Sudan’da Faşir krizi derinleşiyor
Sudan Sosyal Refah İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Selima İshak, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Faşir kentinde sivillere yönelik “etnik temizlik” yaptığını belirterek, “Eğer HDK Faşir’de kalmaya devam ederse, Darfur’daki herkesi yok edecekler.” uyarısında bulundu.

Sudan Sosyal Refah İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Selima İshak, Kuzey Darfur’un merkezi Faşir’de Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü ele geçirmesinin ardından bölgede ağır insan hakları ihlalleri yaşandığını açıkladı.
İshak, orduyla 2023’ten bu yana çatışan dış destekli HDK’nın Faşir’de sivillere yönelik yaygın şiddet, cinsel saldırı ve sistematik yıldırma taktikleri uyguladığını söyledi. "Yaşananlar, sistematik bir etnik temizliktir ve sessiz kalan herkes bu suça ortak oluyor.” ifadelerini kullandı.

Faşir’de yaşananları 2023’te Batı Darfur’un Cineyne kentindeki olaylara benzeten İshak, o dönemde yaşananların bu kadar kapsamlı belgelenmediğini belirterek, “Artık çekim yapmak, karşı tarafı yenmek için kullanılan bir silah haline geldi.” dedi.
Bakan, HDK’nın yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir savaş yürüttüğünü vurguladı:
“Suçlar doğrudan kayda alınıyor, bunlar izleyip zevk almak için belgeleniyor. Onlar için öldürme anı bir zafer duygusuna dönüştü.”

İshak, HDK’nın kente girişinin ardından yalnızca iki gün içinde 300 kadının öldürüldüğünü açıkladı.
Kadınlara yönelik saldırıların sistematik olduğunu belirten bakan, “Cinsel şiddet, işkence ve öldürme aynı anda uygulanıyor. Artık hiçbir kadın kendini dokunulmaz hissetmiyor.” dedi.
İshak, bilinen tecavüz vakalarının en az 25 olduğunu, saldırılarda bazı kadın gazetecilerin de hedef alındığını aktardı.
“Ölüm Yolu’nda hayatta kalan çok az”
Faşir’den kaçmaya çalışan sivillerin büyük tehlike altında olduğunu belirten İshak, Faşir–Tavila arasındaki güzergahın halk arasında “ölüm yolu” olarak anıldığını söyledi.

“Herhangi biri ‘ölüm yolu’na çıktığında o kişinin hikayesinin sonunda hayatta kalma ihtimali çok düşüktür.” ifadelerini kullandı.
UNICEF verilerine göre binlerce aile, açlık ve susuzluk içinde 60 kilometrelik yürüyüşlerle Tavila’ya ulaşmaya çalışıyor.
“Eğer HDK Faşir’de kalırsa, Darfur’daki herkesi yok edecekler”
İshak, HDK’nın Faşir’i ele geçirmesiyle Darfur’un beş idari merkezinin örgüt kontrolüne geçtiğini hatırlatarak, “Eğer HDK Faşir’de kalmaya devam ederse, Darfur’daki herkesi yok edecekler.” uyarısında bulundu.
Uluslararası topluma seslenen İshak, “Dünya sessiz kaldıkça bu vahşet devam edecek.” dedi.
İshak, HDK’nın eylemlerinin hiçbir ayrım gözetmediğini vurgulayarak, “Bir bebek de, 85 yaşındaki bir kadın da hedef olabiliyor.” ifadelerini kullandı. Kadınlara yönelik cinsel şiddetin çocuklara kadar uzandığını, bazı çocukların annelerinin önünde istismar edilip öldürüldüğünü belirtti.

Bölgedeki insani yardımların HDK tarafından ciddi şekilde kısıtlandığını belirten bakan, “Hükümet bu bölgelere ulaşamıyor ama biz yine de yardım etmeye çalışıyoruz. Tek dileğim, yardıma gidenlerin öldürülmeden ulaşabilmesi.” dedi.
İshak, yardımların bir kısmının gizli yollarla ulaştırıldığını, doğrudan müdahalenin yerel aktörleri tehlikeye atabileceğini de ifade etti.
Çatışmalara dair bir bakış
Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki iç savaş, Nisan 2023’ten bu yana ülkeyi çok boyutlu bir insani felaketin eşiğine getirdi. Başkent Hartum’da başlayan çatışmalar kısa sürede ülke geneline yayılarak özellikle Darfur bölgesinde yıkıcı bir hal aldı.

HDK’nın kökeni, eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir döneminde kurulan Cancavid milislerine dayanıyor. Beşir yönetimi, Darfur’daki isyanı bastırmak için Cancavidleri desteklemiş; bu gruplar daha sonra yeniden organize edilerek HDK adı altında resmileştirilmişti. Ancak bu dönüşüm, örgütün davranış biçimini değiştirmedi; HDK sahada hâlâ ağır insan hakları ihlalleriyle anılıyor.
Nisan 2023’te General Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki Sudan ordusu ile HDK komutanı Muhammed Hamdan Dagalo (Hamideti) arasındaki iktidar mücadelesi açık savaşa dönüştü.
Çatışmalar kısa sürede etnik, siyasi ve ekonomik dinamiklerin iç içe geçtiği karmaşık bir hale geldi. Darfur, Güney Kurdufan ve Nil Eyaleti gibi bölgelerde silahlı gruplar, yerel milisler ve kabile unsurları devreye girerek durumu daha da istikrarsızlaştırdı.

Birleşmiş Milletler’e göre savaşın başlamasından bu yana 10 binden fazla sivil yaşamını yitirdi, 8 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Komşu ülkelere özellikle Çad, Güney Sudan ve Mısır’a sığınan mültecilerin sayısı her geçen gün artıyor. Gıda ve ilaç sıkıntısı, sağlık altyapısının çökmesi ve salgın hastalıklar, savaşın yarattığı yıkımı daha da derinleştiriyor.
Darfur bölgesinde yaşanan son olaylar ise, çatışmanın sadece askeri değil, etnik temizlik ve toplumsal yıkım boyutuna ulaştığını gösteriyor. HDK’nın kontrol ettiği alanlarda sivillere yönelik saldırılar, yağmalar, cinsel şiddet ve zorla yerinden etmeler yaygınlaşırken, ordu güçleri de hava bombardımanlarıyla sivil yerleşimleri hedef almakla suçlanıyor.

Bölgeden yayın yapan kaynakların haberlerine göre, Sudan’daki savaşın artık iki liderin iktidar mücadelesinden çıkıp çok merkezli bir iç savaşa dönüştüğünü, bu durumun da uluslararası toplumun müdahalesini zorlaştırdığını anlamak mümkün. Afrika Birliği, Birleşmiş Milletler ve bölgesel arabuluculuk girişimleri de şimdiye kadar kalıcı bir ateşkes sağlayamadı.
Çatışmalara geniş bir açıyla bakacak olursak, sadece Faşir veya Darfur’la sınırlı değil; Sudan’ın tamamını, hatta çevresindeki istikrarsız bölgeleri etkileyen bölgesel bir güvenlik krizine dönüşmüş durumda. Uzmanlar, gerekli uluslararası adımlar atılmazsa, Sudan’daki savaşın Afrika Boynuzu’nda yeni bir insani ve güvenlik sarmalı yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Yükleniyor...














