarak engellendiği belirtiliyor. Bu gelişmeler, mutabakatın sahadaki askeri riskleri azaltmakta sınırlı kaldığına işaret ediyor.

Tahran yönetimi ayrıca İsrail’in güney Lübnan’daki operasyonlarını sürdürmesi halinde doğrudan karşılık verileceği uyarısında bulunarak askeri baskıyı diplomatik sürecin bir parçası olarak kullanıyor.

Tahran’da anlaşmaya yönelik tartışmalar sürüyor

İran içinde mutabakat zaptına yönelik görüş ayrılıkları dikkat çekiyor. Rejim içinde etkili bazı isimler anlaşmayı desteklerken, özellikle muhafazakâr ve sertlik yanlısı çevreler metnin içeriğine yönelik eleştirilerini açık şekilde dile getiriyor.

Parlamento Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu çevresinden gelen açıklamalarda mutabakatın “dengesiz” olduğu ve İran’ın tüm kırmızı çizgilerini karşılamadığı yönünde değerlendirmeler yapıldı. Buna ek olarak rejime yakın bazı medya organları, anlaşma metninin kamuoyundan gizlendiğini öne sürerek şeffaflık eleştirisinde bulundu.

İran Parlamentosu mutabakat zaptı konusunda, henüz bir görüş birliğine sahip değil.
İran Parlamentosu mutabakat zaptı konusunda, henüz bir görüş birliğine sahip değil.

Yapılan eleştiriler, Tahran yönetiminin anlaşmayı iç politikada dikkatli bir dengeyle yönetmek zorunda olduğunu gösteriyor. Özellikle beklenen ekonomik kazanımların gerçekleşmemesi durumunda, mevcut itirazların daha görünür hale gelme ihtimali bulunuyor.

Ekonomik kazanımlar ve bölgesel etkiler

İran yönetimi ve medya organları, mutabakatın sağlayacağı ekonomik faydaları ön plana çıkararak anlaşmayı iç kamuoyunda bir başarı olarak konumlandırmaya çalışıyor. Bu kapsamda dondurulmuş varlıklara erişim, petrol yaptırımlarının gevşetilmesi ve enerji gelirlerinde artış beklentisi öne çıkarılıyor.

İran basınında yer alan değerlendirmelerde, kısa vadede milyarlarca dolarlık petrol geliri elde edilebileceği ve bu gelirin ekonomik rahatlama sağlayacağı ifade ediliyor. 

İran ekonomisi için petrol alanındaki yaptırımların kaldırılması ciddi önem taşıyor.
İran ekonomisi için petrol alanındaki yaptırımların kaldırılması ciddi önem taşıyor.

Öte yandan elde edilecek ek finansal kaynakların yalnızca ekonomik toparlanma için değil, aynı zamanda bölgesel stratejik hedefler doğrultusunda kullanılabileceği değerlendiriliyor. İran’ın bu kaynakları başta Hizbullah olmak üzere Direniş Ekseni unsurlarını yeniden güçlendirmek için devreye sokabileceği belirtiliyor.

Son yıllarda yaşanan çatışmalar ve bölgesel gelişmeler, bu yapıların askeri ve lojistik kapasitesini önemli ölçüde zayıflattı. Bu nedenle İran’ın sağlayacağı finansmanın düzeyi, söz konusu grupların yeniden yapılanma kapasitesi üzerinde belirleyici bir rol oynayacak.

Etiket:İran
19 Haziran 2026 10:17 Ozan Akarsu
Yorumlar yükleniyor...