Malezya'ya korvet ihracatı: LMS Batch-2 projesi ve özellikleri
STM’nin Malezya için geliştirdiği LMS Batch-2 korvetleri; teknik kabiliyetleri, görev alanları ve stratejik önemiyle öne çıkıyor.

Malezya Kraliyet Donanması'nın kıyı güvenliğini ve deniz devriyesi kabiliyetini artırmayı hedefleyen LMS Batch-2 projesi kapsamında, Türkiye merkezli STM üç adet korvet inşa ediyor. Proje, sadece gemi üretimini değil; teknoloji transferi, sistem entegrasyonu ve uzun vadeli iş birliğini de kapsıyor. Türkiye'nin bu süreçte üstlendiği rol, savunma sanayiindeki mühendislik birikiminin uluslararası düzeydeki yansıması niteliğinde.
LMS Batch-2: Malezya’nın modern donanma arayışı
Malezya, donanmasını yenileme sürecinde "Littoral Mission Ship (LMS)" adını verdiği çok aşamalı bir programa yöneldi. Bu kapsamda ilk adım olan LMS Batch‑1, Çin ile iş birliği içerisinde yürütüldü ve dört gemi Malezya Donanması'na teslim edildi. Ancak bu gemiler, sınırlı silah ve görev kapasitesine sahip olmaları nedeniyle beklenen operasyonel esnekliği tam olarak sağlayamadı.
Bu nedenle ikinci faz olan LMS Batch‑2'de Malezya, daha yetkin, daha uzun menzilli görev yapabilecek ve gelişmiş sistemlerle donatılabilecek platformlar arayışına girdi. Bu arayış sonucunda Türkiye merkezli STM firmasıyla yapılan iş birliğiyle yeni bir rota belirlendi. STM tarafından geliştirilecek LMS Batch‑2 korvetleri, yalnızca kıyı güvenliğine değil, aynı zamanda açık deniz devriyesi, deniz karakol, arama-kurtarma, asimetrik tehditlere müdahale ve hava savunması gibi çok yönlü askeri operasyonlara da yanıt verebilecek şekilde tasarlanıyor. Malezya, bu gemilerle birlikte donanmasının hem niceliğini hem de niteliğini artırmayı hedefliyor.
Türkiye bu projeye nasıl dahil oldu?
Türkiye’nin Ada sınıfı korvetlerle edindiği mühendislik tecrübesi ve bu platformların Pakistan MİLGEM projesi kapsamında başarıyla ihraç edilmesi, Malezya yönetiminin dikkatini çeken temel unsurlar arasında yer aldı. STM'nin bugüne kadar gerçekleştirdiği deniz platformu projelerinde gösterdiği teknik yeterlilik, özgün tasarım kabiliyeti ve sürdürülebilir destek anlayışı, Malezya Savunma Bakanlığı ile kurulan iş birliğinin zeminini oluşturdu.
Bu anlaşma sadece birkaç geminin satışıyla sınırlı değil; aynı zamanda know-how (teknik bilgi birikimi ve uygulama deneyimi) paylaşımını, modern tersane yönetim süreçlerinin aktarımını ve ileri mühendislik desteğiyle uzun vadeli bakım-onarım altyapısının kurulmasını da kapsıyor. Türkiye böylece Malezya’nın yalnızca donanmasını değil, savunma sanayi ekosistemini de desteklemeyi hedefleyen kapsamlı bir yaklaşım benimsiyor.

Gemiler nerede ve ne zaman üretilecek?
LMS Batch-2 projesi kapsamında üretilecek üç korvetin inşasına dair ilk önemli adım, 4 Aralık 2024 tarihinde İstanbul'da düzenlenen çelik kesim töreniyle atıldı. Bu tören, gemi üretiminin resmen başladığını simgeleyen ilk adım oldu. 2025 yılı başında ise ilk bloğun kızağa konulmasıyla birlikte fiili üretim süreci hız kazandı.
Gemilerin tamamı Türkiye'deki deneyimli askeri tersanelerde inşa edilecek ve üretimin 2027 yılı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Bu süreçte STM'nin sahip olduğu mühendislik kabiliyeti, tedarik zinciri yönetimi ve kalite güvencesi gibi alanlardaki birikimi projeye doğrudan yansıtılacak.
Korvetler Hangi Donanıma ve Silah Sistemlerine Sahip Olacak?
LMS Batch‑2 korvetleri yaklaşık 100 metre uzunluğa, 14 metre genişliğe ve 2 500 ton civarında deplasmana sahip. CODAD tahrik sistemiyle 26 knotun üzerinde azami sürate ulaşabiliyor. 14 knot seyir hızıyla 4 000 deniz mili menzil sunan platformlar, radar kesiti düşük tasarımı sayesinde daha düşük görünürlükle görev yapabiliyor. Mürettebat kapasitesi 111 kişi olan bu gemiler, 14 gün boyunca ikmal almadan faaliyet sürdürebiliyor.

