Karanlık Aydınlık

İsrail Savunma Bakanı, İran’ı tehdit etti: Yok ederiz!

İsrail’in İran’daki nükleer ve askeri hedeflere yönelik saldırıları sonrası Tahran’dan gelen misillemelere karşı sert açıklamalar geldi.

İsrail ile İran arasında uzun süredir devam eden gerilim, İsrail’in Perşembe günü İran’ın nükleer programı ve üst düzey askeri komuta kadrosuna yönelik ağır hava saldırılarıyla yeni bir boyuta taşındı.

Saldırılara misilleme olarak İran’dan fırlatılan balistik füzeler ve kamikaze İHA’lar, Tel Aviv ve Kudüs başta olmak üzere birçok İsrail kentinde paniğe neden olurken; her iki ülke de saldırıların süreceğini açıkladı.

İsrail Savunma Bakanı İsrail Katz, Cumartesi günü yaptığı açıklamada İran’a çok sert bir uyarıda bulunarak, “Eğer Hamaney İsrail’in iç bölgelerine füze göndermeye devam ederse, Tahran yanacak” dedi. Bu açıklama, Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ile yapılan olağanüstü güvenlik toplantısının ardından geldi.

İsrail: Nükleer Programı Felce Uğrattık, Üst Düzey Bilim İnsanları ve Komutanlar Öldürüldü

İsrail, İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesine ağır darbe vurduğunu iddia ediyor.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan açıklamada, İran’ın nükleer programında kilit rol oynayan üst düzey bilim insanı ve komutanların öldürüldüğü belirtildi. Bilim insanlarından en bilinenleri, Atom Enerjisi Başkanı Feridun Abbasi ve Mohammad Mehdi Tehranchi oldu.

Açıklamada “Bu isimlerin ortadan kaldırılması, İran’ın kitle imha silahı üretme sürecine stratejik darbe anlamına gelmektedir” denildi.

Saldırılarda hedef alınan yerler arasında Natanz, Fordow ve İsfahan’daki nükleer tesisler, balistik füze üsleri, radar sistemleri ve hava savunma bataryaları bulunuyor. Birleşmiş Milletler Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, Natanz’daki yer üstü tesislerin yok edildiğini, yer altı santrifüj merkezinin ise zarar görmediğini ancak enerji kaybının kritik altyapıyı riske attığını açıkladı.

İsrail’in Hedef Aldığı Üst Düzey İranlı Askerî Yetkililer:

İsrail istihbarat servisi Mossad’ın saldırılar öncesinde İran’a patlayıcı taşıyan İHA ve sızdırılmış hassas silahlar yerleştirdiği ve bu sayede İran’ın hava savunmasını etkisiz hale getirdiği belirtildi.

İsrailli askeri kaynaklar, ilk dalga saldırının İran semalarında İsrail’e “önemli hareket serbestliği” sağladığını ve operasyonun iki hafta sürebileceğini kaydetti.

İran’dan sert misilleme: Füze ve İHA dalgalarıyla Tel Aviv vuruldu

İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı hava saldırılarına yanıt gecikmedi. İran, cuma gecesi geç saatlerden itibaren İsrail topraklarını hedef alan yoğun bir saldırı başlattı.

Balistik füzeler, seyir füzeleri ve kamikaze tipi insansız hava araçlarından (İHA) oluşan yüzlerce mühimmat dalgalar halinde fırlatıldı. İran’ın bu misillemesi, 1979’dan bu yana İsrail’e karşı gerçekleştirilen en kapsamlı doğrudan saldırı olarak kayıtlara geçti.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, cuma akşamı yayımladığı videolu açıklamada “Bu büyük suçu işleyenler cezasız kalmayacak. Misillememiz meşrudur ve sürecektir” dedi. Aynı saatlerde İran devlet televizyonu, Hürremabad, Kirmanşah ve Tebriz gibi şehirlerde hava savunma sistemlerinin aktif hale geldiğini ve İsrail’den gelen yeni saldırılara karşılık verildiğini duyurdu.

İran’ın başlattığı füze saldırılarının en yoğun hedefi Tel Aviv ve çevresi oldu. İsrail’in merkezine ulaşan balistik füzeler, başkent Kudüs’te ve Tel Aviv’in doğusundaki Ramat Gan kentinde geceyi adeta cehenneme çevirdi. Yerel saatle 02.30 civarında art arda gelen patlamalar gökyüzünü aydınlattı. İsrail ordusu, Tel Aviv üzerinde sayısız füzeyi havada imha ettiğini duyursa da bazı füzeler hedeflerine ulaştı.

