İran'ın F-5 jetleri, ABD savunmasını aşarak Kuveyt'teki nasıl üssü vurdu?
İranlı pilotlar, F-5 jetleriyle ABD üslerine yönelik sızma operasyonunun detaylarını paylaştı.
Tabya'yı güvenli kaynaklarına ekle
ABD ile İran arasında Şubat sonu itibarıyla tırmanan askeri gerilim, Orta Doğu genelinde karşılıklı saldırılarla yeni bir aşamaya taşındı. ABD’nin İran’a yönelik başlattığı harekâtın ardından Tahran yönetimi, bölgedeki ABD askeri varlığına karşı farklı platformlarla çok yönlü saldırılar düzenledi. Bu kapsamda insansız hava araçları ve füze sistemlerinin yanı sıra savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen sızma harekâtları da dikkat çekti.
İranlı pilotlar, 28 Şubat’ta ABD’nin İran’a yönelik saldırı başlatmasının ardından, 1 Mart'ta Kuveyt’teki Camp Buehring üssüne yönelik sızma harekâtını gerçekleştirdi. Pilotlar, operasyonu 15 metreden daha az mesafeyle yakın kol düzeninde ve tam telsiz sessizliği altında uçarak Kuveyt topraklarına girdi. Böylece çok katmanlı ABD ve yerel hava savunma sistemlerini aşarak hedefe ulaştı.

Pilotların açıklamasına göre hedefe ilerlerken, Kuveyt’teki enerji hatları ve petrol rafinerileri gibi unsurların kasıtlı olarak hedef alınmadı ve doğrudan üs bölgesine gidildi. Saldırının üs içerisinde büyük yangınlara ve ikincil patlamalara yol açtığı, en az bir helikopterin imha edildiği öne sürüldü.
Dost ateşi iddialarına yeni boyut
İran uçaklarının Kuveyt hava sahasında bombardıman gerçekleştirdiğine dair bilgiler, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait üç F-15E savaş uçağının dost ateşi sonucu düşürüldüğü yönündeki iddiaları güçlendirdi.

Söz konusu uçakların Kuveyt Hava Kuvvetleri’ne ait F-18 savaş uçakları tarafından da vurulduğu ileri sürülürken, bu iddiaların doğruluğu konusunda ise tartışmalar sürüyor. İranlı pilotların açıklamalarının akabinde, İran uçaklarının saldırısı nedeniyle Kuveyt hava unsurlarının hedef tanımlamada karışıklık yaşamış olabileceği savı güçlenmiş oldu.
Uçağın düştüğü gün, İran tarafından omuzdan fırlatılan taşınabilir hava savunma sistemi (MANPADS) tarafından vurulmuş olabileceği de öne sürülmüş ve Çin resmi makamlarının tepkisini çekmişti.
Suudi Arabistan üzerinde de benzer bir operasyon gerçekleşti
İranlı kaynaklar, Kuveyt’teki saldırının tekil olmadığını, İran’ın F-4E savaş uçaklarıyla Suudi Arabistan hava sahasında da benzer bir sızma harekâtı gerçekleştirdiğini belirtiyor. Söz konusu operasyonda İran uçaklarının uzun menzilli bir görev profiliyle, radar kapsama alanlarını düşük irtifa uçuş ve rota planlamasıyla aşarak hedef bölgeye ulaştığı değerlendiriliyor.

Operasyonun açığa çıkmasının, İran uçağı ile ABD Hava Kuvvetleri’ne ait en az bir F-16CJ savaş uçağı arasında yaşanan angajman sayesinde mümkün olduğu ifade ediliyor. Elektronik harp ve bastırma görevlerinde kullanılan F-16CJ platformlarının İran uçağını tespit etmesine rağmen etkili bir önleme gerçekleştiremediği, İran F-4E’nin angajmandan çıkarak üslerine geri döndüğü aktarılıyor.
Eski nesil uçaklarla dikkat çeken başarı
İran Hava Kuvvetleri envanterinin bel kemiğini oluşturan F-4 ve F-5 savaş uçaklarının, Vietnam Savaşı dönemine ait eski platformlar olması, yürütülen operasyonu daha dikkat çekici hale getirdi. Bu uçakların, modern muharip jetlere kıyasla iki nesil geride olduğu ve üçüncü nesil platformlara göre dahi sınırlı kabiliyetlere sahip olduğu biliniyor.
Uzmanlar, ABD’nin SEAD (hava savunma bastırma) görevlerinde kullanılan platformlarına rağmen İran uçaklarının hava sahasına sızabilmiş olmasının dikkat çekici olduğunu belirtiyor. İranlı pilotlar tarafından düşük görünürlük elde etmek için gösterilen çaba, uçuş disiplini ve görev planlamasının, eski nesil platformların dahi modern hava savunma ağlarında boşluklar bulabildiğini ortaya koyuyor.

