Bayraktar: En büyük tehdit ordular değil, tekno-kapitalist küresel tahakküm
Selçuk Bayraktar, yapay zekâda veri egemenliği ve dijital güvenlik risklerine dikkat çekti.
Tabya'yı güvenli kaynaklarına ekle
- “Gönüllü esaret” ve algoritmik bağımlılık
- “Makine insanlar” ve insanın dönüşümü
- “Cebimizdeki cihazlar bile silaha dönüşebilir”
- Yeni savaş alanı: veri, algoritma ve zihinler
- Yapay zekâda paradigma değişimi
- Açık kaynak ve veri egemenliği
- Teknolojik dayanışma ve ortak model
- Yapay zekânın sivil kullanım alanları
- TEKNOFEST kuşağı ve yerli projeler
- İnsan merkezli teknoloji vurgusu
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’nde yaptığı konuşmada en büyük tehdidin artık konvansiyonel ordular olmadığını belirterek, “tekno-kapitalist küresel tahakküm” uyarısında bulundu. Bu yapının veri merkezleri, algoritmalar ve dijital platformlar üzerinden kurulduğunu ifade etti.
Yaklaşık 30 yıl önce insanlığa bir teknoloji ütopyası sunulduğunu hatırlatan Bayraktar, internetin özgürlük getireceği yönündeki beklentilerin yerini bugün bağımlılık ve kontrol mekanizmalarına bıraktığını söyledi.
“Gönüllü esaret” ve algoritmik bağımlılık
Bayraktar, dijital platformların arkasında çalışan yapay zekâ sistemlerinin insan davranışını analiz ederek bağımlılık oluşturduğunu belirtti. Bu yapının bir “gönüllü esaret” düzeni ortaya çıkardığını ifade etti.
Algoritmaların öfke, korku ve haz temelli içerikleri öne çıkararak kullanıcıyı sistem içinde tuttuğunu belirten Bayraktar, bunun bir dopamin döngüsü yarattığını ve kullanıcıyı farkında olmadan içine çektiğini söyledi.
Bu sürecin insanın iradesini zayıflattığını, akli melekelerini aşındırdığını ve özgürlüğünü elinden aldığını vurguladı.
“Makine insanlar” ve insanın dönüşümü
Bayraktar, insan ile makine arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığını belirterek, yalnızca makinelerin gelişmediğini, insanların da makineleştiği bir sürece girildiğini ifade etti.
İnanç, merhamet ve anlamdan uzaklaşan bir anlayışın hâkim olması durumunda teknolojinin yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini belirten Bayraktar, insan merkezli yaklaşımın korunması gerektiğini söyledi.
“Cebimizdeki cihazlar bile silaha dönüşebilir”
Bayraktar, sivil teknolojilerin ulaştığı noktada ciddi güvenlik riskleri barındırdığını belirterek, akıllı telefonlar, saatler ve iletişim ağlarının gerektiğinde doğrudan birer silaha dönüşebileceğini ifade etti.
Tedarik zincirine sızan unsurlar üzerinden bu cihazların saldırı aracı haline gelebileceğini söyleyen Bayraktar, bu riskin güncel örneklerle ortaya çıktığını vurguladı.
Yeni savaş alanı: veri, algoritma ve zihinler
Bayraktar, modern güç mücadelesinin merkezine veri akışı ve algoritma kontrolünün yerleştiğini belirtti. Dijital sistemlerin yalnızca teknik altyapı değil, aynı zamanda insan davranışını yönlendiren bir kontrol mekanizması haline geldiğini ifade etti.
Yapay zekâda paradigma değişimi
Küresel teknoloji devlerinin devasa işlem gücü ve veri birikimiyle hareket ettiğini belirten Bayraktar, Türkiye’nin bu modele bağımlı kalmadan farklı bir yol geliştirmesi gerektiğini söyledi.
İHA ve SİHA geliştirme sürecine atıf yapan Bayraktar, benzer bir paradigma değişiminin yapay zekâ alanında da mümkün olduğunu ifade etti.
İnsan beyninin düşük enerjiyle büyük keşifler yapabildiğini hatırlatan Bayraktar, yapay zekâ gelişiminin yalnızca ham işlem gücüne değil, insan düşünme biçimini taklit eden yöntemlere dayanması gerektiğini belirtti.
Açık kaynak ve veri egemenliği
Bayraktar, verilerin küresel şirketlerin kontrolüne bırakılmasının “zihinlerin ve iradenin tek merkezden esir edilmesi” anlamına geldiğini söyledi.
Açık kaynaklı, şeffaf ve denetlenebilir sistemlerin bu nedenle vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Bayraktar, Türkiye’nin kendi teknoloji ekosistemini kurması gerektiğini ifade etti.
Dağıtık veri işleme ve öğrenme modellerinin bu bağımlılığı azaltabileceğini belirtti.
Teknolojik dayanışma ve ortak model
Bayraktar, küresel teknoloji tekellerine karşı dost ve müttefik ülkelerle ortak bir teknoloji ekosistemi kurulması gerektiğini ifade etti.
Bu yaklaşımın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve savunma boyutu taşıdığını vurguladı.
Yapay zekânın sivil kullanım alanları
Bayraktar, yapay zekânın sağlık, eğitim ve bilimsel araştırmalarda çığır açıcı gelişmelere yol açabileceğini belirtti.
Kanser tedavisi, ilaç geliştirme, robotik cerrahi ve eğitimde fırsat eşitliği gibi alanlarda önemli ilerlemeler sağlanabileceğini ifade etti.
TEKNOFEST kuşağı ve yerli projeler
Bayraktar, Türkiye’nin teknoloji alanındaki en büyük gücünün gençler olduğunu belirterek TEKNOFEST kuşağının bu dönüşümde kritik rol oynadığını söyledi.
Yerli yapay zekâ modelleri, sosyal platformlar ve dijital projelerin bu vizyonun somut çıktıları olduğunu ifade etti.
İnsan merkezli teknoloji vurgusu
Konuşmasının sonunda Bayraktar, yapay zekânın tek başına bir çözüm olmadığını vurgulayarak teknolojinin insanın yerine geçen değil, insana hizmet eden bir araç olması gerektiğini söyledi.
İnsan iradesi ve değerlerinin korunmadığı bir teknolojik gelişimin sürdürülebilir olmayacağını ifade etti.
Yükleniyor...












