Tabya Dijital
Envanter
Analiz
KAAN için dikkat çeken analiz: ABD medyası, F-22 ve F-35’e rakip olarak görüyor
KAAN için dikkat çeken analiz: ABD medyası, F-22 ve F-35’e rakip olarak görüyor
ReklamReklam

KAAN için dikkat çeken analiz: ABD medyası, F-22 ve F-35’e rakip olarak görüyor

KAAN savaş uçağı programında ilk üretim sözleşmesi imzalandı. Türkiye, beşinci nesil savaş uçağı hedefinde yeni aşamaya geçti.

AnalizTUSAŞ18 Mayıs 2026 21:47Ozan Akarsu
KAAN için dikkat çeken analiz: ABD medyası, F-22 ve F-35’e rakip olarak görüyor
ReklamReklam

National Security Journal’da yayımlanan ve Jack Buckby tarafından ''Güle güle F-22 ve F-35: Türkiye Kendi Gizli Savaş Uçaklarını Üretti'' başlığıyla kaleme alınan analizde, Türkiye’nin yerli beşinci nesil savaş uçağı KAAN programında kritik bir üretim aşamasına geçtiği belirtiliyor. İşte o analiz;

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ/TAI), Türk Hava Kuvvetleri için KAAN savaş uçağına yönelik ilk üretim sözleşmesini imzalaması, programın erken tedarik safhasına geçtiğini ve tasarım sürecinin büyük ölçüde tamamlandığını gösteriyor. İlk aşamada 20 adet KAAN Blok 10 savaş uçağı üretilecek ve bu uçakların 2028 ile 2030 yılları arasında teslim edilmesi planlanıyor. Bu süreç, yalnızca uçak teslimatını değil, aynı zamanda eğitim, bakım ve lojistik altyapının kademeli olarak oluşturulmasını da içeriyor.

TUSAŞ İcra Kurulu Başkanı Mehmet Demiroğlu’nun İstanbul’daki SAHA 2026 savunma fuarında yaptığı açıklamalar, programın teknik zorluklara rağmen üretim aşamasına geçişini hızlandırma iradesini ortaya koyuyor. KAAN’ın sadece bir prototip aşamasında kalmayacağı, operasyonel bir savaş uçağı platformuna dönüştürülmesi için sanayi tarafında ciddi bir hazırlık yürütüldüğü görülüyor.

KAAN programının stratejik arka planı

KAAN programı, Türkiye’nin yalnızca yeni nesil bir savaş uçağı üretme hedefi değil, aynı zamanda bağımsız bir beşinci nesil hava gücü mimarisi kurma çabasının merkezinde yer alıyor. Bu süreç, özellikle 2019 yılında Türkiye’nin ABD öncülüğündeki F-35 programından çıkarılmasının ardından daha kritik bir stratejik boyut kazandı.

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi tedarik etmesi, Washington ile savunma ilişkilerinde ciddi bir kırılmaya yol açtı. ABD tarafı, S-400 sistemlerinin F-35’in düşük görünürlük (stealth) özelliklerine ilişkin hassas verileri riske atabileceği gerekçesiyle Türkiye’nin programdan çıkarılmasını kararlaştırdı. Bu karar, Türkiye’nin gelecekteki hava gücü planlamasında önemli bir boşluk yarattı.

F-35 sürecinden önce Türkiye, TF-X (Milli Muharip Uçak) projesi kapsamında kendi savaş uçağını geliştirme sürecini zaten başlatmıştı. Ancak F-35 programından çıkarılma sonrası bu proje, sadece bir teknoloji geliştirme girişimi olmaktan çıkarak doğrudan ulusal güvenlik ve stratejik bağımsızlık projesi haline geldi.

İlk uçuş, geliştirme süreci ve teknik tablo

KAAN ilk kez 2023 yılında kamuoyuna tanıtıldı ve Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı hedefinde somut bir aşamaya geçildi. İlk test uçuşu 21 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştirildi. Bu uçuşta prototip uçak Ankara yakınlarında yaklaşık 13 dakika havada kaldı, 8.000 feet irtifaya ulaştı ve yaklaşık 230 knot hıza çıktı. Bu test, uçağın temel uçuş kabiliyetlerinin doğrulanması açısından önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.

