KAAN’ın P1 prototipindeki tasarım değişiklikleri ne anlama geliyor?
KAAN P1 prototipinde kanat kontrol yüzeylerinden hava alıklarına kadar yapılan değişiklikler, tasarımın olgunlaşmaya başladığını gösteriyor.
Google'da tercih edilenkaynak olarak ekle

Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı KAAN’ın P1 prototipi, ilk taksi testini başarıyla tamamlayarak uçuş öncesindeki önemli aşamalardan birini geride bıraktı. P0 prototipinden elde edilen verilerle geliştirilen yeni uçakta; kontrol yüzeyleri, kuyruk takımı, burun, hava alıkları ve gövde geometrisinde dikkat çekici değişiklikler görülüyor.
P0 daha çok temel uçuş karakteristikleri ile uçuş kontrol sisteminin doğrulanmasına yönelik hazırlanırken P1, görev sistemlerinin ağırlık kazandığı ve üretim konfigürasyonuna daha fazla yaklaşılan bir test platformu olarak öne çıkıyor.
Aileron ve flap tasarımı değiştirildi
P1’in kanatlarındaki aileron ve flapların geometrisinde P0’a göre değişiklikler bulunuyor. Aileronlar uçağın yatış hareketini kontrol ederken flaplar kalkış ve iniş sırasında kaldırma kuvvetinin artırılmasını sağlıyor.
Bu yüzeylerde yapılan değişikliklerin, P0’ın uçuşlarından elde edilen aerodinamik ve uçuş kontrol verileri doğrultusunda hazırlandığı değerlendiriliyor. Yeni konfigürasyonun farklı hız ve hücum açılarında kontrol hassasiyetini artırması amaçlanmış olabilir.

Kontrol yüzeylerindeki düzenlemeler aynı zamanda uçağın uçuş kontrol yazılımı ile aerodinamik yapısı arasındaki uyumun geliştirilmekte olduğunu gösteriyor.
Yeni yatay stabilize kullanıldı
P1 prototipinde yatay kuyruk yüzeylerinin biçimi ve gövdeyle birleştiği noktalar yeniden tasarlandı. Yatay stabilize, uçağın yunuslama hareketinin kontrol edilmesinde ve boylamsal kararlılığın sağlanmasında kritik rol oynuyor.

Yeni tasarımın yüksek hücum açılarındaki kontrol kabiliyetini, süpersonik uçuş performansını ve manevra sırasında oluşan aerodinamik yüklerin yönetilmesini iyileştirmeye yönelik olduğu değerlendiriliyor.
Kuyruk yüzeylerinin gövdeyle daha uyumlu hâle getirilmesi, radar görünürlüğünün azaltılmasına da katkı sağlayabilir.
Motor çevresine testere dişli yüzeyler eklendi
P1’in motor bölmesi ve arka gövdesindeki bazı panel kenarlarında testere dişini andıran geometriler dikkati çekiyor.
Düşük görünürlüklü uçaklarda panel, kapak ve gövde birleşimlerinin düz çizgiler yerine belirli açılara sahip dişli biçimlerde tasarlanması, radar dalgalarının farklı yönlere dağıtılmasına yardımcı oluyor. Bu yöntem, motor çevresindeki birleşim noktalarının doğrudan radar yansıması oluşturmasını sınırlandırmak amacıyla kullanılıyor.

P1’de görülen bu ayrıntılar, KAAN’ın düşük görünürlük mimarisinin P0’dan elde edilen veriler doğrultusunda daha ayrıntılı biçimde ele alındığına işaret ediyor.
Kuyruk bölümü genişletildi
P1’in arka gövdesi ve dikey kuyruklar arasındaki bölüm, P0’a kıyasla daha geniş bir yapıya sahip görünüyor. Bu alanın yardımcı güç ünitesi ve farklı görev sistemleri için ilave hacim sağladığı değerlendiriliyor.
Yardımcı güç ünitesi, ana motorlar çalıştırılmadan önce uçağın elektrik ve basınçlı hava ihtiyacının karşılanmasına yardımcı oluyor. Genişletilen arka bölüm, daha güçlü bir yardımcı sistemin veya ek soğutma donanımlarının yerleştirilmesine imkân verebilir.