Böylece ABD ve müttefiklerinin yüz milyarlarca dolarlık hava savunma ağına rağmen bu tür platformların engellenememesi, mevcut savunma sistemlerinin etkinliği konusunda soru işaretleri doğurdu.
İran, Northrop F-5 platformunu temel alarak hem doğrudan modernizasyon hem de türev üretim yoluyla birkaç yerli savaş uçağı geliştirdi. Geliştirilen uçaklar genellikle F-5’in gövde yapısını, aerodinamik tasarımını ve operasyon konseptini temel alır. O uçaklar şunlardır:
- Azarakhsh: Ülkenin ilk yerli savaş uçağı girişimi olarak öne çıkıyor. 1990’lı yıllarda geliştirilen bu platform, büyük ölçüde F-5E’nin birebir üretimi niteliğinde olup sınırlı yapısal ve aviyonik değişiklikler içeriyor.

- Saeqeh: Azarakhsh projesinin geliştirilmiş bir türevi olarak dikkat çekiyor. En belirgin farkı çift dikey kuyruk tasarımı olan bu uçak, aerodinamik stabilite ve manevra kabiliyetini artırmayı hedefliyor.

- Kowsar: F-5 tabanlı projeleri arasında en güncel versiyon olarak öne çıkıyor. Bu uçakta dijital kokpit, yerli aviyonik sistemler ve geliştirilmiş görev bilgisayarları gibi modernizasyon unsurlarının entegre edildiği belirtiliyor.

F-5 platformuna dayanan bu uçakların ortak noktaları; hafif, çift motorlu ve düşük maliyetli platformlar olmasıdır. Yüksek manevra kabiliyeti ve düşük irtifa görevlerine uygun olmalarına rağmen, radar, menzil ve silah sistemleri açısından modern savaş uçaklarına kıyasla sınırlı kabiliyetlere sahiptirler.
Gelecekte daha gelişmiş tehditler gündemde
İran’ın önümüzdeki dönemde hava gücünü önemli ölçüde modernize etmeye hazırlandığı, açık kaynaklara yansıyan bilgiler arasında yer alıyor. Bu kapsamda Tahran yönetiminin 2026 yılı itibarıyla Su-35, 2027 sonrasında ise Su-30SM2 savaş uçaklarını envantere katmayı planladığı ifade ediliyor. Böylece mevcut F-4 ve F-5 filosuna kıyasla gelişmiş radar, uzun menzilli hava-hava mühimmatları ve elektronik harp kabiliyetleri sayesinde sızma ve derin taarruz görevlerinde çok daha yüksek etkinlik sağlayabileceği değerlendiriliyor.

Bunun yanında İran’ın pilot eğitim ve hafif taarruz kabiliyetini artırmak amacıyla Rus yapımı Yak-130 eğitim/taarruz uçaklarını tedarik ettiği ve bu platformların operasyonel kullanıma hazırlandığı biliniyor. Yak-130’un, özellikle düşük yoğunluklu çatışma ortamlarında ve hassas taarruz görevlerinde destek rolü üstlenebileceği düşünülüyor.

Helikopter tarafında ise açık kaynaklarda İran’ın taarruz helikopteri kapasitesini güçlendirmek amacıyla Rus yapımı Mi-28NE ve Ka-52 platformlarına ilgi gösterdiğine dair değerlendirmeler yer alıyor. Bu tür platformların tedarik edilmesi halinde, kara unsurlarına yakın hava desteği ve derinlikte hedef angajmanı kabiliyetlerinin önemli ölçüde artabileceği ifade ediliyor.

Modern savaş uçakları ve gelişmiş rotor platformlarının 2030'lu yıllarda envantere girmesiyle birlikte İran’ın mevcut sızma harekâtı konseptini daha sofistike hale getirebileceği, özellikle gelişmiş sensörler ve elektronik harp sistemleri sayesinde ABD ve müttefiklerine ait hava savunma ağlarını daha etkin şekilde zorlayabileceği değerlendiriliyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD üslerine karşı düşman savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen nadir saldırılar arasında yer alan bu türde operasyonların, Çin ve Kuzey Kore gibi daha gelişmiş hava gücüne sahip ülkelerin benzer senaryolarda çok daha etkili sonuçlar elde edebileceğine işaret ediyor.
Yükleniyor...















