Tabya Dijital
Envanter
Köşe Yazıları
ABD’nin İran'daki faaliyetleri üzerine: Operasyonel başarı mı, sürdürülebilirlik mi?
ABD’nin İran'daki faaliyetleri üzerine: Operasyonel başarı mı, sürdürülebilirlik mi?
ReklamReklam

ABD’nin İran'daki faaliyetleri üzerine: Operasyonel başarı mı, sürdürülebilirlik mi?

ABD ordusu yüksek teknoloji ve küresel operasyon kabiliyetiyle kısa vadede benzersiz başarılar elde edebiliyor; ancak sınırlı kuvvet derinliği, yaşlanan platformlar ve artan rekabet ortamı, bu gücün uzun süreli ve çok cepheli bir çatışmada ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusunu gündeme getiriyor.

ABD’nin İran'daki faaliyetleri üzerine: Operasyonel başarı mı, sürdürülebilirlik mi?

Son yedi ayda ABD ordusu, dünya genelinde birbirinden oldukça farklı ve her ikisi de yüksek etkili iki askeri operasyon gerçekleştirdi.

Haziran ayında gerçekleştirilen ''Gece Yarısı Çekici Operasyonu - Operation Midnight Hummer” adlı harekâtta, 7 adet ABD B-2 bombardıman uçağı İran’ın nükleer üretim kapasitesini büyük ölçüde yok etti. Bu operasyon, ABD Hava Kuvvetleri’nin hem küresel erişim hem de küresel güç uygulama yeteneğini sergileyen dikkat çekici bir örnek oldu.

Ardından Ocak ayında, ABD’nin özel kuvvetleri, siber yetenekleri, uzay varlıkları ve diğer hassas unsurlarıyla ortaklaşa bir görev yürüterek, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini başkanlık sarayından almayı başardı.

Başarılar, ABD ordusunun son 50 yılda geliştirdiği eşsiz kabiliyetleri ortaya koysa da aynı zamanda mevcut eksiklikleri de gözler önüne seriyor. ABD, karmaşık operasyonları başarıyla yürütebilse de rakipleri uzun süreli savaşlara çekmek istiyor ve her uzun süreli savaşta ABD, sürdürülebilirlik konusunda ciddi sorularla karşı karşıya kalıyor. Rakipler, ABD'nin elindeki teknolojik üstünlük karşısında süreklilik ve düşük maliyet ile dengelemeye çalışırken, ABD'nin avantajları giderek eriyor. Böylece sahip olduğu kuvvetlerin derinliği azalıyor.

Küresel rekabet artıyor ama bazı şartları göz ardı etmemek gerekir

Örneğin, Çin şu anda ABD’den daha büyük bir donanmaya sahip ve Hava Kuvvetleri büyüklüğünde de yaklaşıyor. Elbette büyüklük tek başına yeterli değil; Rusya, büyüklüğünü Ukrayna’da etkili kullanamadı. Bu da gösteriyor ki; etkili bir kuvvet yapısı, caydırıcılığı güçlendirir, esnekliği artırır ve bir harekâtın tekrar uygulanmasını mümkün kılar.

Gece Yarısı Çekici operasyonunda, ABD Hava Kuvvetleri 19 adet B-2 bombardıman uçağının yarısından fazlasını, yani 7 adet uçağı görev için göndermiş ve üç uçağı da aldatma amacıyla kullanmıştı. Operasyona toplam 125’ten fazla uçak katıldı; F-35A’lar görev öncüsü olarak girdi ve çıktı, onlara tankerler ve diğer unsurlar da destek verdi.

Tek seferlik operasyonel başarılar, İran'da gerçekleşmedi

Ancak bu noktada sormak lazım; operasyon o gün için mükemmel olsa da ABD Hava Kuvvetleri aynı görevi bir gün veya bir hafta sonra tekrar gerçekleştirebilir miydi?

ABD Hava Kuvvetleri sınırlı saldırı doktrininin sembolü olan B-2 uçakları en az 30 yaşında ve onları ikmal eden tankerler ise neredeyse iki kat yaşlı. Eski uçaklar, yaşlı insanlar gibi, bir iş yaptıktan sonra daha fazla bakım ve toparlanma süresi gerektiriyor.

Maduro’yu yakalamak için düzenlenen “Mutlak Kararlılık Operasyonu - Absolute Resolve” ise ülkemizde çok kolay gerçekleşmiş olarak yansıtılsa da benzer şekilde kaynak yoğunluğu olan ve zor bir görevdi.

Maduro operasyonuna yaklaşık 150 adet uçak katıldı; hava üstünlüğü uçaklarının yaklaşık yüzde 20’si F-22’lerden oluştu, ayrıca Hava Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri F-35’leri, Donanma F/A-18 ve E/A-18’leri, tankerler ve çeşitli insansız hava araçları görevdeydi. Bunların Karayip adalarına toplanması 6 ay sürdü.