Bu alana arka yönü gözetleyen bir radar veya elektronik harp sensörü yerleştirilebileceği de ileri sürülüyor. Ancak KAAN’da bir arka radarın bulunacağına ilişkin TUSAŞ veya Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından yapılmış resmî bir açıklama bulunmuyor.
Yeni radom tasarımına geçildi
P1’in burun bölümünde kullanılan radom, P0’daki tasarıma kıyasla farklı bir geometriye sahip. Radom, uçağın ön bölümündeki AESA radarı dış etkenlerden korurken radar sinyallerinin mümkün olduğunca az kayıpla geçmesine imkân sağlıyor.

Yeni tasarımın radarın görüş alanı, burun içindeki sistem yerleşimi, aerodinamik sürükleme ve düşük görünürlük gereksinimleri dikkate alınarak hazırlandığı değerlendiriliyor.
Fotoğrafların açısına göre burun bölümünün büyüklüğüne ilişkin farklı yorumlar yapılabilse de radom ile ön gövde arasındaki geçişin yeniden biçimlendirildiği açık biçimde görülüyor.
Hava alıklarının konumu değiştirildi
P1’deki hava alıkları P0’a göre farklı bir konuma alınırken giriş geometrileri de yeniden düzenlendi. Yeni hava alıkları yan gövdeyle daha bütünleşik bir görünüm sergiliyor.
Bu değişikliklerin farklı uçuş koşullarında motorlara kesintisiz hava akışı sağlanması, aerodinamik sürüklemenin azaltılması ve radar izinin düşürülmesi amacıyla yapıldığı değerlendiriliyor.

Hava alıklarının konumunun değiştirilmesi, yan gövde içinde radar, elektronik harp ve diğer görev sistemlerinin yerleştirileceği hacimleri de etkileyebilir. Ancak dış görünüşten hareketle kesin bir sensör konfigürasyonu belirlemek mümkün değil.
Gövde geometrisi yeniden şekillendirildi
P1’in ön, orta ve arka gövde bölümlerinde P0’a göre farklılıklar bulunuyor. Kokpit çevresindeki çizgilerin, kanat köklerinin ve motorlar arasındaki geçişlerin daha bütünleşik hâle getirildiği görülüyor.
Kanat ile gövdenin birleştiği hücum kenarı kök uzantısı bölgesinin yeniden tasarlanması, yüksek hücum açılarındaki kaldırma kuvvetini ve manevra kabiliyetini iyileştirebilir.

Motorlar arasındaki mesafe ile arka gövde eğimlerinin değiştirilmesi ise aerodinamik performans, yapısal dayanım, dahili hacim ve radar kesit alanının birlikte optimize edildiğini düşündürüyor.
Gövde üzerindeki panel birleşimlerinin daha düzenli hâle gelmesi de tasarımın olgunlaştığına işaret ediyor. Bununla birlikte P1 henüz boyanmamış bir test uçağı olduğu için yüzeylerin nihai düşük görünürlük standardını temsil ettiği söylenemez.
P1 seri üretime giden yolda kritik bir prototip
KAAN P1’de görülen değişiklikler, P0’ın yalnızca tekrarlanmadığını; uçuş testlerinden elde edilen verilerle platformun aerodinamik, yapısal ve sistemsel olarak yeniden ele alındığını gösteriyor.
Aileronlardan yatay stabilizeye, radomdan hava alıklarına kadar yapılan düzenlemeler KAAN’ın kontrol kabiliyeti, düşük görünürlük, motor hava akışı ve görev sistemi yerleşimi arasında daha gelişmiş bir dengeye doğru ilerlediğine işaret ediyor.

P1 henüz KAAN’ın kesin seri üretim konfigürasyonu değil. Uçuş ve yer testlerinden elde edilecek sonuçlar doğrultusunda P2 ve sonraki prototiplerde yeni değişikliklerin yapılması mümkün. Buna rağmen P1, KAAN’ın deneysel gösterim aşamasından operasyonel sisteme dönüşme sürecindeki en önemli eşiklerden birini temsil ediyor.
Yükleniyor...
