Ayrıca:
- Her korvette helikopter hangarı ve iniş platformu bulunuyor.
- Gelişmiş seyir destek sistemleri ile uzun süreli devriye görevlerine uygun.
Gemiler, Türk savunma sanayiinin geliştirdiği silah ve sensör sistemleriyle donatılıyor:
- 76 mm baş topu (muhtemelen Leonardo Super Rapid)
- 30 mm uzaktan komutalı silah sistemi
- 8 adet ATMACA sınıfı gemisavar füze
- 2x2 hücreli kısa menzilli hava savunma füzeleri
Sensör ve komuta-kontrol sistemleri:
- HAVELSAN savaş yönetim sistemi
- ASELSAN CENK 3D arama radarı
- AKREP atış kontrol radarı
- IFF sistemleri ve ESM/C-ESM elektronik destek kabiliyeti
- Chaff/decoy fırlatıcıları ve elektronik karşı önlem sistemleri
Chaff/Decoy nedir?
Chaff/decoy sistemleri, düşman füzelerini yanıltmak için kullanılan, radar veya ısı güdümlü tehdidi gemiden uzaklaştırmaya yarayan savunma sistemleridir.
Bu donanım yapısı, korvetlerin yalnızca gözlem ve devriye değil; aktif çatışma ve çok katmanlı savunma görevlerinde de etkin görev yapmasını sağlıyor.

Korvetler Hangi Görevlerde Kullanılacak?
Malezya’nın sahip olduğu uzun kıyı şeridi, ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu ve bölgesel deniz trafiğindeki artış, deniz güvenliğini ülke için hayati hale getiriyor. LMS Batch-2 kapsamında inşa edilecek yeni nesil korvetler, bu ihtiyaçlara karşılık verecek çok yönlü görev kabiliyetleriyle öne çıkıyor.
Barış zamanında, başta kaçakçılık, yasa dışı balıkçılık ve korsanlıkla mücadele olmak üzere; deniz devriyesi, istihbarat-toplama ve arama-kurtarma faaliyetlerinde aktif rol oynayacaklar. Kriz veya çatışma durumlarında ise suüstü ve hava hedeflerine angaje olabilen silah sistemleri sayesinde caydırıcı güç oluşturacaklar.
Ayrıca:
- Asimetrik tehditlere karşı yakın sahil güvenlik operasyonlarında etkin kullanılabilecekler,
- Doğal afet veya insani yardım operasyonlarında hızlı müdahale platformu olarak görev alabilecekler.

Malezya Bu Korvetleri Neye Karşı Kullanabilir?
Malezya, Güney Çin Denizi'nde yaşanan egemenlik ihtilaflarının ve bölgesel gerilimlerin tam ortasında yer alıyor. Çin’in bölgedeki denizcilik faaliyetleri, zaman zaman Malezya karasularına yaklaşan sahil güvenlik unsurları ve münhasır ekonomik bölge (MEB) üzerindeki hak iddiaları, bu ülkeyi potansiyel bir deniz güvenliği riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
Batch‑1 dönemi, Malezya’nın Çin’le daha yakın ilişki kurduğu bir zaman dilimiydi. Özellikle dönemin başbakanı Najib Razak döneminde Çin yatırımları hızla artmıştı. Bu süreçte Malezya, Çin’in başlattığı Kuşak ve Yol Girişimi (Belt and Road Initiative - BRI) kapsamına alınan önemli ülkelerden biri haline geldi.

Kuşak ve Yol Girişimi nedir?
Çin’in 2013 yılında ilan ettiği, Asya, Afrika ve Avrupa’yı kapsayan geniş bir altyapı ve ekonomik entegrasyon projesidir. Karayolu (İpek Yolu Ekonomik Kuşağı) ve denizyolu (21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu) olmak üzere iki ana hatta bölge ülkelerine liman, demiryolu, enerji, sanayi ve lojistik yatırımları sunmayı hedefler.
Malezya da bu girişim kapsamında Çin’den milyarlarca dolarlık altyapı yatırımı çekmiş; demiryolu projeleri, liman modernizasyonları ve sanayi bölgeleri kurulması gibi birçok anlaşmaya imza atmıştı. Bu ekonomik yakınlaşma, savunma alanında da etkisini gösterdi ve LMS Batch-1 gibi projelerde Çin’le iş birliği tercih edildi.
Ancak sonraki yıllarda değişen jeopolitik dengeler ve Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki agresif tutumu, Malezya’yı daha bağımsız ve güvenilir ortaklara yöneltti.
Böylece yeni nesil korvetler, yalnızca yasa dışı faaliyetlerle değil, aynı zamanda bölgesel askeri denge açısından da stratejik önem taşıyor. Malezya, bu gemileri gerektiğinde:
- Güney Çin Denizi'nde devriye,
- Egemenlik iddialarını destekleyen varlık gösterme,
- Yabancı gemilerin izinsiz faaliyetlerine karşı caydırıcılık sağlama, amaçlarıyla da kullanabilecek.
LMS Batch-2 projesiyle Malezya, donanmasını hem nicelik hem nitelik açısından güçlendirirken; Türkiye de savunma sanayi alanındaki tecrübesini uluslararası ölçekte değerlendirmiş oluyor. Önümüzdeki süreçte gemilerin hizmete girmesiyle bu iş birliğinin sonuçları daha net görülecek.
Yükleniyor...












-1-1776613066483-9284.webp)