Ayrıca unutmamak gerekir ki; tek sekiz saatlik operasyon için hava üstünlüğü uçaklarının beşte birini kullanmak, Hava Kuvvetleri’nin bir eş düzey rakibe karşı çok günlü bir saldırıyı sürdürme kapasitesinin sınırlı olabileceğini düşündürüyor.

Bu iki operasyon, birer “tek seferlik” görevlerdi ve ABD tek müsabaka için aylarca hazırlık yapan boksör gibiydi. Buna karşın, bir eş düzey rakiple mücadele ise bir Olimpiyat bayrak yarışına benzer; her koşucu bir sonraki için bayrağı sağlam ve hazır bir şekilde devretmek zorunda. Eğer biri bayrağı düşürürse, tüm takım kaybeder. Başarılı bir strateji için derinlik şart.

Çöl Fırtınası ile bu günü kıyaslamak gerekiyor

1980’lerin sonlarında, 1990’da Irak’a karşı yürütülen Çöl Fırtınası Operasyonu, bugün İran için önemli bir ders sunuyor.

Soğuk Savaş döneminde yetişmiş ve Vietnam tecrübesi olan generaller, elleri bağlı savaşmak istemediler. Büyük Sovyet tehdidine karşı hazırlanan kuvvetlerle, Irak’a karşı olağanüstü bir avantajla harekât yürüttüler.

Saddam Hüseyin’in Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etmesi, eski Sovyet bloğundaki rejimlerin 1989 sonbaharında ardı ardına çökmesinden sadece birkaç ay sonra gerçekleşti. Polonya, Macaristan, Doğu Almanya, Çekoslovakya, Bulgaristan ve Romanya birer birer çöktü, hatta Sovyetler Birliği Aralık 1991’de varlığını sonlandırdı.

Avrupa’da Sovyet tehdidi ortadan kalkmışken, ABD planlayıcıları Irak ordusuna karşı tüm güçlerini kullandı. Dönemin dünyanın dördüncü büyük ordusu olan Irak ordusuna karşı yarım milyondan fazla asker, 1.300’den fazla uçak ve önemli bir donanma sevk edildi.

Savaş planlamasında büyük bir kapasite vardı; saldırı paketleri II. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş bir ölçekle hazırlandı. Hava operasyonları yavaşladığında ise Donanma meşhur Tomahawk seyir füzeleriyle baskıyı sürdürdü.

Günümüz ABD ordusunun bir kapasite sorunu var

Bugün ise ABD Hava Kuvvetleri, 1990’daki kadar uçak, silah ve eğitim kapasitesine sahip değil.

Yıllarca Afganistan, Irak ve Suriye'de Özel operasyonlar yürütebilse de tekdüze, günlük aksiyonlar alan ve hatta ilkel unsurlarla saldıran bir rakibe karşı sürdürülebilir bir mücadeleyi gerçekleştirebilme kapasitesi bulunmuyor. Bu yüzden karşısındaki bir güç savaşın seyrini bu düzleme indirgediğinde sahadan çekiliyor.

Donald Trump ise, apır sapır konuşmasının dışında sorunun farkında gibi görünüyor. Herkes Maduro operasyonu ile ilgilenirken Ocak ayında, 2027 mali yılında savunma bütçesine 1,5 trilyon dolar yatırım yapma niyetini açıkladı. Bu rakam, yüzde 50’lik bir artış anlamına geliyor ve 1951’den bu yana görülmemiş bir oran olarak kabul ediliyor.

Savunma bütçesi ve yeni yatırımlar dikkat çekici düzeyde

Söz konusu rakamın müzakere başlangıcı mı yoksa ciddi bir teklif mi olduğu belirsiz, ancak 2027 bütçesinin yaklaşık 1 trilyon dolarlık mevcut bütçeden daha yüksek olması muhtemel görünüyor. Bu da Hava Kuvvetleri ve Uzay Kuvvetleri için, uzun süredir bekleyen insan kaynağı, uçak, parça ve eğitim eksikliklerinin giderilmesi için bir yatırım fırsatı anlamına geliyor.

Daha fazla F-35 ve F-15EX alımı, kağıt üzerindeki B-21 bombardıman uçağı siparişlerinin hızlandırılması, E-7 uçaklarının tamamlanması, F-47 savaş uçakları ve ABD insansız savaş uçağı CCA (Collaborative Combat Aircraft) gibi yeni programların geliştirilmesi ve yeni bir hava nakliye uçağının olası alımı motivasyon yaratıyor. Aynı şekilde, pilot açığının kapatılması ve personel moralinin yükseltilmesi de önem taşıyor.

Yine de ABD hâlâ dünyanın en gelişmiş askeri kapasitesine sahip. Sorun, bu kapasitenin yeterliliği ve sürdürülebilirliği; yani bir eş düzey rakibe karşı uzun süreli bir çatışmayı yönetip yönetemeyeceği üzerine yoğunlaşıyor. Deneyim, caydırıcılığa yatırım yapmanın, ileride bir tam ölçekli savaşın bedelini kan ve kaynakla ödemekten daha etkili olduğunu gösteriyor.

