Tabya Dijital
Envanter
Dünyadan
Yunanistan’ın adaları silahlandırma planında İsrail sistemleri öne çıkıyor
Yunanistan’ın adaları silahlandırma planında İsrail sistemleri öne çıkıyor
ReklamReklam

Yunanistan’ın adaları silahlandırma planında İsrail sistemleri öne çıkıyor

Yunanistan’ın yeni askeri planında Ege'deki adalarda İsrail'den tedarik edeceği savunma sistemleri öne çıkıyor.

Yunanistan’ın adaları silahlandırma planında İsrail sistemleri öne çıkıyor

Türk Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Ege adalarına ilişkin açıklamaları ve Yunanistan Savunma Bakanlığı’nın verdiği yanıtın ardından, Yunan basınında Atina’nın ada savunmasını güçlendirme planlarına ilişkin değerlendirmeler yeniden gündeme taşındı. Yunan medyasında yer alan analizlerde, Atina’nın Ege adalarının askeri kapasitesini artırma politikasını sürdürdüğü ve bunun Türkiye tarafından yakından izlendiği öne sürüldü.

Bilindiği gibi Türkiye, adaların statüsü konusunda uzun süredir uluslararası anlaşmalara atıf yaparak bazı adaların silahsız statüde bulunması gerektiğini savunuyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ege adaları konusunda özellikle "gayriaskerî statü" ve "silahlandırma" başlıklarına odaklanarak çok net ve keskin uyarılarda bulundu.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Edirne'deki Arda Hudut Bölük Merkezi'nde Mehmetçikle bayramlaşarak sınır güvenliği, Ege adaları ve Orta Doğu'da tırmanan bölgesel krizlere dair sert uyarılarda bulundu.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Edirne'deki Arda Hudut Bölük Merkezi'nde Mehmetçikle bayramlaşarak sınır güvenliği, Ege adaları ve Orta Doğu'da tırmanan bölgesel krizlere dair sert uyarılarda bulundu.

Atina yönetimi de Yunan Silahlı Kuvvetleri'nin ulusal egemenliği ve güvenliği korumak adına yüksek operasyonel hazırlığa ve caydırıcı güce sahip olduğunu, adalarda savunmayı güçlendirmenin yasal hakları olduğunu ileri sürdü.

Ankara, özellikle Lozan ve Paris anlaşmaları çerçevesinde belirlenen kaideleri ön plana çıkararak, adaların askeri açıdan tahkim edilmesine itiraz ederken, Yunanistan ise mevcut güvenlik şartlarını gerekçe göstererek adaların savunmasının meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiği görüşünü dile getiriyor.

Yunan medya organları 3 mil dışında Türkiye'nin hakkı yoktur gibi mesnetsiz ifadeleri dile getirirken, Türkiye mekansal planlama haritası paylaştı.
Yunan medya organları 3 mil dışında Türkiye'nin hakkı yoktur gibi mesnetsiz ifadeleri dile getirirken, Türkiye mekansal planlama haritası paylaştı.

Yunanistan merkezli On Alert tarafından paylaşılan analizde, Türkiye’nin son açıklamalarının Yunanistan’ın silahlanma programı ve Ege adalarındaki askeri yapılanmasıyla bağlantılı olduğu değerlendirmesine yer verildi. Askeri ve diplomatik kaynaklara dayandırılan yorumlarda, Yunanistan’ın yüksek teknolojiye sahip yeni sistemlerle adaları güçlendirmesinin Ege’yi yeni bir operasyon sahasına dönüştürdüğünü belirtti. 

Yunan basını, Atina’nın mesajının adaların askerden arındırılması yönünde değil, aksine savunma kapasitesinin daha da artırılması yönünde olduğunu savunuyor. 

Spike NLOS sistemleri Ege’de öne çıkıyor

Yunanistan’ın savunma planlamasında öne çıkan sistemlerin başında İsrail yapımı Spike NLOS füze sistemi gösterildi. On Alert tarafından Yunan Silahlı Kuvvetleri bünyesine katılma sürecindeki sistemin Ege’de “oyun değiştirici” olarak değerlendirildiği aktarıldı.

Uzun menzilde yüksek hassasiyetle hedef vurabilen Spike NLOS’un, adalara konuşlandırılması halinde Yunan kuvvetlerine amfibi birlikler, suüstü unsurları ve geniş bir operasyon sahasındaki kritik hedeflere karşı doğrudan angajman imkânı sağlayabileceği ifade edildi.

Spike NLOS
Spike NLOS

Haberde dikkat çekilen bir diğer unsur, Spike NLOS’un Orbiter tipi insansız hava araçlarıyla birlikte kullanılacak olması oldu. Buna göre sistemin İHA’larla entegrasyonu sayesinde gerçek zamanlı keşif, hedef tespiti, teşhis ve angajman ağı oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi.

