ABD’nin pilot operasyonu: Başarılı kurtarma mı yoksa fiyaskoyla sonuçlanmış bir özel harekât mı?
İsfahan operasyonu iddiaları, ABD’nin İran’daki gerçek hedefinin pilot kurtarma olup olmadığını sorgulatıyor.

ABD’nin İran’ın güneyinde gerçekleştirdiği iddia edilen son operasyon, ilk bakışta klasik bir "pilot kurtarma" senaryosu gibi sunuluyor. Ancak ağızlardan kaçırılan ve açık kaynaklara düşen fotoğraflardaki bazı detaylar, işlerin öyle olmadığını gösterdi.
İran'ın iç bölgelerinden birinde düşen bir F-15 savaş uçağı ve ardından Dude 44 Bravo adlı ekip için başlatılan kurtarma süreci, olayın resmi çerçevesini oluşturuyor.

İlk olarak düşen uçağın F-35 olarak İran tarafından servis edilmesi ama enkaz alanından yayılan fotoğraflardan uçağın bir F-15E olduğunun anlaşılması, İran'ın hedef tanımlamakta ne kadar zorluk çektiğini gösteriyor. Ukrayna - Rusya savaşı zamanında Rus tarafı da savaşın ilk yılında böyleydi. Modernize edilmiş M-113 zırhlı araçları Bradley olarak nitelendirirdi.
Garipliklerin başladığı an
İlk pilotun kısa sürede ülke dışına çıkarılması, operasyonun başarıyla yürütüldüğü izlenimini verdi. Buraya kadar her şey normal. Bu noktada İran'ın "pilotlar esir alınmış olabilir" açıklamasının da patladığını es geçmeyelim.
Sonuçta bir pilot düşüyor ve kısa sürede kurtarılıyor. Ancak ikinci pilotun arama çalışmaları devam ettiğine dair haberler geldikçe, durum gittikçe garipleşmeye başladı. 2 tane helikopter bir tanker uçaktan ikmal yaparak İran semalarında dolaşıyor ve pilot arıyordu. Açıklamalara göre İran polisi ve milisleri kovalıyor ama pilot kaçıyordu.

İkinci pilot 2 gün sonra ortaya çıktı. Trump'ın açıklamasına göre 400 kilometre ötede, İsfahan yakınlarındaki derme çatma bir piste gelen uçaklar ile nasıl alınmıştı? Pilotun sözüm ona "400 kilometre uzaklıktaki İsfahan’a ulaşmış olması" sürecin sıradan bir tahliye operasyonundan ibaret olmadığını açıklıyor bana göre.
Kurtarma senaryosundaki kırılma noktaları
Olayın şöyle cereyan ettiğini düşünüyorum; uçaktan atlayan 1. ve 2. pilotlar, yani pilot ve silahçısı, birkaç saniye arayla uçaktan atladılar ve bu da birbirinden uzak yerlere düşmeleriyle neticelendi.
ABD, doğrudan kaza alanında operasyon yapmanın mümkün olmaması nedeniyle, ilk pilotun kurtarılması sonrasında alternatif bir plan devreye aldı. Bana göre 2. pilot ilk pilottan ayrı yere düştükten sonra kaçmaya başladı ve birkaç saat içinde bölgedeki sorumlu CIA ekibi tarafından güvene alındı.

Arama faaliyetleri süsü verilerek dikkatler oraya çekildi ve esas operasyon için düğmeye basıldı. Biz o sırada yerden havaya ateş eden İranlı videolarını izlemekle meşguldük. İşte kırılma noktası burasıydı.
Uçak düştükten ve 1. pilot kurtarıldıktan 2 gün sonra 2. pilot kurtarıldı haberi gelince, bana göre ikinci kırılma yaşandı. Kurtarıldığı söylenen yer, İsfahan’ın güneydoğusunda, tarımsal amaçlı kullanılan eski bir pist idi. Böyle bir pistin çıkış ve dönüş noktası olarak tercih edilmesi, pilot kurtarma görünümlü asıl operasyonun gizlilik ve sürpriz unsuru üzerine kurulduğunu gösteriyor.