ABD'nin başarıları eşsiz ama derinlik konusunda sorunlar devam ediyor

Sonuç olarak, ABD ordusunun son operasyonları, teknoloji ve koordinasyon açısından dünya çapında eşsiz yeteneklere sahip olduğunu gösteriyor. Ancak bu operasyonlar, sürdürülebilirlik ve derinlik açısından sınırlı kapasiteye sahip olduğunu da ortaya koyuyor. Tek seferlik harekâtlar başarıyla yürütülebiliyor; ancak uzun süreli, çok yönlü bir çatışmada aynı başarı sürdürülebilir mi sorusu hâlâ yanıt bekliyor.

Geçmiş deneyimler, özellikle Çöl Fırtınası Operasyonu, yeterli sayıda uçak, personel ve lojistik desteğe sahip olmanın stratejik üstünlük sağladığını gösteriyor. Bugün ise ABD, benzer bir kapasiteye sahip değil; modernizasyon, yeni uçak alımları, silah stoklarının artırılması ve pilot açığının kapatılması uzun vadeli caydırıcılık için kritik öneme sahip.

Kısaca, ABD hâlâ dünyadaki en güçlü askeri kapasiteye sahip olabilir, ancak yeteneklerin sürekliliği ve kriz anında tekrar uygulanabilirliği, önümüzdeki yıllarda ülkenin güvenliği için belirleyici olacak. Savunma yatırımlarının artırılması, yalnızca bir seçenek değil, gelecekte olası çatışmalarda hem caydırıcılık hem de hazırlıklı olma açısından bir gereklilik olarak öne çıkıyor.

CENTCOM'un İran'a karşı aylık harekat özeti:

CENTCOM; Başkanlarının 28 Şubat'ta verdiği direktif kapsamında, İran rejiminin güvenlik unsurlarını ortadan kaldırmak maksadıyla, öncelikli olarak yakın tehdit oluşturan bölgelere odaklanılmış ve bu kapsamda; Bir ay içerisinde, 11 bin üzerinde Hava Hücumunda (Combat Flights), 11 binin üzerinde hedefe angaje (Target Struck) olunmuş 150'nin üzerinde İran vasıtası imha edilmiştir.

İran'daki Askeri Fiziki Hedefler :

1. Komuta Kontrol Merkezleri.

2. Devrim Muhafızları Karargah Binaları.

3. Devrim Muhafızları İstihbarat Yer/Mevkileri.

4. Entegre Hava Savunma Sistemleri.

5. Balistik Füze Yer/Mevkileri.

6. İran Donanması Gemi ve denizaltıları.

7. İran Hava Savunma Sistemleri.

8 Gemilere Karşı (Suüstü) Güdümlü Mermi Yer/Mevkileri.

9. Askeri Muhabere imkanları.

10. Balistik Füze ve Dron İmalat Yerleri.

11. Silah Üretim ve Depolama Sığınakları.

12. Yerden Havaya (SAM) Füze Tesisleri.

13. Askeri Destek Altyapıları.

CENTCOM'un Emrindeki Hava Unsurları :

1. B1 Bombardıman Uçakları.

2. B2 Görünmez (Stealth) Yetenekli Bombardıman Uçakları.

3. B52 Bombardıman Uçakları.

4-6 F15, F16 ve F18 Ana Muharip Uçakları.

7-8 F22 ve F35 Görünmez (Stealth) Yetenekli Ana Muharip Uçakları.

9. A10 Yerdeki Kuvvetlere Hücum Uçakları.

10-11. EA-18G ve EC130-H Elektronik Harp Uçakları.

12-13. U2 ve RC135 Keşif Gözetleme Uçakları.

13. E-11A Muhabere Uçağı.

14. C17 Stratejik (Globemaster) Askeri Nakliye Uçakları.

15. C130 Askeri Nakliye Uçakları.

16-17. KC 46 ve KC135 Havada İkmal Uçakları.

18. KC 130 (Herkül) Tanker Uçakları.

19. AH-64 Apaçi Helikopterleri.

20. MH60 Sea Hawk helikopterleri.

21. V22 Osprey Tilt rotorlu Nakliye Helikopterleri.

22. E-2D Havada Erken İhbar ve Kontrol Uçakları.

23. MQ-9 Keşif Gözetleme ve SİHA Dronları.

CENTCOM'un Emrindeki Deniz Unsurları :

1. Nükleer Tahrikli Uçak Gemileri.

2. Nükleer Denizaltı Gemileri.

3. Güdümlü Mermili Destroyerler (DDG'ler).

4. Denizde İkmal ve Akaryakıt Gemileri.

5. Amfibi Hücum Gemisi (USS Tripoli, LHA 7).

6. Havuzlu Amfibi Çıkarma Gemisi (USS New Orleans, LPD 18).

CENTCOM'un Emrindeki Kara Unsurları :

1. Patriot Havaya Füze Sistemleri.

2. THAAD Anti Balistik Füze Sistemleri.

3. M-142 Yüksek Hareket Yetenekli Topçu Roket Sistemleri.

4. Dron Önleme Sistemleri.

30 Mart 2026 07:26Ozan Akarsu
Yorumlar yükleniyor...