Tabya Dijital
Envanter
Dünyadan
Kızıldeniz’de yeni güvenlik hamlesi
Kızıldeniz’de yeni güvenlik hamlesi
ReklamReklam

Kızıldeniz’de yeni güvenlik hamlesi

Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan 14 ülkeli deniz savunma koalisyonunun başarısı, askerî koordinasyon ve ABD’nin tutumuna bağlı görülüyor.

Dünyadan 31 Temmuz 2026 15:33 Ozan Akarsu
Google'da tercih edilen
kaynak olarak ekle
Kızıldeniz’de yeni güvenlik hamlesi

Suudi Arabistan’ın Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki ticari güzergâhları korumak amacıyla oluşturduğu çok uluslu deniz savunma koalisyonu, farklı dış politika önceliklerine sahip ülkeleri ortak bir güvenlik planında buluşturmayı hedefliyor. Ancak ABD’nin oluşuma katılıp katılmayacağı henüz netleşmedi.

Koalisyona 14 ülke destek verdi

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığının ev sahipliğinde Riyad’da düzenlenen toplantıya 43 ülke ile Avrupa Birliği’nden temsilciler katıldı. Toplantının ardından Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 14 ülke, Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı’nın kurulduğunu açıkladı.

Koalisyonun merkezinin Riyad’da bulunacağı ve yönetiminin Suudi Arabistan tarafından üstlenileceği bildirildi. Oluşumun Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde seyrüsefer serbestisini, uluslararası ticareti ve enerji nakil hatlarını korumayı amaçladığı belirtildi.

Koalisyonu destekleyen 14 ülke şunlar:

  1. Suudi Arabistan
  2. Türkiye
  3. Pakistan
  4. Mısır
  5. Ürdün
  6. Kuveyt
  7. Bahreyn
  8. Katar
  9. Yemen
  10. Bangladeş
  11. Nijerya
  12. Sudan
  13. Cibuti
  14. Somali

Husi saldırıları süreci hızlandırdı

Koalisyonun kuruluşu, Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukası ilan etmesi ve Suudi bağlantılı gemilere saldırılar düzenlemesinin ardından geldi. Husiler, bu adımların Sana Uluslararası Havalimanı’na yapılan saldırıya karşılık olduğunu açıkladı. Saldırıyı Suudi Arabistan’ın gerçekleştirdiğini ileri süren grup, füze ve İHA’larla Suudi Arabistan’daki hedeflere de saldırılar düzenledi.

Bununla birlikte Sana Havalimanı saldırısının sorumluluğunu Suudi Arabistan değil, Riyad tarafından desteklenen Yemen hükümeti üstlendi. Yemen yönetimi, saldırının İran’a ait bir uçağın izinsiz inişini engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini savundu.

ABD’nin katılımı belirsizliğini koruyor

ABD, yeni koalisyona destek veren 14 ülke arasında yer almadı. Washington yönetiminin İran’a uygulanan deniz ablukasına ve bölgedeki Amerikan kuvvetlerinin korunmasına öncelik vermesi, Kızıldeniz’e ilave askerî kaynak ayırıp ayırmayacağı konusunda belirsizlik oluşturuyor.

ABD’nin 2023’te kurduğu Refah Muhafızı Operasyonu ile Avrupa Birliği’nin Aspides misyonunun Kızıldeniz’de kalıcı güvenliği sağlayamaması, yeni oluşumun başarısına ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Koalisyonun etkinliği; istihbarat paylaşımı, ortak komuta yapısı, angajman kuralları ve üye ülkelerin sağlayacağı askerî unsurların belirlenmesine bağlı olacak.

Türkiye koalisyonda kurucu destekçiler arasında

Paylaşılan ilk değerlendirmelerde Türkiye’nin Suudi Arabistan liderliğindeki oluşuma mesafeli yaklaşabileceği ileri sürülmüştü. Ancak Ankara, koalisyonu destekleyen 14 ülkenin ortak açıklamasında yer aldı.

Bununla birlikte Türkiye’nin koalisyona hangi askerî unsurlarla katkı sağlayacağı henüz açıklanmadı. Destek açıklaması, Türk savaş gemilerinin doğrudan Suudi komutası altında görev yapacağı anlamına gelmiyor. Komuta ilişkilerinin ve ülkelerin görev kapsamının ilerleyen görüşmelerde belirlenmesi bekleniyor.

Umman ve BAE destekçiler arasında bulunmuyor

İran ile yürütülen diplomatik görüşmelerde arabuluculuk yapan Umman, koalisyonun kurucu destekçileri arasında yer almadı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin de ilk ortak açıklamada bulunmaması dikkati çekti.

Farklı bölgesel önceliklerin koalisyon içindeki koordinasyonu zorlaştırabileceği değerlendirilirken Mısır’ın Dimyat Limanı’nda iki gaz gemisini etkileyen İHA saldırısı, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı çevresindeki güvenlik risklerinin genişleyebileceğini gösterdi.

Suudi petrolü için Kızıldeniz’in önemi arttı

Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin büyük ölçüde aksaması, Suudi Arabistan’ın petrol ihracatında Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı’nın önemini artırdı.

Babülmendep güzergâhındaki risklerin büyümesi hâlinde tankerlerin Afrika’nın güneyinden dolaşması gerekecek. Bu durum taşıma sürelerini, sigorta ücretlerini ve küresel enerji maliyetlerini artırabilir.

Kaynak: Al Monitor
31 Temmuz 2026 15:33 Ozan Akarsu
Yorumlar yükleniyor...