İran savaşı sonrası dikkat çeken hamle: ABD neden Güney Kıbrıs’taki üsleri yeniliyor?
ABD, Kıbrıs’taki iki askeri üssün altyapısını geliştirerek Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki operasyonel kapasitesini artırmayı hedefliyor.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunu güçlendirmek amacıyla Kıbrıs’ta bulunan Evangelos Florakis Deniz Üssü ile Andreas Papandreou Hava Üssü’nün altyapısını geliştirmeye hazırlanıyor. Adada halihazırda ABD askeri unsurları konuşlu bulunmasa da Washington, olası kriz ve operasyon senaryolarında bu tesislerden yararlanabilmek için milyonlarca dolarlık yatırım planlıyor.
İran ile yaşanan savaşın ardından Doğu Akdeniz’in ABD açısından taşıdığı stratejik önem yeniden gündeme gelirken, Kıbrıs’ın Orta Doğu’daki muharebe operasyonları, tahliye faaliyetleri ve insani yardım görevleri açısından kritik bir konum sunduğu değerlendiriliyor.
Evangelos Florakis Üssü’ne yeni helikopter altyapısı
Adanın güneyindeki Rum üssü olan Evangelos Florakis, adını korgeneral rütbesine yükselen bir Yunan Ordusu subayından alıyor. Florakis Yunan Ordusundan emekli olduktan sonra, 2000 yılından 2002 yılında bir helikopter kazasında ölümüne kadar Kıbrıs Ulusal Muhafızlarına komuta etti.
Deniz üssü, 11 Temmuz 2011 tarihinde üste el konulan ve açıkta bekletilen barut konteynerlerinin patlaması sonucu askeri üssün tamamen yerle bir olduğu olayla gündeme geldi. Patlamada, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Andreas Yoannidis dahil 13 kişi hayatını kaybetmiştir.

Patlama, üssün hemen yanında bulunan Vasiliko Elektrik Santrali'ne çok büyük hasar vererek Güney Kıbrıs genelinde aylarca süren elektrik kesintilerine ve milyarlarca avroluk ekonomik krize yol açmıştır.
Günümüzde Kıbrıs’ın en büyük deniz üssü olan Evangelos Florakis Deniz Üssü’nde ağır yük helikopterlerinin konuşlandırılabilmesine imkan sağlayacak yeni bir helikopter pisti inşa edilmesi planlanıyor.

Lübnan’a yaklaşık 233 kilometre mesafede bulunan üssün, yeni altyapı sayesinde CH-47 Chinook gibi ağır nakliye helikopterlerine ev sahipliği yapabileceği belirtiliyor. Üssün ayrıca bölgedeki çatışma alanlarından tahliye edilen sivillerin veya personelin kabul edilmesinde kullanılabilecek kapasiteye ulaştırılması hedefleniyor.
Pist inşasının yanı sıra üssün mevcut liman derinliğinin de artırılması planlanıyor. Çünkü liman derinliği yaklaşık 7 metre ile sınırlıdır. Yeni yürütülen projeyle bu derinliğin 12 metrenin üzerine çıkarılacaktır. Böylece üs, fırkateynler ve denizaltılar gibi büyük askeri gemilerin yanaşabileceği bir altyapıya kavuşacaktır.
Andreas Papandreu hava üssü, ağır nakliye uçaklarına hazırlanıyor
Andreas Papandreou Hava Üssü’nde ise kapsamlı genişletme çalışmaları öngörülüyor. Yapılacak yatırımlarla üssün onlarca ağır nakliye uçağını aynı anda destekleyebilecek yeni tesislere kavuşması planlanıyor.
Söz konusu kapasitenin hem askeri sevkiyat operasyonlarında hem de bölgesel insani yardım görevlerinde kullanılabileceği ifade ediliyor. ABD Avrupa Komutanlığı’nın (EUCOM) projelere ayıracağı kesin bütçe açıklanmasa da her iki yatırımın da milyonlarca dolarlık harcama gerektireceği belirtiliyor.