Rishon Lezion kentinde bir yerleşim bölgesine isabet eden bir füze sonucu iki sivil yaşamını yitirirken, 19 kişi yaralandı. Tel Aviv’deki Beilinson Hastanesi ise ikinci füze dalgasında yaralanan yedi kişiyi tedavi altına aldı. Yaralılardan bir kadının durumunun kritik olduğu bildirildi.

İsrail Acil Servisi Magen David Adom, füze ve İHA saldırılarında şu ana kadar üç kişinin öldüğünü, onlarca kişinin yaralandığını açıkladı. Kudüs, Hayfa ve Beerşeva gibi şehirlerde de siren sesleri gece boyunca kesilmedi.

İran’da devlet televizyonu ve sosyal medya platformları, saldırıların hemen ardından kutlama görüntüleri yayımlamaya başladı. Halkın bir kısmı sokaklara inerek havai fişek patlatırken, bazı şehirlerde ücretsiz tatlı dağıtıldığı bildirildi. İran basını, bu saldırıyı “şehit edilen bilim insanları ve generallerin intikamı” olarak duyurdu.

Ben Gurion Uluslararası Havalimanı da dahil olmak üzere İsrail’in ana hava limanları, süresiz olarak kapatıldı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), vatandaşlara sığınaklara çekilmeleri uyarısını yineledi. Ordunun açıklamasında, “İran’ın saldırıları sürebilir. Halkımızı azami dikkatli olmaya çağırıyoruz” denildi.

ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri ise bölgede konuşlu Amerikan hava savunma sistemlerinin İsrail hava sahasında birçok İran füzesi ve İHA’sını imha ettiğini doğruladı. Pentagon’dan yapılan açıklamada, “ABD, İsrail’in güvenliğini sağlamaya kararlıdır” ifadesi kullanıldı.

Nükleer müzakereler çıkmaza girdi: Umman’daki görüşmelerin akıbeti belirsizleşti

İsrail’in İran’a yönelik kapsamlı hava saldırıları, Washington ve Tahran arasında uzun süredir devam eden nükleer müzakereleri de doğrudan etkiledi. Pazar günü Umman’da yapılması planlanan ve Nisan ayından beri devam eden görüşmelerin, son gelişmelerin ardından anlamını yitirdiği açıklandı. Aslında İsrail, uzun zamandır böyle bir operasyon gerçekleştireceğinin sinyalini veriyordu.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bagai, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “İsrail’in bu denli açık bir saldırganlık sergilediği bir ortamda, nükleer konularda müzakere etmek artık anlamsızdır” ifadelerini kullandı. Bagai ayrıca İsrail’in saldırılarını “kırmızı çizgilerin aşılması” olarak nitelendirdi ve Washington’u dolaylı olarak eleştirerek, “ABD’nin bu saldırılardan tamamen habersiz olduğunu düşünmek saflık olur” dedi. Ancak görüşmelerin resmen iptal edilip edilmediğine dair kesin bir açıklamada bulunmadı.

İran yargısına bağlı Mizan Haber Ajansı’na göre Bagai, “Pazar günkü toplantıyla ilgili kararımız net değil, ancak mevcut şartlar ciddi şekilde gözden geçiriliyor” diyerek diplomatik kapının tamamen kapanmadığına işaret etti.

Çatışmaların hemen öncesinde İran tarafı, ABD ile yürütülen nükleer müzakerelere ilişkin mesajlar vermeye devam ediyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü yaptığı açıklamada “ABD, İsrail’in operasyonuyla doğrudan ilgili değildir” diyerek Amerikan çıkarlarının korunmasının öncelikli olduğunu vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump ise Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada İran’a sert uyarıda bulundu:

“İran bir an önce ABD ile masaya oturmalı, yoksa İsrail’in saldırıları daha da şiddetlenecek. Anlaşma yapılmazsa, geriye hiçbir şey kalmayacak”

Trump’ın bu çıkışı, İran’da mevcut rejime karşı iç baskının artmasını hedefleyen bir strateji olarak yorumlandı. Aynı zamanda Trump’ın yeniden seçim sonrası İran politikalarını daha baskıcı ve tehditkâr bir çizgiye çektiği gözlemleniyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi de BM Güvenlik Konseyi’ne yaptığı bilgilendirmede, İsrail’in İran’ın nükleer altyapısına verdiği zararın boyutuna dikkat çekerek, “Bu saldırılar sadece teknik değil, diplomatik süreci de felce uğratma riski taşıyor” dedi.

