ABD, otonom hava savaşı için yeni aşamaya geçti
ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), AIR programı ile F-16 üzerinde yapay zekâ destekli hava muharebesi test ediliyor, insansız savaş uçaklarına geçiş hedefleniyor.
Google'da tercih edilenkaynak olarak ekle

ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), yapay zekâ destekli hava muharebe kabiliyetlerini geliştirmeye yönelik AIR (Artificial Intelligence Reinforcements) programında yeni detayları paylaştı. Program, çoklu uçak formasyonlarında görüş ötesi (BVR) hava muharebesine odaklanarak otonom sistemlerin gerçek savaş koşullarında karar verip veremeyeceğini test etmeyi amaçlıyor.
DARPA’nın yaklaşımı, sistemleri doğrudan insansız platformlara entegre etmek yerine önce F-16 savaş uçaklarında test ederek olgunlaştırmak ve ardından gelecekteki insansız muharip hava araçlarına aktarmak üzerine kurulu.
ACE programından AIR’e geçiş
AIR programı, DARPA’nın daha önce yürüttüğü Air Combat Evolution (ACE) programının devamı niteliğinde. ACE kapsamında yapay zekâ algoritmaları, X-62A VISTA test uçağında (modifiye edilmiş F-16D) gerçek uçuşlarda denenmişti.

2023 ve 2024 yıllarında gerçekleştirilen testlerde yapay zekâ, insan pilotlu F-16’ya karşı yakın mesafe hava muharebesi gerçekleştirdi. ABD Hava Kuvvetleri verilerine göre bu süreçte 21 test uçuşu yapılırken, 100 binden fazla satır kritik uçuş yazılımı geliştirildi. Testlerde uçaklar yaklaşık 1.200 mil/saat hızda ve 2.000 feet gibi yakın mesafelerde angajmana girdi.
AIR programı ise bu konsepti yakın mesafe it dalaşından çıkararak BVR muharebesine taşıyor. Bu ortamda belirleyici faktörler; dönüş kabiliyeti yerine radar iz kalitesi, füze kinematiği, elektronik emisyon kontrolü ve hedefleme koordinasyonu oluyor.
BVR muharebesinde karar süreci: F-16 ve AIM-120 birlikteliği
Programın merkezinde, AIM-120 AMRAAM sınıfı görüş ötesi hava-hava füzelerinin kullanımına yönelik karar mekanizmalarının geliştirilmesi yer alıyor.
AIM-120; F-15, F-16, F-22, F-35 ve ABD Donanması’nın F/A-18 platformlarıyla uyumlu, her hava koşulunda görev yapabilen bir füze olarak biliniyor. Füze, orta safhada ataletsel güdüm, terminal safhada ise aktif radar arayıcı kullanıyor. Bu sayede fırlatmayı yapan uçak, belirli bir noktadan sonra savunma manevrasına geçebiliyor.

Açık kaynak verilere göre füze yaklaşık 3,65 metre uzunluğa, 17,8 santimetre çapa, 52,6 santimetre kanat açıklığına ve 152 kilogram ağırlığa sahip. Katı yakıtlı roket motoru kullanan füzenin Mach 4 hızına ulaştığı ve yaklaşık 18 kilogram yüksek patlayıcı savaş başlığı taşıdığı ifade ediliyor.
DARPA’ya göre BVR angajmanları yalnızca menzil hesaplamasından ibaret değil; platform hızı, irtifa, hedef açısı, radar güncelleme kalitesi, düşman karıştırması ve füzenin hedefe ulaştığındaki enerji durumu gibi çok sayıda değişkene bağlı.
Bu kapsamda AIR; hangi uçağın ateş edeceği, hangi hedefin öncelikli olduğu, sensör desteğinin nasıl sağlanacağı ve formasyonun ne zaman manevra değiştireceği gibi kritik kararları optimize etmeyi hedefliyor.

