Tabya Dijital
Envanter
Savunma Sanayi
Brüksel'den önemli haber: AB–Türkiye zirvesinde savunma sanayisi vurgusu
Brüksel'den önemli haber: AB–Türkiye zirvesinde savunma sanayisi vurgusu

Brüksel'den önemli haber: AB–Türkiye zirvesinde savunma sanayisi vurgusu

Brüksel’de düzenlenen AB–Türkiye İş Zirvesi’nde Türkiye’nin Avrupa savunmasına katkıları, NATO içi işbirliği ve savunma sanayisindeki ortaklıkların geleceği masaya yatırıldı.

Savunma Sanayi18 Kasım 2025 10:31Ozan Akarsu
Brüksel'den önemli haber: AB–Türkiye zirvesinde savunma sanayisi vurgusu

Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirilen AB–Türkiye İş Zirvesi, Avrupa güvenliği ve savunma sanayisinde işbirliği konularına odaklanırken, Türkiye’nin bölgesel ve küresel güvenlik mimarisindeki rolü farklı yönleriyle ele alındı.

Zirvede AB temsilcileri, Türk yetkililer ve sektör uzmanları, NATO–AB ilişkileri, savunma sanayi projeleri, birlikte çalışabilirlik ve siyasi engeller gibi kritik başlıklarda değerlendirmelerde bulundu.

“Savunmada hız ve birlikte çalışabilirlik kritik”

TUSAŞ AR-GE ve İleri Teknolojiler Direktörü Hakan Aydemir, modern savaş konseptinin hem teknolojik çeşitliliği hem de çok katmanlı tehdit yapısı nedeniyle geçmişe kıyasla çok daha hızlı değiştiğini belirtti.

Aydemir’e göre günümüzde savunma projelerinde rekabet yalnızca teknoloji üretim kapasitesinden ibaret değil; aynı zamanda bu teknolojilerin saha ihtiyaçlarına en kısa sürede dönüştürülebilmesi, yani geliştirme–üretim döngüsünün “aylar içinde sonuç verecek kadar hızlanması” belirleyici hale geldi.

Aydemir, özellikle insansız sistemler, yapay zekâ tabanlı otonom platformlar, akıllı mühimmat ve elektro-optik teknolojilerin savaş alanlarını baştan şekillendirdiğini kaydederek, “Düşük maliyetli ama yüksek etki katsayısına sahip sistemler, geleneksel pahalı savunma mimarisini zorluyor. Bu nedenle hızlı inovasyon ve hızlı üretim artık stratejik bir zorunluluktur.” dedi.

Bu dönüşümün ülkeler arasındaki teknoloji paylaşımı ve veri akışını daha da önemli hale getirdiğini vurgulayan Aydemir, NATO bünyesinde ortak projelerde birlikte çalışabilirlik, alt sistem uyumu ve güvenilebilir tedarik zinciri gibi başlıkların kritik rol oynadığını ifade ederek şunları ekledi:

“Ortak operasyonlarda ekipmanların aynı komuta-kontrol mimarisiyle uyumlu çalışması savaşı kazandıran unsurlardan biridir. Bu nedenle hem hız hem de standart uyumu artık savunmada temel bir gereklilik.”

ASD’den açık mesaj: “Türkiye’siz Avrupa savunması olmaz”

Avrupa Havacılık, Güvenlik ve Savunma Sanayii Birliği (ASD) Genel Sekreteri Camille Grand, Avrupa’nın güvenlik sınamalarının Soğuk Savaş’tan bu yana en yoğun döneminden geçtiğini belirterek Rusya’nın savaş ekonomisine yönelmesinin Avrupa savunma planlamasında büyük bir baskı oluşturduğunu söyledi. Grand, üretim kapasitesini artırmanın ve tedarik zincirini güvence altına almanın artık stratejik zorunluk olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin savunma ekosisteminde giderek büyüyen rolüne dikkat çeken Grand, “Son 10 yılda Türk savunma sanayisinin teknolojik olgunluk ve üretim hızındaki artış, Avrupa genelinde dikkatle takip edilen bir başarı hikâyesidir.” ifadelerini kullandı.

