Milli Savunma Bakanı Güler’den SAHA 2026 mesajı: Asimetrik tehditlere karşı kapasite artırılmalı
SAHA 2026’da konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, asimetrik tehditlere karşı savunma kapasitesinin hızla artırılması gerektiğini açıkladı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda yaptığı konuşmada, küresel güvenlik ortamının giderek daha karmaşık ve belirsiz bir hal aldığını söyledi.
Son dönemde yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan gelişmelerin bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilediğini belirten Güler, bu süreçlerin askeri doktrinler üzerinde dönüştürücü etkiler oluşturduğunu ifade etti.
Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin söz konusu gelişmeleri çok boyutlu şekilde yakından takip ettiğini ve savunma ile güvenliğin sağlanması adına hiçbir ihtimalin göz ardı edilmeden gerekli tedbirlerin alındığını vurguladı.
“Yalnızca sahadaki hareketlilik yeterli değil”
Konuşmasında mevcut güvenlik ortamının yalnızca sahadaki askeri hareketlilikle değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Güler, ortaya çıkan tablonun caydırıcılık dengesi, güvenlik mimarisi ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

Modern savaş doktrininin ileri harp teknolojileriyle birleştiğini ifade eden Güler, bu yeni nesil konseptin yalnızca güçlü bir orduya sahip olmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda bu gücü destekleyecek sürdürülebilir bir savunma sanayi ekosisteminin de hayati önem taşıdığını ortaya koyduğunu dile getirdi.
Savunma sanayinde dönüşüm ve yerli üretim
Türkiye’nin savunma sanayi alanında önemli bir dönüşüm yaşadığını belirten Güler, 1980’li yıllara kadar büyük ölçüde dışa bağımlı olan yapının, bugün kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir modele dönüştüğünü söyledi.
Kara platformlarında yüksek hareket kabiliyetine sahip modern araçların, denizlerde ise milli gemiler ve insansız deniz sistemlerinin aktif şekilde görev yaptığını ifade eden Güler, bu gelişimin sahadaki etkinliği artırdığını kaydetti.
İnsansız sistemler ve Çelik Kubbe öne çıkıyor
Türk savunma sanayindeki en önemli sıçramanın insansız hava araçlarıyla gerçekleştiğini belirten Güler, İHA, SİHA ve TİHA teknolojilerinin sahip olduğu yapay zeka destekli kabiliyetler, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa performansıyla küresel ölçekte etkiler oluşturduğunu ifade etti.

Bu teknolojik birikimin hava savunma sistemlerine de yansıdığını belirten Güler, “Çelik Kubbe” bütünleşik hava savunma sisteminin, farklı unsurların uyum içinde çalışacağı bir yapı sunduğunu ve Türkiye’nin teknoloji üreten bir aktör olma yolunda ilerlediğini gösterdiğini dile getirdi.
Türkiye teknoloji ve güvenlik ekonomisi sunuyor
Türk savunma sanayi ürünlerinin yalnızca kataloglarda değil, sahada da etkinliğini kanıtladığını ifade eden Güler, NATO standartlarında geliştirilen hassas güdümlü mühimmatların maliyet avantajı sayesinde öne çıktığını söyledi.
Ekonomik maliyetin günümüzde asimetrik bir unsur haline geldiğini belirten Güler, Türkiye’nin müttefiklerine sadece silah sistemleri değil aynı zamanda teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi sunduğunu vurguladı.
SAHA 2026 gibi platformların, yerli çözümlerin uluslararası pazarda yer bulması ve stratejik ortaklıkların geliştirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti.
Asimetrik tehditlere karşı yeni hedefler
Güler, konuşmasının devamında asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmanın önemine dikkat çekerek, insansız sistemler, otonom kara ve deniz platformları, uzay, siber güvenlik ve elektronik harp alanlarında kabiliyetlerin hızla artırılması gerektiğini söyledi.

Geleceğin dünyasında gücün, teknolojiyi öncü şekilde geliştiren ülkelerde olacağını vurgulayan Güler, bu doğrultuda Savunma Sanayii Başkanlığı başta olmak üzere tüm paydaşlarla koordineli çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
“Türkiye bölgesel ve küresel barışta rolünü sürdürecek”
Türkiye’nin savunma kapasitesinin güçlendirilmesinin yalnızca ulusal güvenlik açısından değil, bölgesel ve küresel barışın desteklenmesi açısından da kritik olduğunu ifade eden Güler, diplomasi ile askeri yeteneklerin entegre şekilde kullanılacağını söyledi.
,Uluslararası iş birliklerinin artırılacağını belirten Güler, Türkiye’nin hem kendi sınırlarında hem de küresel ölçekte barış ve istikrarın sağlanmasında önemli bir aktör olmaya devam edeceğini kaydetti.
Yükleniyor...
















