Türkiye'nin 2 yıllık NAVTEX kararı Atina’da rahatsızlık yarattı
Türkiye, Ege'de statüyü zorlayan Yunan adımlarına karşı 2 yıllık NAVTEX duyurusuyla yanıt verdi.

Türkiye, Ege Denizi’nde tartışmalı deniz yetki alanlarına ilişkin uzun süredir savunduğu haklarını uluslararası denizcilik sistemine taşıyan yeni bir adım attı.
İzmir NAVTEX İstasyonu tarafından 0060/26 numarasıyla yayımlanan duyuru, herhangi bir askerî faaliyet içermemesine rağmen teknik dili ve kapsamıyla diplomatik açıdan dikkat çekici bir mesaj niteliği taşıyor. Türkiye, bu adımıyla Ege’de tek taraflı oldu bittilere izin verilmeyeceğini ve mevcut statükonun dışına çıkılamayacağını bir kez daha ortaya koydu.
NAVTEX’in içeriği: Hangi alanlar, hangi vurgu?
0060/26 numaralı NAVTEX’te, Ege Denizi’nde özellikle Türkiye ana karasına yakın Yunan adalarının doğusunda kalan deniz alanlarında Türkiye’nin yetkili olduğu açık biçimde ifade ediliyor. Bu vurgu, uluslararası deniz hukukuna dayanan “adalar ana kara gibi sınırsız deniz yetkisi üretemez” yaklaşımının teknik ve resmi bir dille sahaya yansıması.
Duyurunun kapsadığı alanlar arasında Midilli (Lesvos), Sakız (Chios), Sisam (Samos), İkarya (Ikaria) ve Semadirek (Samothraki) gibi Yunan adalarının doğusunda kalan deniz sahaları öne çıkıyor. Bu adalar Lozan ve Paris antlaşmaları çerçevesinde silahsızlandırılmış statüye sahip, buna rağmen Yunanistan bu yükümlülüklerin ihlal ediyor. Türkiye için ise bu durum, söz konusu adaların çevresindeki deniz alanlarında tam yetki iddiasında bulunulamayacağı anlamına geliyor.
NAVTEX’te herhangi bir gemi ismi, faaliyet takvimi yer almıyor. Bu yönüyle 0060/26, belirli bir operasyonu değil; deniz yetki sınırlarına ilişkin prensip bazlı ve uzun vadeli bir pozisyon bildirisi niteliği taşıyor.

12 mil tartışmalarının gölgesinde yayımlandı
0060/26 NAVTEX’inin yayımlanması, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde karasularını 12 deniz miline çıkarma yönündeki söylemlerini yeniden gündeme taşıdığı bir döneme denk geldi. Atina’nın bu yöndeki açıklamaları, Ege’nin özellikle orta ve doğu kesimlerinde deniz trafiğini ve Türkiye’nin açık denizlere erişimini doğrudan etkileyecek nitelik taşıyor.
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, bu adımı ülkesinin “egemen hakkı” olarak tanımlasa da söz konusu yaklaşım uluslararası hukuka aykırı, bölgesel istikrarı zedeleyici ve fiili durum yaratma girişimi olarak değerlendiriliyor. Ege’de Yunanistan karasularının genişletilmesi Türkiye açısından yalnızca hukuki değil, aynı zamanda doğrudan bir güvenlik ve egemenlik meselesi olarak öne çıkıyor.
Bu çerçevede 0060/26 NAVTEX’i, Yunanistan’ın söylemlerine karşı güçlü ve belgelenmiş bir teknik karşılık olarak okunabilir.
Yunan basınında rahatsızlık ve “provokasyon” suçlamaları
Türkiye’nin yayımladığı NAVTEX, Yunan basınında geniş yankı buldu. Kathimerini gazetesi, 31 Aralık 2027'de sonlanacak 0060/26’yı “iki yıllık NAVTEX” olarak tanımlayarak, bunun kısa süreli bir duyurudan ziyade alışılmadık uzun vadeli ve stratejik bir deniz yetki ilanı anlamı taşıdığına dikkat çekti.
To Vima gazetesi, duyurunun Ege’deki mevcut dengeyi değiştirmeye yönelik bir irade beyanı olduğunu ileri sürerken, Greek Reporter ise daha sert bir üslupla NAVTEX’i “yeni bir provokasyon” olarak nitelendirdi. Haberde, Türkiye’nin diplomatik değil, sahaya dönük bir hamle yaptığı iddia edildi. Greek City Times da benzer şekilde, Ankara’nın Ege’de gerilimi sistematik biçimde artırdığı yönünde yorumlara yer verdi.
Yunan basınında ayrıca, NAVTEX’in Şubat ayında yapılması planlanan Erdoğan–Miçotakis görüşmesi öncesinde yayımlanmış olmasına dikkat çekilerek, Türkiye’nin görüşme öncesi pozisyonunu güçlendirmeyi hedeflediği iddia edildi.
0060/26 NAVTEX’i, Yunanistan’ın 12 mil yönündeki açıklamalarına karşı sessiz kalınmadığını gösteriyor. Sahada herhangi bir askerî faaliyet öngörmeyen bu adım, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin yaklaşımını uluslararası hukuki zemin üzerinden sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
0880/25 ile tamamlanan bütüncül strateji
0060/26 NAVTEX’i, 2025 yılında yayımlanan 0880/25 numaralı NAVTEX ile birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin Ege Denizi’ne yönelik stratejisinin çok boyutlu bir çerçeveye oturduğu görülüyor. 0880/25’te Ankara, Limni, Semadirek, Midilli, Sakız ve Sisam başta olmak üzere bazı Doğu Ege adalarının askerden arındırılmış statüsüne dikkat çekmişti.

0060/26 ise bu hukuki zemini denizcilik boyutuna taşıyarak, söz konusu adaların çevresindeki deniz alanlarında Türkiye’nin yetkili olduğunu teknik olarak ilan ediyor. Böylece Türkiye, ada statüleri ve deniz yetki alanları konusundaki tezlerini birbirini tamamlayan iki NAVTEX üzerinden uluslararası platforma yansıtıyor. Bu NAVTEX ile Anadolu'ya yakın ada sularında Yunanistan'ın tek taraflı yetki iddiaları resmi olarak cevaplanmış oluyor.
0060/26 NAVTEX’i, Türkiye’nin Ege Denizi’nde yeni bir gerilim yaratma hedefi taşımadan, mevcut hukuki ihtilafların sürdüğünü ve bu sorunların tek taraflı adımlarla çözülemeyeceğini ortaya koyan stratejik bir hamle. Atina’da oluşan rahatsızlık da, bu duyurunun yalnızca teknik değil, sahadaki dengeye yönelik uzun vadeli bir mesaj taşımasından kaynaklanıyor.
Yükleniyor...