Analistler, Umman’daki görüşmelerin belirsizliğe sürüklenmesinin, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini daha agresif bir şekilde sürdürmesine ve bölgedeki tansiyonun daha da tırmanmasına neden olabileceği uyarısında bulunuyor.

Yeni bir Ortadoğu savaşı kapıda mı?

İsrail ile İran arasında doğrudan çatışmaların en üst seviyeye tırmandığı bu son gelişmeler, sadece iki ülkeyi değil tüm Orta Doğu’yu içine çekebilecek, kontrolü zor ve yıkıcı bir savaşa doğru sürüklüyor.

Her iki tarafın da misilleme niyetiyle yaptığı açıklamalar ve saldırılar zinciri, bölgesel dengeleri tehdit ederken, uzmanlar bunun 1973 Yom Kippur Savaşı’ndan bu yana yaşanabilecek en geniş kapsamlı devletlerarası çatışma olabileceği konusunda uyarıyor.

İran’ın bölgedeki müttefik unsurları – özellikle Lübnan Hizbullahı, Suriye’deki Şii milisler, Irak’taki Haşdi Şabi ve Yemen’deki Husiler – son günlerdeki açıklamalarında İsrail’e karşı “aktif savunma” pozisyonuna geçebileceklerini duyurdu.

Hizbullah’ın İsrail’in kuzey sınırındaki hareketliliği artırması ve Golan Tepelerinde Suriye merkezli füze atışlarının tespit edilmesi, çatışmanın birkaç cephede birden alevlenebileceğine işaret ediyor.

Yemen’deki Husiler de yine Nisan ayından bu yana Kızıldeniz’de İsrail gemilerini hedef alabileceklerini gösterdi. Bu durum, hem küresel ticaret yollarını hem de petrol sevkiyatını tehlikeye atabilecek boyutta yeni bir kriz anlamına geliyor.

ABD’nin İsrail’e açık desteği, özellikle füze savunma sistemleriyle aktif koruma sağlaması, Washington’un bu çatışmada tarafsız kalamayacağını net biçimde ortaya koydu.

Pentagon’un Orta Doğu’daki üslerini alarma geçirmesi ve bölgedeki uçak gemilerini yeniden konumlandırması, krizin sadece yerel bir mesele değil, aynı zamanda küresel bir güvenlik sorunu haline geldiğini gösteriyor.

İran ile yakın askeri ilişkiler yürüten Rusya’nın pozisyonu da dikkatle izleniyor. Kremlin, henüz doğrudan bir açıklama yapmamış olsa da, İsrail’in Rus yapımı hava savunma sistemlerini hedef alması Moskova-Tel Aviv hattında tansiyonu artırabilir.

İsrail’in Gazze’de 20 aydır sürdürdüğü savaş hali, ordusunun zaten ciddi bir yıpranma sürecinde olduğunu gösteriyor. Şimdi buna İran cephesinin eklenmesi, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) çift cephede uzun süreli bir savaşı kaldırıp kaldıramayacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Gazze’deki çatışmaların devam etmesi, İsrail’in askeri kaynaklarını ikiye bölmek zorunda kalmasına neden olabilirken, Hamas, bu durumu İran’la eşgüdüm halinde bir fırsata çevirmeye çalışıyor.

İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin çıkmaza girmesi, Umman’da planlanan görüşmelerin askıya alınması, BM Güvenlik Konseyi’nin henüz etkili bir karar alamaması ve bölge ülkelerinin taraflara çağrılarının karşılık bulmaması, diplomasi kanalının ciddi ölçüde tıkandığını gösteriyor.

Birleşmiş Milletler, Arap Ligi ve Avrupa Birliği’nin yaptığı “acil ateşkes” çağrıları, sahadaki askeri gidişatı şu an için durdurmaktan uzak.

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun “İran rejiminin kökünü kurutmak istiyoruz” şeklindeki söylemleri ve İran’ın “kesintisiz intikam” açıklamaları, tarafların çatışmadan geri adım atmaya niyetli olmadığını ortaya koyuyor.

Yorum yaz Yorum yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki Haber

Orta Doğu ülkeleri ve haritası

Sonraki Haber

Türkiye'nin yerli obüsü BORAN, Avrupa'daki ilk alıcısına ulaştı