TUSAŞ, T-70’in yerini alacak yeni 10 tonluk helikopterini tanıttı
TUSAŞ, 10 tonluk sınıfta yeni yerli helikopteriyle Türk havacılığı için önemli bir dönüm noktasına imza atıyor.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), T-70 genel maksat helikopterlerinin yerine geçecek yeni 10 tonluk helikopter tasarımını Paris Havacılık Fuarı’nda ilk kez kamuoyuna sundu. Yeni modelin ilk uçuşunun 2026 yılı sonunda gerçekleştirilmesi, teslimatların ise 2028 yılında başlaması hedefleniyor.
Daha önce 2023’te düzenlenen Paris Fuarı’na da katılan TUSAŞ, o zaman 11,5 ton maksimum kalkış ağırlığına sahip ve kuyruk rampalı bir helikopterin bire bir ölçekli modelini (mock-up) sergilemişti.
Sikorsky ile birlikte yürütülen ve toplamda 109 adet T-70’i kapsayan Genel Maksat Helikopter Projesi kapsamında, teslimatların lisans sorunu nedeniyle 38’inci helikopterde tamamlanması öngörülüyor.

Bu gelişme, haliyle TUSAŞ’ı söz konusu sınıfta yerli üretim yapmaya sevk etti. Yeni helikopterin maksimum kalkış ağırlığı 10 ton olarak planlanırken, tasarımda bazı değişikliklere de gidildi. Kuyruk rampasından vazgeçilirken, ön iniş takımı arka kısma alındı.
TUSAŞ, 2030’lu yıllarda hem S-70’in yerini alacak, hem T-70'in eksikliğini dolduracak
TUSAŞ, 109 helikopterlik ihtiyacı yerli olanaklarla karşılamayı amaçlıyor. İlk aşamada Ukrayna üretimi bir motorla çalışması planlanan helikopter için, uzun vadede TEI tarafından General Electric’in T700 motoruna benzer bir yerli motor geliştirilmesi gündemde. Bu doğrultuda Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) ile görüşmeler sürüyor. Böylece TUSAŞ, bu helikopterler ile hem envanterden çıkacak S-70 helikopterlerinin yerini alacak, hem de T-70 helikopterlerindeki sayısal eksikliği dolduracak. Daha sonra da T-70 serisi helikopterlerin yerini tamamen yerli helikopterler almış olacak.
Konuya ilişkin Tolga Özbek’e açıklamalarda bulunan TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demirci, KKTC’de düzenlenen TEKNOFEST’te şunları söyledi:
“Hem SSB hem de Kuvvetler ile konuştuk ve 10 tonu ATAK-2’nin önüne aldık. ATAK-2’yi iptal etmedik. Gerek görüldüğünde hemen başlatacağız. Motor, pal ve diğer sistemler aynı. T925 ilk uçuş 2026 Temmuz-Ağustos gibi yapacağız. Ekipler çalışıyor. 1-2 ay öne veya geri gidebilir. Orman Bakanlığı için 8 adetlik ilk siparişimiz var. İki yıllık test aşamasından sonra ilk helikopteri 2028’de vereceğiz”
Yeni helikopter ile envanterdeki yerlilik oranı artacak
TUSAŞ’ın 10 ton sınıfındaki yeni genel maksat helikopter projesi, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisinde geldiği noktayı ve geleceğe dönük stratejik hedeflerini net biçimde ortaya koyuyor. Bu proje, sadece bir helikopter üretimi değil, aynı zamanda dışa bağımlılığı azaltma, kritik teknolojilerde yerli ve milli çözümler geliştirme vizyonunun bir parçası olarak değerlendirilmeli.

Mevcut S-70 Black Hawk’ların muhtemelen envanterden çekileceği 2030-2040 dönemi düşünülerek başlatılan bu girişim, T-70 helikopterlerinin de 38 adet ile noktalanacağı düşünüldüğünde, TUSAŞ'ın Türkiye’nin uzun vadeli ihtiyaçlarını öngörüp bugünden harekete geçtiğini gösteriyor. Helikopter konusunda ATAK-2 ve T925 helikopterleri ile dikkatleri üzerine çeken TUSAŞ, 10 tonluk sınıfta da iddiasını koydu.

İlk etapta Ukrayna menşeili genel maksat helikopter motoru ile yola çıkılması, kısa vadede teknolojik kapasiteyi küresel pazarda tercih edilen bir dış kaynakla tamamlarken, uzun vadede TEI ile birlikte motor geliştirme çabası ise Türkiye'nin motor teknolojisinde dışa bağımlılığını ortadan kaldırma iradesini pekiştiriyor.
Tasarımsal değişiklikler dikkat çekiyor
Yeni helikopterde hem operasyonel hem de mühendislik açısından dikkati çeken en önemli unsur ise kuyruk rampasından vazgeçilmesi ve burun iniş takımının arka kısma alınması olabilir. Çünkü kuyruk rampasının iptali, helikopterin görev tanımında bir değişikliğe işaret ediyor.
Rampalı tasarım, genellikle personel ve yüklerin hızlı tahliyesi, araç taşımacılığı ya da özel harekât birliklerinin hızlı iniş-biniş ihtiyaçlarına cevap vermek üzere tercih edilir. Rampadan vazgeçilmiş olması, platformun bu tip görevlerden çok, daha klasik genel maksat işlevlerine, yani personel nakli, arama-kurtarma, yangınla mücadele, sağlık tahliyesi gibi alanlara odaklanacağını düşündürdü. Rampasız yapı, aynı zamanda yapısal olarak daha hafif bir helikopter anlamına gelebilir ve bu da menzil ve taşıma kapasitesine pozitif katkı sunabilir.
Burun iniş takımının kuyruğa alınması ise ağırlık merkezi dengesi, iniş-duruş ve aerodinamik yapı açısından radikal bir karar. Bu değişiklikteki asıl neden, burnun altını görev sistemleri, radarlar ya da elektro-optik donanım gibi özel sistemlerle donatmak için boşaltma amacı olabilir. İniş takımlarının arka bölümde olması, helikopterin daha az burun eğilimiyle kalkıp inmesini ve Türkiye’nin helikopterler için zorlayıcı arazi koşullarında istikrarlı şekilde durmasını sağlayabilir.
Genel olarak bu iki tasarım kararı, helikopterin daha sade, daha optimize, daha çok yönlü bir görev yelpazesine uygun hale getirildiğini gösteriyor. Özellikle yerli motor seçeneğiyle birlikte düşünüldüğünde, ağırlık ve hacim verimliliği konusunda daha rafine bir yaklaşım benimsendiği söylenebilir. Bu da TUSAŞ’ın sadece yerli değil, aynı zamanda akıllı mühendislik perspektifiyle hareket ettiğini gösteriyor.
Yükleniyor...














