Yunanistan Dışişleri Bakanı Yerapetritis Libya’ya gidiyor
Akdeniz’de barışa yönelik hiçbir çözümü desteklemeyen Yunanistan, Türkiye’nin Libya hamleleri karşısında harekete geçme ihtiyacı hissetti

Türkiye'nin Libya'daki taraflarla olan ilişkisi, Yunanistan'ı geç de olsa hareket etmeye zorladı.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis’in 6 Temmuz’da Libya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştireceği bildirildi.
Yerapetritis, Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Halife Hafter ile Bingazi'de bir araya geldikten sonra 15 Temmuz’da başkent Trablus’ta hükümet yetkilileriyle görüşecek.

Yunanistan, Libya ile hem artan düzensiz göç hem de deniz yetki alanları konularında yaşadığı gerilim nedeniyle uzun bir aradan sonra diplomatik temasları sıklaştırıyor. Ancak Atina'nın yaklaşımı, Libya'daki yönetimler tarafından ne kadar olumlu karşılanacağı, merak konusu olacak.
Libya’dan gelen göç akışı Atina’yı rahatsız ediyor ama çözüm üretilmiyor
Son haftalarda Libya’dan Yunanistan’a ulaşan düzensiz göçmen sayısındaki artış, Atina yönetimini harekete geçirdi. Dün Başbakan Kiryakos Miçotakis başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Konseyi’nde de bu konu öncelikli gündem maddesi oldu. Yunan karar vericileri, göç konusundaki rahatsızlığını dile getirse de bu sorunun çözümü için Libya ile yapıcı ve karşılıklı çıkarları gözeten bir diyalog geliştirmekten uzak bir tutum sergiliyor.
Atina yönetimi, özellikle Libya ile deniz yetki alanlarına ilişkin sorunlarda gerilimi tırmandıran taraf olarak öne çıkıyor. Yunanistan’ın 12 Haziran’da Girit Adası’nın güneyinde yaptığı hidrokarbon arama ihalesi, Libya tarafından egemenlik ihlali olarak değerlendirildi.
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) bu adımı uluslararası hukuka aykırı bulduğunu net şekilde dile getirirken, Atina’nın tek taraflı tutumuna karşı itirazını güçlü şekilde ifade etti.
Libya’daki taraflar ve Türkiye arasındaki gelişmeler Yunanistan’ı rahatsız etti
Yunanistan'ın Libya ile geriliminin temelinde Türkiye’nin bölgedeki güçlü ve istikrarlı iş birliği de yatıyor. Türkiye ve Libya, 2019 yılında imzaladıkları Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası ile Doğu Akdeniz'de dengeyi değiştirmişti. Bu anlaşma, uluslararası hukuka uygunluğu ve iki ülkenin karşılıklı çıkarlarını koruması açısından hem Trablus yönetimi hem de Libya’nın doğusundaki meşru aktörler tarafından destekleniyor.

Nitekim Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) arasında 25 Haziran’da imzalanan 2 boyutlu sismik araştırma mutabakat zaptı, Libya'nın Türkiye ile olan güçlü bağlarının bir göstergesi olarak öne çıktı. Bu adım, Atina’da ciddi bir rahatsızlık yaratırken, Libya tarafı Türkiye ile olan iş birliğinin meşruiyetini ve uluslararası hukuka uygunluğunu defalarca vurguladı.

Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi tarafından atanan hükümetin Başbakanı Usame Hammad da açık bir mesaj vererek Libya-Türkiye anlaşmasının tamamen meşru olduğunu ve ülkesinin egemenlik haklarını koruduğunu ifade etti. Ulusal Petrol Kurumu da Libya’nın tüm uluslararası ortaklıklarının hukuka dayandığını duyurdu. Bu net duruş, Libya'nın Atina'nın tek taraflı adımlarını kabul etmeyeceğini bir kez daha ortaya koydu.
Atina’nın yaklaşımı Akdeniz’deki gerilimi tırmandırıyor
Yunanistan, göç ve enerji alanlarında yaşadığı sorunları çözmek yerine, bugüne kadar Libya'ya yönelik baskıcı ve dayatmacı bir dil kullanmayı tercih etti.
Libya’daki hem ülkenin batısındaki hem Trablus hem de ülkenin doğusundaki Bingazi yönetimleri ise Akdeniz konusunda Türkiye’yi önemli bir stratejik ortak olarak görüyor. Türkiye, Libya'nın yeniden inşası, enerji projeleri ve savunma iş birliği konularında somut katkılar sunarken, Atina sadece eleştirmekle yetiniyor.

Yerapetritis’in Bingazi ve Trablus ziyaretlerinin mevcut gerginliği yumuşatıp yumuşatamayacağı belirsizliğini koruyor. Ancak Libya tarafının Türkiye ile derinleşen iş birliğini önceliklendireceği ve Atina'nın dayatmalarına boyun eğmeyeceği düşünülüyor.
Yükleniyor...