Grand, özellikle insansız sistemler, helikopter projeleri, mühimmat teknolojileri ve modernizasyon kabiliyetlerinin Türkiye’yi birçok Avrupa ülkesinin önünde konumlandırdığını belirterek, NATO içinde üstlenilen görevleri hatırlattı:

“Bugün Avrupa savunmasının gerektirdiği kabiliyet seti çok geniş bir yelpazeye yayılıyor. Bu tabloyu Türkiye olmadan tamamlamak mümkün değil.”

Leonardo Brüksel Ofisi Genel Müdürü Renzo Tomellini ise savunma sanayisinin “tamamen ulusal” bir yapıda yürütülemeyecek kadar karmaşık hale geldiğini söyleyerek, Türkiye ile uzun süredir devam eden ortak projelerin hem maliyet hem de operasyonel verimlilik açısından önemli avantajlar sunduğunu vurguladı.
“Türkiye, güvenilir tedarik kapasitesi ve teknik birikimiyle Avrupa savunma sanayisinin doğal bir paydaşıdır. Bu işbirliğinin genişlemesi bütün tarafların yararınadır.” diye konuştu.

Öztürk: “Avrupa’yı NATO dışında savunmak mümkün değil”

Türkiye’nin NATO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Basat Öztürk, Avrupa’da zaman zaman dile getirilen “AB’nin kendi askeri yapılanması” tartışmalarına yönelik net mesajlar verdi.

Öztürk, Avrupa güvenliğinin temel dayanağının NATO olduğunu, bunun hem askeri kapasite hem de komuta-kontrol kabiliyeti açısından tartışmasız bir gerçek olduğunu söyledi. Öztürk, “Avrupa içinde ikinci bir savunma mekanizması oluşturmak yalnızca maliyetli değildir; aynı zamanda caydırıcılığı zayıflatır ve İttifak’ın bütünlüğünü bozar.” diyerek AB bünyesinde zaman zaman gündeme gelen ayrı askeri yapılanma girişimlerini eleştirdi.

Büyükelçi, PESCO Askeri Hareketlilik Projesi’ne Türkiye’nin dahil edilmemesinin, müttefiklik ruhuyla bağdaşmadığını ifade ederek, bunun operasyonel sonuçlar doğurabileceğini belirtti:

“Türkiye coğrafi konumu gereği Avrupa’nın askeri lojistik damarlarından biridir. Bu alanlarda engelleme, pratikte Avrupa güvenliğini de zayıflatır.”

Öztürk, güvenlik standartlarının AB tarafından NATO’dan farklı biçimde belirlenmeye başlamasının “komuta uyumunu bozabileceği ve operasyonel bütünlüğe zarar verebileceği” uyarısında bulundu.

Kaymakcı: “Rum vetosu Gümrük Birliği’ni kilitliyor”

Türkiye’nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı, AB–Türkiye ilişkilerinin ekonomik ve siyasi boyutunda ilerlemenin Kıbrıs Rum yönetimi kaynaklı engeller nedeniyle yavaşladığını söyledi. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin hem Türkiye hem de Avrupa için ciddi bir ekonomik kazanç yaratacağını, ancak ortak toplantıların Rum tarafınca bloke edilmesinin süreci tıkadığını belirtti.

Kaymakcı, “Gümrük Birliği'nin modernizasyonu sadece ticaret değil, tedarik zincirleri, dijitalleşme, standart uyumu ve yeşil dönüşüm açısından da kritik. Bu konunun siyasi nedenlerle ertelenmesi rasyonel değildir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bugüne kadar AB'nin 19 farklı güvenlik ve savunma misyonuna katkı verdiğini hatırlatan Kaymakcı, buna rağmen Türkiye’nin SAFE programı gibi bazı girişimlerin dışında bırakılmasının mantıklı olmadığını belirtti:
“Türkiye'nin dışlandığı bir güvenlik mimarisi ne kapsayıcı olur ne de etkili. Savunma sanayisi alanındaki hızlı üretim ve düşük maliyetli çözümlerimiz Avrupa için stratejik avantajdır.”

Kaymakcı, Türkiye’nin yalnızca NATO değil, aynı zamanda Avrupa güvenlik ekosisteminin doğal bir unsuru olduğunu vurguladı:
“Coğrafya, kapasite ve tarihsel sorumluluklar bunu zorunlu kılıyor.”

Etiket:Türkiye
18 Kasım 2025 10:31Ozan Akarsu
Yorumlar yükleniyor...