Yunan askeri kaynaklarına dayandırılan değerlendirmelerde, ilk Spike NLOS sistemlerinin Doğu Ege adalarına konuşlandırılmasının öncelikli planlama başlıkları arasında yer aldığı aktarıldı. Analizde, söz konusu sistemlerin olası bir kriz senaryosunda sürpriz unsurunu azaltabileceği ve adalar çevresinde yoğun ateş ağı oluşturabileceği savunuldu.

PULS sistemleri ve değişen caydırıcılık anlayışı

Haberde, İsrail yapımı PULS çok namlulu roketatar sistemlerinin de Yunanistan’ın yeni caydırıcılık stratejisinde önemli yer tuttuğu ifade edildi.

Yunan savunma yaklaşımının yalnızca kıyı savunmasına dayalı klasik anlayıştan uzaklaşarak daha geniş menzilli vurucu kapasiteye yöneldiği değerlendirmesi yapıldı. PULS sistemlerinin uzun menzilli hassas atış yeteneğiyle, karşı kıyıdaki askeri tesisler, üsler, kuvvet yoğunlaşmaları ve altyapı hedefleri üzerinde baskı unsuru oluşturabileceği öne sürüldü.

İsrail menşeili PULS çok namlulu roketatar sistemi
İsrail menşeili PULS çok namlulu roketatar sistemi

Haberde, Türkiye’nin Ege adalarının silahlandırılması konusunu sık sık gündeme taşımasının arkasında da bu askeri dönüşümün bulunduğu yönünde yorumlara yer verildi. Analizlerde, Ankara’nın karşısında yalnızca kıyı savunmasına odaklı değil, çok katmanlı ve daha geniş etki alanına sahip bir Yunan askeri yapılanmasının şekillendiğini gördüğü iddia edildi.

Hava savunma “şemsiyesi” planı dikkat çekiyor

Yunan basınında öne çıkan bir diğer başlık ise Atina’nın İsrail destekli çok katmanlı hava savunma ağı projesi (Aşil kalkanı) oldu. Haberde, Spyder, Barak MX ve Davut Sapanı sistemlerini içeren hava ve füze savunma mimarisinin Ege’deki güç dengeleri açısından önem taşıdığı belirtildi.

Söz konusu sistemlerle oluşturulması planlanan ağın yalnızca savaş uçaklarına değil, insansız hava araçlarına, seyir füzelerine ve balistik tehditlere karşı da koruma sağlamasının hedeflendiği kaydedildi.

Barak MX
Barak MX

Yunan analizlerinde, Türk hava unsurlarının uzun yıllardır faaliyet gösterdiği Ege hava sahasında daha yoğun ve entegre bir hava savunma katmanı oluşabileceği değerlendirmesi yapıldı. Bu durumun hava operasyonlarının planlanması açısından yeni parametreler ortaya çıkarabileceği savunuldu.

Atina’daki savunma çevrelerinin değerlendirmelerine göre, Rafale savaş uçakları, F-16 Viper modernizasyonu, Patriot sistemleri, AESA radarları, planlanan İsrail menşeli hava savunma ağı ve gelecekte tedarik edilmesi hedeflenen F-35 uçakları tek bir entegre savunma mimarisi içinde çalışacak.

“Sakin sular” söylemi ve Ege’de güç dengesi tartışması

Son dönemde Yunan tarafındaki değerlendirmelerde, Ankara’nın diplomatik söylemine rağmen Ege ve ada statüsü konularındaki yaklaşımının değişmediği görüşü dile getirildi.

Yunanistan ise adaların güçlendirilmesini meşru savunma hakkı kapsamında değerlendirmeyi sürdürüyor. Analizde Atina’nın bu yaklaşımını Türkiye’nin kıyı bölgelerinde bulunan amfibi kuvvetler, donanma unsurları ve Ege Ordusu varlığıyla gerekçelendirdiği belirtildi.

TCG Anadolu Türkiye'nin amfibi operasyonlarının kalbinde bulunuyor
TCG Anadolu Türkiye'nin amfibi operasyonlarının kalbinde bulunuyor

Bununla birlikte analizde, Yunanistan’ın yalnızca tek bir kuvvet unsuruna değil, deniz, hava ve kara boyutlarını kapsayan bütüncül bir savunma mimarisi inşa etmeye çalıştığı yorumu yapıldı. Bu kapsamda FDI fırkateynleri, MEKO modernizasyonu, Rafale savaş uçakları, F-16 Viper programı ve gelecekteki F-35 tedarik sürecinin aynı stratejik çerçeve içinde değerlendirildiği aktarıldı.

Analizin yanı sıra Yunan basınındaki değerlendirmelerde, Ege’de yeni bir güç dengesi oluşturulmasının hedeflendiği ve bu yaklaşımın olası bir askeri gerilimin maliyetini yükseltmeye dayandığı belirtiliyor. Silahsız olması kararlaştırılmış adaların gözetleme, hedef tespiti ve hızlı reaksiyon kabiliyetine sahip savunma platformlarına ev sahibi olması, bölgedeki askeri tartışmaların önümüzdeki dönemde de gündemde kalmasına neden olabilir.

28 Mayıs 2026 15:30Ozan Akarsu
Yorumlar yükleniyor...