GKRY, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki anlaşmasını hedef aldı
GKRY, Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatının geçersiz olduğunu savundu. Açıklama BM Güvenlik Konseyi'nde yapıldı.
Google'da tercih edilenkaynak olarak ekle

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasının geçersiz olduğu yönündeki tutumunu yineledi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) konuşan GKRY temsilcisi Maria Michail, anlaşmanın uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (BMDHS) aykırı olduğunu savundu.
GKRY'den Türkiye-Libya mutabakatına yönelik açıklama
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde gelişen teknolojiler ve deniz güvenliği konulu açık oturumda konuşan GKRY temsilcisi Maria Michail, Türkiye ile Libya arasında imzalanan 2019 tarihli deniz yetki alanları mutabakatını eleştirdi.
Michail, söz konusu mutabakatın hukuken geçersiz olduğunu öne sürerek anlaşmanın uluslararası hukukla, özellikle antlaşmaların yapılmasına ilişkin kurallarla ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'yle bağdaşmadığını iddia etti.

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında coğrafi koşulların göz ardı edilemeyeceğini savunan Michail, devletlerin egemenlik haklarının tek taraflı sınırlandırmalarla ihlal edilemeyeceğini belirtti. GKRY temsilcisi, BMDHS'nin 121. maddesine atıfta bulunarak adaların deniz yetki alanlarına ilişkin haklarının uluslararası hukuk çerçevesinde tanımlandığını ifade etti.
GKRY'nin açıklaması, Libya Temsilciler Meclisinin 20 Ekim'de mutabakatı onaylamasının ardından geldi. Söz konusu kararın ardından Yunanistan'ın Türkiye-Libya anlaşmasına yönelik itirazları da Birleşmiş Milletler gündemine taşınmıştı.
GKRY, Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni gündeme getirdi
Michail, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin deniz güvenliğinin sağlanması, hukuki öngörülebilirlik ve uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi bakımından temel bir çerçeve oluşturduğunu söyledi.
Sözleşmenin uluslararası teamül hukukunu yansıtan hükümlerinin bütün devletler açısından bağlayıcı olduğunu savunan Michail, Akdeniz'deki güvenlik ve istikrarın kıyıdaş ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesine bağlı olduğunu ifade etti. GKRY temsilcisi, Akdeniz'in ortak bir deniz olduğunu belirterek bölgesel istikrarın uluslararası hukuka dayalı iyi komşuluk ilişkileriyle sağlanabileceğini dile getirdi.

Türkiye ise BMDHS'ye taraf bulunmuyor. Ankara, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında ana karaların coğrafi konumu, kıyı uzunlukları ve hakkaniyet ilkelerinin dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Türkiye ayrıca adaların deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında her durumda ana karalarla aynı etkiye sahip olmayacağını belirtiyor.
Libya Parlamentosunun onay kararının ardından Avrupa Birliği'nin anlaşmaya yönelik itirazları da gündeme gelmişti. AB, mutabakatın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini savunarak Yunanistan ve GKRY'ye destek açıklamasında bulunmuştu.
Türkiye ile Libya arasındaki 2019 mutabakatı
Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırası, 27 Kasım 2019 tarihinde İstanbul'da imzalandı.
Anlaşma, iki ülkenin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlandırmasına ilişkin koordinatları belirleyen bir düzenleme niteliği taşıyor.
Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, 20 Ekim 2026 tarihinde Türkiye ile deniz yetki alanları anlaşmasını onayladı. Parlamento aynı oturumda, Türkiye ile ilişkilerin boykot edilmesine yönelik 2020 tarihli kararları da yürürlükten kaldırdı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Libya Temsilciler Meclisinin kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Bakanlık, mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiğini belirtti.
GKRY ve Yunanistan ise anlaşmanın Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını ihlal ettiği yönündeki itirazlarını sürdürüyor.
GKRY temsilcisi Michail, BMGK'deki konuşmasında teknolojik gelişmelerin de uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak özellikle BM Şartı ve Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne atıfta bulundu.
Yükleniyor...
