Altyapı yatırımlarının ardından üssün; Fransa, ABD, İsrail, Yunanistan ve Hindistan gibi ülkelerin donanma unsurlarına ev sahipliği yapan "çok uluslu bir savaş gemisi istasyonu" haline gelmesi hedeflenmektedir. Genişletme inşaatlarının 2027'de hız kazanması ve 2030 yılına kadar tamamlanması öngörülüyor.
Üs bünyesinde, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki komşu ülkelerde çıkabilecek büyük orman yangınlarına müdahale etmek üzere Avrupa Birliği destekli Bölgesel Yangın Söndürme Koordinasyon Merkezi inşa edilmektedir.
ABD güçleri adada konuşlu değil
Kıbrıs’ta ABD kuvvetlerinin kalıcı olarak konuşlandırılmasına yönelik herhangi bir işaret bulunmuyor. Ancak olası bir bölgesel kriz veya askeri operasyon durumunda Kıbrıs yönetiminin ABD ordusunun her iki üssü de kullanmasına izin vereceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Pentagon’un tesislerin altyapısını geliştirmeyi ABD ulusal güvenliği açısından önemli gördüğü ifade ediliyor.
Birleşik Krallık, adadaki rolünü sürüyor
Kıbrıs’ta bulunan bir diğer önemli askeri tesis ise Birleşik Krallık tarafından işletilen RAF Ağrotur (Akrotiri) Hava Üssüdür. İngiltere’nin adadaki sömürge döneminden kalan üs, Doğu Akdeniz ve Yakın Doğu’nun en önemli askeri merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Akrotiri, savaş uçakları, insansız hava araçları, havadan yakıt ikmal uçakları ve erken ihbar platformlarına ev sahipliği yapıyor.

İngiliz Silahlı Kuvvetleri ve NATO, geçmişte IŞİD’e karşı yürütülen operasyonlar ile İran’a yönelik kriz dönemlerinde bu tesisten yararlandı. Ancak üs İngiltere tarafından işletilse de Kıbrıs hükümeti, tesisten yürütülecek saldırı operasyonlarına ilişkin son söz hakkını elinde bulunduruyor.
İran ile yaşanan son çatışma sırasında Londra yönetimine yalnızca savunma amaçlı görevler için izin verildi. Bu kapsamda İngiliz unsurları, Orta Doğu’daki ABD ve İngiliz hedeflerini İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı koruma görevleri yürüttü. Buna karşın İran topraklarına yönelik saldırı veya misilleme operasyonlarına onay verilmedi.
Kıbrıs’ın jeopolitik önemi yüzyıllardır sürüyor
Akdeniz ile Orta Doğu arasındaki stratejik konumu nedeniyle Kıbrıs, binlerce yıldır bölgesel güçlerin rekabet alanlarından biri olarak öne çıkıyor.
Antik dönemde Yunan kolonisi olan ada, tarih boyunca Persler, Romalılar, Araplar, Haçlılar, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti dahil birçok farklı güç tarafından yönetildi. Buna rağmen ada, kaynakta belirtildiği üzere, Yunan kimliği ve kültürel karakterini korudu.
Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından Birleşik Krallık, 1925 yılında Kıbrıs’ın kontrolünü devralarak adayı bir kraliyet kolonisi olarak yönetti. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yükselen bağımsızlık hareketleri ve İngiltere’nin sömürgelerden çekilme süreci sonucunda Kıbrıs, 1960 yılında bağımsızlığını kazandı.

Osmanlı döneminden kalan Türk nüfusunun varlığı nedeniyle ada uzun yıllar etnik ve siyasi gerilimlere sahne oldu. Türkiye’nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında ada fiilen ikiye ayrıldı. Günümüzde uluslararası alanda tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti adanın güney kesiminde yer alırken, kuzeyde bulunan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor.
Son yarım yüzyılda adanın yeniden birleşmesine yönelik çeşitli diplomatik girişimler yapılmasına rağmen kalıcı bir çözüme ulaşılamadı.
ABD açısından stratejik değer artıyor
Adadaki siyasi bölünmüşlüğe rağmen Washington, Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki güvenlik dengeleri açısından taşıdığı stratejik önemi vurgulamayı sürdürüyor.

Pentagon’un Evangelos Florakis ve Andreas Papandreou üslerine yönelik yatırım planları, ABD’nin bölgede ortaya çıkabilecek askeri krizlere, tahliye operasyonlarına ve insani yardım görevlerine daha hızlı yanıt verebilme kapasitesini artırmayı amaçlıyor. Kıbrıs’ın coğrafi konumu, lojistik imkanları ve bölgedeki mevcut askeri altyapısı, adayı ABD ve müttefikleri açısından giderek daha önemli bir operasyon merkezi haline getiriyor.
Yükleniyor...













