Tabya Dijital
Envanter
Savunma Sanayi
Görgün: Savunma kapasitesi barışın teminatı
Görgün: Savunma kapasitesi barışın teminatı
ReklamReklam

Görgün: Savunma kapasitesi barışın teminatı

Türkiye savunmada stratejik bağımsızlık seviyesini artırırken küresel pazarda etkisini genişletiyor.

Görgün: Savunma kapasitesi barışın teminatı

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, güçlü bir savunma altyapısının barışı tehdit eden değil, aksine onu destekleyen bir unsur olduğunu vurguladı. Görgün, Türkiye’nin savunma kapasitesinin geçmişten bugüne barışın güvencesi olarak konumlandırıldığını belirtti.

İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’nde konuşan Görgün, Türk savunma sanayisinin hem ulusal güvenliğin temel sütunlarından biri olduğunu hem de dost ve müttefik ülkeler için güvenilir bir ortak olarak öne çıktığını ifade etti.

Savaşın doğası değişiyor: bilgi ve üretim öne çıkıyor

Konuşmasında savaşın dönüşen yapısına dikkat çeken Görgün, bilginin artık doğrudan bir savaş unsuru haline geldiğini belirtti. Bu çerçevede savunma sanayisi ile stratejik iletişimin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini dile getirdi.

Görgün’e göre modern savaşlarda yalnızca askeri doktrinler değil, üretim kapasitesi ve tedarik zincirleri de belirleyici hale geliyor. Ülkeler artık sadece silah sistemleri değil, tüm endüstriyel ekosistemlerini sahaya yansıtıyor.

İnsansız sistemler ve yazılım savaş sahasını yeniden şekillendiriyor

Son yıllardaki çatışmaların, savaş konseptinde köklü değişimlere yol açtığını ifade eden Görgün, özellikle insansız sistemlerin bu dönüşümde kritik rol oynadığını belirtti. Küçük, hızlı ve maliyet etkin platformların, geleneksel ağır unsurlara meydan okuduğunu söyledi.

Türkiye’nin İHA ve SİHA alanındaki başarısının yalnızca ihracatla sınırlı kalmadığını vurgulayan Görgün, bu sistemlerin modern muharebe anlayışının şekillenmesinde öncü rol oynadığını ifade etti.

Ayrıca yapay zekanın karar alma süreçlerini hızlandırdığı, durumsal farkındalığı artırdığı ve lojistik süreçleri optimize ettiği belirtildi. Yazılımın artık donanımla eşdeğer stratejik bir unsur haline geldiğine dikkat çekildi.

Saha ile sanayi arasındaki bağ başarıyı belirliyor

Görgün, Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerlemesinde en kritik faktörlerden birinin saha ile üretim ekosistemi arasındaki kesintisiz iletişim olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın çeviklik kazandırdığını ve hızlı uyum sağlayan ülkelerin avantaj elde ettiğini ifade etti.

Yerlilik oranı yüzde 80’in üzerine çıktı

Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllarda yalnızca niceliksel değil, yapısal bir dönüşüm yaşandığını belirten Görgün, yerlilik oranının yüzde 20’nin altından yüzde 80’in üzerine çıktığını açıkladı.

Bugün Türkiye’nin savunma ve havacılık ekosisteminin 4 binden fazla şirketi, 100 bini aşan istihdamı ve 20 milyar doların üzerinde cirosu bulunduğunu aktaran Görgün, 2025 yılında 185 ülkeye 10 milyar doları aşan ihracat gerçekleştirildiğini söyledi.

Türkiye yükselen çevik aktör olarak tanımlanıyor

Uluslararası raporların Türkiye’yi küresel savunma ekosisteminde “yükselen çevik aktör” olarak tanımladığını belirten Görgün, Türkiye’nin esnek üretim modeli ve sahada kendini kanıtlamış sistemleriyle öne çıktığını ifade etti.

2035 perspektifine değinen Görgün, savunma gücünün artık en çok harcama yapan değil; en hızlı üreten, tedarik zincirini en iyi yöneten ve savaş sahasından elde edilen veriyi hızla ürüne dönüştüren ülkeler tarafından belirleneceğini vurguladı.

Milli teknoloji hamlesi ve kritik kaynaklar öne çıkıyor

Türkiye’nin savunma dönüşümünün merkezinde Milli Teknoloji Hamlesi’nin yer aldığını belirten Görgün, yapay zeka, siber güvenlik, uzay sistemleri ve ileri malzemelerin öncelikli alanlar olduğunu söyledi.

Ayrıca nadir toprak elementlerinin savunma sanayisi açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade eden Görgün, Türkiye’nin bu alandaki yerli kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü dile getirdi.

Uzun vadeli iş birliği modeli ve küresel katkı

Görgün, Türkiye’nin savunma sanayisi iş birliği yaklaşımının yalnızca platform satışına dayanmadığını, uzun vadeli kapasite geliştirme ve karşılıklı fayda üzerine kurulu olduğunu belirtti.

Kaynak: AA
28 Mart 2026 12:04İrem Pelin Dinç Söğüt
Yorumlar yükleniyor...