F-16’nın test platformu olarak seçilmesi; yaygın kullanımı, iyi bilinen uçuş karakteristikleri ve AIM-120 entegrasyonuna sahip olmasıyla ilişkilendiriliyor. Bilindiği gibi F-16; M61A1 20 mm top, altı adede kadar hava-hava füzesi, hava-yer mühimmatı, harici yakıt tankları ve elektronik harp podları taşıyabiliyor. Tipik bir yük konfigürasyonu, kısa menzilli AIM-9 ve orta menzilli AIM-120 füzeleri ile yakıt tanklarının kombinasyonundan oluşuyor.
Bu yapı, AIR’ın çözmesi gereken temel dengeyi de ortaya koyuyor: yakıt ve mühimmat dengesi, radar kullanımı ile görünürlük riski ve görev süresi ile angajman yoğunluğu.
Teknik zorluklar: modelleme ve gerçek zamanlı karar
Programın teknik çalışmaları iki ana başlık altında toplanıyor: modelleme ve icra. Modelleme aşamasında uçaklar, sensörler, elektronik harp etkileri, silah sistemleri ve düşman davranışlarının hızlı ve doğru şekilde simüle edilmesi hedefleniyor.
İcra aşamasında ise bu modellerin gerçek zamanlı olarak çoklu platformlar arasında kullanılabilmesi amaçlanıyor. DARPA, sensör entegrasyonu, büyük ölçekli angajman yönetimi, açık ortam uyumu ve aldatıcı etkilerin modellenmesini halen çözülmesi gereken başlıca sorunlar olarak tanımlıyor.
Sanayi iş birlikleri ve sözleşmeler
Program kapsamında savunma sanayi şirketlerine sınırlı ancak kritik sözleşmeler verildi. Lockheed Martin, 8 Temmuz 2024’te 4,6 milyon dolarlık sözleşme ile uçak, sensör, elektronik harp ve silah sistemlerine yönelik yapay zekâ destekli modelleme araçları geliştirmeye başladı.
BAE Systems ise 10 Eylül 2024’te FAST Labs birimi üzerinden 4 milyon dolarlık bir sözleşme alarak operasyonel koşulları yansıtan simülasyon modelleri geliştirmeye odaklandı. Sözleşmelerin amacı, simülasyonda öğrenilen taktik davranışların gerçek uçuşta geçerliliğini sağlayacak yeterlilikte bir test ortamı oluşturmak olarak öne çıkıyor.
İnsan-makine iş birliği ve CCA bağlantısı
AIR programı, insan-makine iş birliği konseptinin bir parçası olarak geliştiriliyor. Bu modelde pilotlar tüm platformları doğrudan kontrol etmek yerine görev hedeflerini belirliyor, otonom sistemler ise zaman kritik kararları uyguluyor.

Program, ABD Hava Kuvvetleri’nin Collaborative Combat Aircraft (CCA) girişimiyle doğrudan bağlantılı. Haziran 2026’da General Atomics (FQ-42) ve Anduril (FQ-44) için ilk hava aracı sözleşmeleri imzalanırken, çok sayıda şirket de görev otonomisi yazılımı geliştirmek üzere seçildi.
ABD’nin hedefi, on yıl sonuna kadar 150’den fazla, uzun vadede ise yaklaşık 1.000 insansız muharip hava aracı envantere katmak.
Operasyonel kullanım senaryosu
Programın öngördüğü yapı, insanlı ve insansız platformlardan oluşan karma filoları içeriyor. Bu filolarda bazı uçaklar radar görevini üstlenirken, bazıları düşük görünürlükte ilerleyebiliyor, diğerleri ise füze taşıyıcı veya elektronik harp unsuru olarak görev yapabiliyor. Söz konusu yapı, pilotun doğrudan kontrol yerine görev komutanı rolüne geçmesini gerektiriyor.

İnsansız platformlar, ileri hatta konuşlanarak düşmanı reaksiyona zorlayabilir, daha avantajlı atış pozisyonları oluşturabilir ve pilotlu uçakların riskini azaltabilir. Ayrıca “dağıtık mühimmat deposu” olarak görev yaparak daha fazla füzenin sahada bulunmasını sağlayabilir.
Riskler ve değerlendirme
Programın temel riski, yapay zekânın yalnızca uçuş kontrolü değil, belirsizlik altında taktik karar üretme yeteneğinin yeterli olup olmayacağı hususunda oldu. İletişim kesintileri, değişen düşman davranışları ve belirsiz radar izleri altında sistemin öngörülebilir ve güvenilir kalması kritik önem taşıyor.
Uzmanlara göre AIR programı, yeni bir savaş uçağı geliştirmekten ziyade mevcut ve gelecekteki platformların birlikte, koordineli ve daha etkili şekilde çalışmasını sağlamaya yönelik bir girişim olarak değerlendiriliyor.
Yükleniyor...












