Türkiye, KKTC’ye F-16 konuşlandıracak
Ortadoğu’da genişleyen savaşın Doğu Akdeniz’e yansımasının ardından Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini sağlamak amacıyla adaya F-16 savaş uçakları konuşlandıracak.

BD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırısıyla başlayan çatışmalar kısa sürede Ortadoğu’da Körfez ülkeleri başta olmak üzere geniş bir bölgeye yayıldı.
İran’ın misilleme kapsamında hedef aldığı yerlerden biri de adada iki İngiliz askeri üssünün bulunduğu Kıbrıs adası oldu. 1 Mart’tan itibaren GKRY tarafına yönelik saldırıların ardından Yunanistan’ın yanı sıra Fransa, İtalya ve İngiltere’nin hava ve deniz kuvvetleriyle adaya destek verdiği bildirildi.
Türkiye’nin ise Kıbrıs’ta son dönemde artan askeri hareketliliği yakından izlediği belirtiliyor.
KKTC’nin güvenliği için F-16 planı
Milli Savunma Bakanlığı, 7 Mart’ta yaptığı açıklamada bölgedeki gelişmeler doğrultusunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik kademeli planlamalar yapıldığını duyurmuştu.
Açıklamada, “Son gelişmeler kapsamında KKTC’nin güvenliğinin sağlanması için kademeli planlamalar yapılmaktadır. F-16 uçaklarının adaya konuşlanması değerlendirilen hususlardan biridir.” ifadeleri kullanıldı.

Yunanistan’ın geçen hafta başında Kıbrıs’a dört F-16 savaş uçağı ve iki savaş gemisi konuşlandırmasının ardından Türkiye’nin de adaya dört adet F-16 gönderebileceği yönünde değerlendirmeler yer aldı. Daha sonra altı sayısı telaffuz edilmeye başlandı. Söz konusu uçakların Ercan Havalimanı ya da Geçitkale Hava Üssü’ne konuşlandırılabileceği öne sürüldü.
Milli Savunma Bakanlığı açıklamasında deniz kuvvetlerine ilişkin yeni bir konuşlandırma bilgisi yer almazken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de rutin görevler kapsamında savaş gemileri bulundurduğu biliniyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Sivil Havacılık Dairesi Müdür Vekili Aşkın Meşeli, Türkiye’nin 9 Mart Pazartesi sabah saatlerinde KKTC’ye 6 adet F-16 savaş uçağı göndereceğini açıkladı. Meşeli, uçakların güvenlik amacıyla gönderileceğini ve sivil uçuşları etkilemeyeceğini belirterek konuyu açıklığa kavuşturdu.
Türkiye, KKTC güvenliğini önceliklendiriyor
Savaş sırasında İran’dan fırlatılan füzeler ile Lübnan’dan havalanan silahlı insansız hava araçlarının Doğu Akdeniz’i hedef alması, Türkiye’nin bu yöndeki planlamalarının başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.
Başkent Ankara’nın bu adımla Kuzey Kıbrıs’ı hedef alan saldırılara karşı, kendi savaş uçağı ve hava savunma sistemlerine sahip olmayan adanın kuzeyindeki Türk yönetimi ve toplumunun güvenliğini sağlamaya yönelik bir önlem aldığı değerlendiriliyor.
1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayan anlaşmalar Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’yi adanın garantör ülkeleri olarak tanımlıyor.

Türkiye, 1974’te gerçekleştirdiği ve “Barış Harekâtı” olarak adlandırdığı askeri müdahalenin garantörlük anlaşmalarından doğan hak ve sorumluluklar kapsamında yapıldığını dile getiriyor. Buna karşın GKRY ile Yunanistan, Türkiye’nin adadaki askeri varlığına itiraz ediyor. 1983 yılında ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor.
Türkiye’nin gündeme getirdiği son konuşlandırma planının, Yunanistan’ın GKRY tarafına destek amacıyla adaya savaş uçağı gönderme kararına yanıt vermek ve adanın güvenliğinde Ankara’nın da söz sahibi olduğunu göstermek açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
Ankara, ayrıca GKRY'nin son dönemde savunma harcamalarını artırması ve bölgesel ittifaklar yoluyla adayı daha yoğun askeri faaliyetlerin bulunduğu bir bölgeye dönüştürme çabalarına karşı bir duruş sergiliyor.
Coğrafi yakınlık nedeniyle bugüne kadar adaya kalıcı savaş uçağı konuşlandırma ihtiyacı duymayan Türkiye’nin böyle bir adımı değerlendirmesi, Kıbrıs adası çevresindeki askeri dengelerdeki değişimin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Dendias’ın açıklamaları Ankara’nın tepkisini çekti
Ankara ayrıca Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın 3 Mart’ta GKRY tarafına yaptığı ziyaret sırasında Türkiye ve Türk askerinin adadaki varlığına ilişkin açıklamalarına da tepki gösterdi.
Türkiye’ye yönelik sert açıklamalarıyla bilinen Dendias, ziyaretinde Yunanistan’ın Kıbrıs’a savaş uçağı göndermesinin Türk askerinin adadan çekilmesi için uygun bir fırsat oluşturduğunu söyledi.

Dendias ayrıca Yunan savaş uçakları ile savaş gemilerinin adanın tamamının korunması amacıyla kalıcı olarak gönderildiğini ifade etti.
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise bu açıklamaların ardından Kıbrıs Türk toplumunun güvenliğinin Türkiye için her zaman öncelikli olduğunu belirterek, garantörlükten kaynaklanan hakların kullanılmasından çekinilmeyeceğini kaydetti.
Türkiye’nin yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yönetimi de Dendias’ın sözlerine tepki gösterdi.
Ege adalarına Patriot konuşlandırma tartışması
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli de Ege adalarının silahsızlandırılmış statüsüne ilişkin Yunanistan’da yapılan değerlendirmelere de yazılı bir açıklamayla yanıt verdi.
Keçeli açıklamasında, “Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin uluslararası hukuk hilafına atacakları her adım yok hükmündedir. Daha da ibret verici olan husus ise bu zihniyetin geçmişte Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri toplu halde yok etmek isterken bugün onları da koruyacaklarını iddia etmeleridir.” ifadelerini kullandı.
Keçeli ayrıca, “Bilinmesini isteriz ki, Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatan ve Garantör Türkiye’nin de desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedir olup başka hiç kimseye muhtaç değildir.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu açıklamanın, Yunanistan’ın İran’ın bölgeye yönelik saldırılarının ardından hem kendi topraklarını korumak hem de Bulgaristan’a hava savunma desteği sağlamak amacıyla bazı Ege adalarına Patriot hava savunma sistemleri konuşlandırmayı gündemine alması üzerine yapıldığı belirtildi.

Yunan basınında yer alan haberlere göre Atina yönetiminin Doğu Ege’deki Kerpe ile Kuzey Ege’deki Limni adalarına Patriot hava savunma sistemleri yerleştirmeyi planladığı ileri sürüldü.
Söz konusu planın geçen hafta Atina’da gerçekleştirilen ulusal güvenlik toplantılarında ele alındığı ve özellikle Limni’ye konuşlandırılması öngörülen sistemlerin Bulgaristan’ın korunmasına katkı sağlayacağı tezinin öne çıktığı ifade edildi.
Türkiye ise 1923 Lozan Barış Antlaşması ile 1947 Paris Barış Antlaşması kapsamında Doğu Ege adalarının askersizleştirilmiş statüye sahip olduğunu vurgulayarak bu bölgelere askeri konuşlandırma yapılmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Yükleniyor...














