Batı Trakya'daki Çınar Camisi olaylarıyla ilgili davada erteleme kararı
İskeçe'de Çınar Camisi olaylarıyla ilgili görülen dava ertelendi. Mahkeme önünde yaşanan gerginlik dikkat çekti.

Batı Trakya'nın İskeçe kentinde, Yunan devleti tarafından atanan müftülerin Çınar Camisi'ne girişinin engellendiği iddiasıyla haklarında dava açılan dört Batı Trakya Türkünün yargılandığı dava ertelendi.
İskeçe Mahkemesinde görülen duruşmada Hüseyin Baltacı, Ozan Ahmetoğlu, Bahri Belço ve Murat Köse'nin yargılanmasına devam edildi. Ancak sanıklardan birinin sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılamaması üzerine mahkeme erteleme kararı verdi.
Duruşma öncesinde çok sayıda Batı Trakya Türkü, seçilmiş müftülere ve yargılanan kişilere destek vermek amacıyla mahkeme binası önünde toplandı. Mahkeme önünde ayrıca Yunan devleti tarafından atanan müftüleri destekleyen bir grup da hazır bulundu.
Mahkeme önünde gergin anlar
Mahkeme çevresinde toplanan gruplar arasında zaman zaman sözlü gerginlik yaşandı. Batı Trakya Türkleri tarafından, davanın dini bir mesele olmaktan çıkarılarak etnik kimlik eksenine taşınmaya çalışıldığı yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Destek için mahkeme önünde bulunan bazı Batı Trakya Türkleri, karşı gruptan "Yaşasın Yunanistan" ve ''Türkler dışarı'' gibi sloganlar atıldığı ifade etti. Duruşmanın ardından seçilmiş müftüler ve vatandaşların birlikte fotoğraf çektirdiği sırada da kısa süreli sözlü tartışmalar yaşandığı bildirildi.

Batı Trakya Türk toplumunun temsilcileri, yaşananların toplum içerisinde ayrışma görüntüsü oluşturmayı amaçladığını savunurken, bölgedeki Türk azınlığın birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiğini vurguladı.
Seçilmiş müftülerden açıklama
Duruşmanın ardından açıklama yapan Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa, davanın yalnızca dört kişiyi değil tüm Batı Trakya Türk toplumunu ilgilendirdiğini söyledi.

Trampa, "Burada sadece 4 arkadaşımız yargılanmıyor, bütün azınlığın varlığı sorgulanıyor." ifadelerini kullandı.
Mustafa Trampa, Yunanistan'ın Lozan Antlaşması'na aykırı olarak müftüleri atama yoluyla belirlemesini ve azınlık iradesini yok saymasını uluslararası platformlarda sıklıkla dile getiriyor. Mütekabiliyet ilkesi uyarınca, İstanbul'daki Rum azınlığın hakları ile Batı Trakya Türklerinin haklarının eşit düzeyde tutulması gerektiğini savunuyor.
Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif ise mahkeme önünde yaşananların, Batı Trakya Türk toplumu içerisinde görüş ayrılığı bulunduğu yönünde bir algı oluşturmayı amaçladığını belirtti. Şerif, Batı Trakya Türklerinin birlik ve beraberlik içinde olduğunu ifade etti.

Duruşmayı Batı Trakyalı milletvekilleri Burhan Baran, Özgür Ferhat ve Hüseyin Zeybek ile çok sayıda soydaş da takip etti.
Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, 1990 yılında azınlık halkı tarafından müftü seçilmesinin ardından Yunanistan makamları tarafından "makam gaspı" iddiasıyla yargılanıp hapse mahkûm edilmiş, iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşınmıştır. AİHM, Yunanistan'ın din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiğine oy birliğiyle karar vererek Yunan devletini tazminata mahkûm etmiştir
Olayın geçmişi
İskeçe Medresesi'nin 11 Ekim 2024'te gerçekleştirilen açılışının ardından, Yunan devleti tarafından atanan müftüler Çınar Camisi'nde cuma namazı kılmak istemişti. Ancak müftülerin camiye girişleri bazı azınlık mensuplarınca engellenmiş, olayın ardından adli süreç başlatılmıştı.
Yunanistan'da Batı Trakya Türk Azınlığı'nın müftüleri ve azınlığa ait vakıfların yönetimleri devlet tarafından atanırken, Batı Trakya Türkleri uzun yıllardır kendi seçtikleri müftülerin görev yapmasını talep ediyor.
Yükleniyor...