Ancak asıl dikkat çeken unsur, sahaya indirilen askeri kapasite olabilir. Enkaz alanına bakınca C-130 nakliye uçakları, MH-6 Little Bird helikopterleri ve sonrasında devreye giren, alçak uçuş yaparak ülkeye girip çıkarken İranlı köylülerin görüntülediği kısa pist kabiliyetine sahip hafif C-295 uçakları…
Bu kombinasyon, yalnızca bir pilotu kurtarmak için fazla kapsamlı ve maliyetli bir yapı izlenimi veriyor. Trump'ın 155 uçak operasyona katıldı açıklaması, maliyeti artırıyor.
Dikkat edilmesi gereken bazı hususlar
Her ne operasyon yapıldıysa operasyonun aksaması, ister teknik bir arıza ister sıcak temas sonucu olsun, sahada ekipman bırakılmasıyla sonuçlanıyor. Bu da planlamanın beklenmedik bir şekilde sekteye uğradığını gösteriyor. Şayet ortada bir sıcak temas olsa, İranlılar şimdiye kadar bunu dünyanın gözüne sokardı. Birkaç animasyon ile olayın üstüne yattılar. Çünkü onlar için asıl utanç verici şey;
- ülkeleri içinde bir düşman pilotun düşman arama kurtarma ekibi tarafından kurtarılabilmesi
- arama kurtarma tarafından kurtarılamayan pilotun polis tarafından yakalanamaması
- yakalanamayan pilotun bağlı olduğu kuvveti ile yerde MUHABERE yapabilmesi, CIA ekibiyle temas kurabilmesi ve tespit edilememesi
- CIA ajanlarının bu pilotu alıp 400 km öteye taşıyabilmesi
- dünyaya bir ''pilot kurtarma'' senaryosu gösterilirken nerede olduğu bilinmeyen bir yerde operasyon yapılması
- düştüğü yerden 400 km öteye giden pilot dahil bütün ekibin elini kolunu sallayarak ülkeden gitmesi
MH-6 Little Bird helikopterlerinin doğası gereği özel operasyonlar için tasarlanmış olması, bu soruyu daha da anlamlı kılıyor. Bu platformlar genellikle hassas hedeflere sızma, nokta operasyonlar ve hızlı tahliye görevlerinde kullanılıyor.

Aynı şekilde CIA unsurlarının devrede olduğu iddiaları da operasyonun yalnızca askeri değil, istihbari bir boyut taşıdığına işaret ediyor. Yani bir tarafta dikkatler arama bölgesinde tutulurken, bir başka tarafta özel bir ekip helikopterler ile içeri sızdı. İçerideki o pist bir buluşma noktasıydı. Operasyon sonunda bir veya birkaç C-130 bunları gelip alacak, helikopterler uçakta yer ve yakıt ikmali için zaman olmadığı için yakılacaktı. Sadece C-130 uçaklarının bir şekilde oradan çıkamaması işi bozdu.
İmha edilen izler ne anlatıyor?
Operasyonun en çarpıcı aşamalarından biri ise tahliye sonrası bölgenin tamamen bombalanmasıdır. Bu tür bir uygulama, genellikle geride bırakılan hassas ekipmanın ele geçirilmesini engellemek amacıyla tercih edilir. Ancak bu durum aynı zamanda operasyonun boyutunu gizleme çabası olarak da okunabilir. Eğer sahada yalnızca bir kurtarma görevi icra edilmiş olsaydı, bu denli kapsamlı bir iz silme ihtiyacı doğar mıydı? Hem de pilotun düştüğü yerden 400 kilometre uzaklıkta?
Perdenin arkasında ne olabilir?
Elde bulunan veriler kesin bir yargıya varmak için yeterli değil. Trump her zamanki gibi ''apır sapır'' konuşarak fiyaskonun üstüne bir şekilde yattı ama asıl derdi, gizli operasyonun perdelenmesiydi. Ancak teknoloji ve bilgi çağında, açık kaynaklar tarafından anlaşılan operasyonun ölçeği, kullanılan unsurlar ve sonrasında yaşanan gelişmeler, Trump'ın eline tutuşturulan “pilot kurtarma” anlatısının tek başına açıklayıcı olmadığını gösteriyor.

Bu tablo, akıllara daha karmaşık bir ihtimali getiriyor: Kurtarma operasyonu, daha geniş kapsamlı bir özel harekâtın yalnızca görünen yüzüydü. Eğer bu doğruysa, İsfahan’da yaşananlar yalnızca bir kurtarma hikâyesi değil, aynı zamanda başarısızlıkla sonuçlanmış bir stratejik girişimin izlerini taşıyor olabilir. Haliyle uçak enkazı görüntüleri ortaya çıkınca ''2. pilotu da buradan kurtardık zaten'' demek durumunda kaldılar. Çünkü İsfahan basit bir yer değil, İran'ın nükleer gücünün kalbi konumunda. Muhtemelen müzakerelerle önüne geçemedikleri ve artık ele geçirmek istedikleri Uranyum için bir operasyon düzenlediler.
Bu noktada kesin olan tek şey şudur; Bir operasyon başladığında, onun nasıl sonuçlanacağı sadece ihtimaller dahilindedir ve her an her şey olabilir. Sadece şu bir gerçektir; Azdan az çoktan çok gider!
Yükleniyor...















