Tabya Dijital
Envanter
Savunma Sanayi
Selçuk Bayraktar’dan SAHA 2026’da dijital egemenlik çağrısı
Selçuk Bayraktar’dan SAHA 2026’da dijital egemenlik çağrısı
ReklamReklam

Selçuk Bayraktar’dan SAHA 2026’da dijital egemenlik çağrısı

Selçuk Bayraktar, SAHA 2026’daki konuşmasında dijital egemenlik, açık kaynak, yapay zekâ ve teknoloji tekellerine karşı bağımsız ekosistem çağrısı yaptı.

Selçuk Bayraktar’dan SAHA 2026’da dijital egemenlik çağrısı
ReklamReklam

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, SAHA 2026’da yaptığı konuşmada, savunma sanayisinin yalnızca çelik, yazılım ve platformlardan ibaret olmadığını belirterek teknoloji çağında bağımsızlığın artık veri, yapay zekâ, tedarik zinciri ve dijital altyapılar üzerinden de korunması gerektiğini söyledi.

Bayraktar, konuşmasında küresel teknoloji tekellerinin insan davranışları, veri akışı ve dijital bağımlılık üzerinden yeni bir tahakküm alanı oluşturduğunu ifade etti. Modern dönemde bağımsızlığı tehdit eden unsurların sadece sınırlara yığılan konvansiyonel ordular olmadığını belirten Bayraktar, asıl mücadelenin tedarik zincirleri, veri merkezleri ve kişisel cihazlar üzerinden şekillendiğini vurguladı. 

“Teknoloji insana hizmet etmeli”

Konuşmasında insan ve teknoloji ilişkisine geniş yer ayıran Bayraktar, teknolojinin insanı dönüştüren değil, insana hizmet eden bir araç olması gerektiğini dile getirdi.

Bayraktar, yapay zekâ ve dijital platformların yalnızca verimlilik ya da kâr maksimizasyonu ekseninde ele alınmasının ciddi riskler doğurduğunu belirterek, ahlak, merhamet ve insan onurunun teknoloji geliştirme süreçlerinin merkezinde yer alması gerektiğini söyledi.

Sosyal medya ve video platformlarının çalışma mantığına da değinen Bayraktar, algoritmaların çoğu zaman kullanıcıya “doğruyu” ya da “faydalı olanı” göstermek yerine, onu ekranda daha uzun süre tutacak içerikleri öne çıkardığını ifade etti. Bayraktar’a göre bu yapı; öfke, korku ve haz temelli içerikleri besleyerek insan iradesi üzerinde yeni bir baskı alanı oluşturuyor.

Kişisel cihazlar için güvenlik uyarısı

Bayraktar’ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de sivil teknoloji ürünlerinin güvenlik boyutu oldu. Akıllı telefonlar, saatler, kulaklıklar ve iletişim ağlarının artık yalnızca günlük hayatı kolaylaştıran araçlar olarak görülmemesi gerektiğini belirten Bayraktar, bu cihazların tedarik zincirine yönelik müdahalelerle güvenlik tehdidine dönüşebileceğini söyledi.

Yakın dönemde bazı devletlerin terör eylemlerinde tedarik zincirine sızdırılan patlayıcılarla kişisel cihazların silaha dönüştürülebildiğini belirten Bayraktar, dijital bağımsızlığın yalnızca yazılım değil, donanım ve tedarik zinciri güvenliğiyle birlikte ele alınması gerektiğine işaret etti.

Yapay zekâda açık kaynak ve denetlenebilir sistem vurgusu

Bayraktar, yapay zekâ alanında küresel devlerin yüz binlerce işlemci ve dev veri merkezleriyle büyük bir güç topladığını belirterek, Türkiye ve benzer kaynaklara sahip ülkelerin aynı kulvarda aynı kurallarla yarışmasının yeterli olmayacağını söyledi.

Bu noktada Türkiye’nin kendi yolunu açması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, açık kaynaklı, şeffaf ve denetlenebilir yazılım, donanım ve teknoloji ekosisteminin kurulması gerektiğini ifade etti.

Bayraktar, yapay zekâda yalnızca büyük veri ve kaba işlem gücüne dayanan modeller yerine, insan düşüncesine daha yakın semantik yetenekleri merkeze alan melez yaklaşımların önem kazanacağını belirtti. Bu yaklaşımın, daha düşük işlem gücüyle daha karmaşık problemlerin çözülmesini sağlayabileceğini dile getirdi.

“Veriler küresel tekellerin sunucularına teslim edilmemeli”

Konuşmada veri egemenliği de ayrı bir başlık olarak öne çıktı. Bayraktar, ulusların ve toplumların verilerinin yalnızca kâr maksimizasyonu hedefleyen teknoloji tekellerinin veri merkezlerinde toplanmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Bu çerçevede federe öğrenme mimarilerinin önemine dikkat çeken Bayraktar, verinin hastanelerde, kurumlarda ve ülke sınırları içinde kalırken algoritmaların dağıtık sistemler üzerinden öğrenebileceğini ifade etti. Bayraktar’a göre bu model, hem mahremiyeti koruyacak hem de yapay zekâ geliştirme süreçlerinde dışa bağımlılığı azaltacak.

Bayraktar ayrıca yaklaşan kuantum çağının oluşturacağı tehditlere karşı iletişim ağlarının kuantum dirençli şifreleme algoritmalarıyla güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Edge AI ve teknolojik dayanışma çağrısı

Bayraktar, geleceğin teknolojileri arasında yapay zekâ, ileri çip teknolojileri, kuantum bilgi işlem, robotik otomasyon ve uç bilişim modellerini öne çıkardı.

Devasa ve merkezî bulut yapılarına bağımlı kalmadan, doğrudan cihaz üzerinde çalışan Edge AI modellerinin geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Bayraktar, bu teknolojilerin yalnızca Türkiye için değil, dost ve kardeş ülkelerle paylaşılacak bir teknolojik dayanışma zemini oluşturması gerektiğini belirtti.

Bayraktar, bu yaklaşımı “Teknolojik Dayanışma İttifakı” olarak tanımladı.

TEKNOFEST kuşağına vurgu

Konuşmasının son bölümünde gençlere seslenen Bayraktar, TEKNOFEST kuşağının Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda belirleyici rol üstlendiğini söyledi.

Sekiz yıl önce TEKNOFEST’lerle Anadolu’nun farklı noktalarında atılan tohumların bugün büyük bir dönüşüme öncülük ettiğini belirten Bayraktar, bu kuşağı “kendi göbeğini kendi kesen” ve “biz en iyisini yapabiliriz” diyen bir nesil olarak tanımladı.

11 Mayıs 2026 14:47İrem Pelin Dinç Söğüt
Yorumlar yükleniyor...