Programda İngiltere merkezli BAE Systems ile yürütülen iş birliği, tasarım ve mühendislik süreçlerine önemli katkı sağlıyor. Bu iş birliği kapsamında özellikle sistem tasarımı ve mühendislik desteği öne çıkıyor ve KAAN’ın geliştirme sürecinin uluslararası bir teknik çerçevede ilerlemesine katkıda bulunuyor.

Mevcut planlamaya göre ilk üretim uçaklarının 2028 civarında envantere girmesi hedefleniyor. 2030’lu yılların başında daha gelişmiş blokların devreye alınmasıyla birlikte KAAN’ın tam operasyonel kapasiteye ulaşması öngörülüyor. Bu süreç, kademeli bir yetenek artışı üzerinden ilerleyen uzun vadeli bir modernizasyon planına dayanıyor.

KAAN’ın uzun vadede Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-16 filosunun önemli bir bölümünün yerini alması bekleniyor. Platformun 2070’li yıllara kadar hizmette kalabilecek şekilde tasarlanması, programın yalnızca kısa vadeli bir tedarik projesi olmadığını gösteriyor.

Uluslararası ilgi ve ihracat potansiyeli

KAAN programı, üretim süreciyle birlikte uluslararası savunma pazarında da dikkat çekmeye başladı. Endonezya’nın Türkiye ile yaptığı savunma anlaşması kapsamında 48 adet KAAN savaş uçağı siparişi verdiği biliniyor. Bu anlaşma, programın ilk büyük ölçekli ihracat adımlarından biri olarak öne çıkıyor.

Suudi Arabistan’ın da programa katılım ihtimalini değerlendirdiği belirtiliyor. Bu tür potansiyel ortaklıklar, KAAN’ın yalnızca Türkiye’nin iç ihtiyacına yönelik bir platform olmaktan çıkıp çok uluslu bir üretim ve tedarik programına dönüşme ihtimalini güçlendiriyor.

İhracat pazarına açılım, üretim maliyetlerinin düşmesi ve sürdürülebilir üretim hattının oluşması açısından kritik bir unsur olarak görülüyor. Aynı zamanda farklı kullanıcı ülkelerin katılımı, platformun uzun vadeli gelişim finansmanı açısından da önemli bir avantaj sağlıyor.

KAAN devreye girene kadar mevcut hava gücü dengesi

KAAN’ın üretim sürecine girmesine rağmen, tam anlamıyla operasyonel bir savaş uçağı filosuna dönüşmesi zaman alacak. İlk üretim bloklarının pilot eğitimleri, bakım sistemlerinin kurulması, lojistik altyapının oluşturulması ve operasyonel doktrinlerin geliştirilmesi için kullanılması planlanıyor.

Daha gelişmiş varyantların devreye girmesiyle birlikte KAAN’ın muharip görevlerde daha geniş rol üstlenmesi bekleniyor. Bu geçiş süreci, Türkiye’nin kısa ve orta vadede mevcut savaş uçağı filosunu desteklemeye devam etmesini zorunlu kılıyor.

Bu çerçevede Türkiye’nin İngiltere’den Eurofighter Typhoon tedariki için görüşmeleri sürdürmesi ve ABD ile F-35 konusunda zaman zaman yeniden temas ihtimalinin gündeme gelmesi dikkat çekiyor. Bu durum, KAAN devreye girene kadar hava gücü boşluğunu yönetmeye yönelik bir denge stratejisi olarak değerlendiriliyor.

Modern savaş uçağı programlarının doğası

Gelişmiş savaş uçağı programları yalnızca uçak üretiminden ibaret değil. Pilot eğitimi, bakım altyapısı, yedek parça üretimi, silah entegrasyonu ve uzun süreli test süreçleri bu tür projelerin ayrılmaz parçalarını oluşturuyor.

KAAN programı da bu kapsamda değerlendirildiğinde, sadece bir platform geliştirme projesi değil, aynı zamanda geniş ölçekli bir savunma sanayi ekosistemi kurma girişimi olarak öne çıkıyor. Bu ekosistem yaklaşımı, hem teknolojik bağımsızlık hem de uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından programın temel omurgasını oluşturuyor.

Kaynak: National Security Journal
Etiket:Türkiye, KAAN, ABD
18 Mayıs 2026 21:47Ozan Akarsu
Yorumlar yükleniyor...