Geçmişten günümüze TUSAŞ’ın F-16 serüveni
Türkiye’nin F-16 üretimi, yapısal iyileştirme projeleri ve milli modernizasyon programlarıyla kazandığı mühendislik kabiliyetlerinin detaylı bir incelemesi.

- ÖNCEL-I (1987–1995): İlk lisanslı üretim, ilk adım
- ÖNCEL-II (1995–1999): Karmaşık üretime geçiş
- ÖNCEL-III: Modernizasyonun derinleştiği dönem
- ÖNCEL-IV (2008–2012): Blok 50+ ve yeni nesil sistemler
- Uluslararası iş birlikleri ve bölgesel liderlik
- F-16 Yapısal İyileştirme Programları: Falcon UP – Falcon STAR – Blok 30 Ömür Uzatma
- F-16 ÖZGÜR Programı: Milli Modernizasyon Dönemi
- Güncel çalışmalar ve Block 70 vizyonu
TUSAŞ, Türkiye’nin F-16 savaş uçağı üretiminde lisanslı ana yüklenicisi olarak, Türk havacılık sanayisinin gelişiminde tarihi bir rol üstlendi. 1970’lerin sonlarında başlayan Türk–Amerikan savunma iş birliği, 1984’te imzalanan üretim anlaşmasıyla somutlaştı ve Türkiye’nin modern savaş uçağı üretiminde kendi altyapısını kurmasının önünü açtı. 1980’li yıllarda hayata geçen F-16 programı, Türk Hava Kuvvetleri’ne modern bir savaş filosu kazandırırken; Türkiye’nin havacılık alanında kendi üretim, entegrasyon ve modernizasyon kabiliyetini geliştirmesini de sağladı. “ÖNCEL” adını taşıyan bu dört aşamalı program serisi, TUSAŞ’ı sadece montaj yapan bir tesis olmaktan çıkararak, bölgesel bir teknoloji ve mühendislik merkezi haline getirdi.
Türkiye’nin F-16 üretim ve modernizasyon sürecinde “ÖNCEL” olarak adlandırılan programlar, aslında ABD’nin Türkiye için yürüttüğü “Peace Onyx” tedarik ve lisanslı üretim projelerinin yerli karşılığıdır. Peace Onyx I–IV olarak bilinen bu dört aşamalı program dizisi, Türk tarafında ÖNCEL-I’den ÖNCEL-IV’e karşılık gelir ve TUSAŞ’ın F-16 montaj hattını kurmasından aviyonik modernizasyonlara kadar tüm süreci kapsar. Bu kapsamda Türkiye, 1987’den itibaren F-16 üretim, entegrasyon ve uçuş test kabiliyetini kazanmış; ÖNCEL programları sayesinde bugün bölgesel ölçekte tam yetkin bir F-16 üretim ve bakım ekosistemine sahip hale gelmiştir.
ÖNCEL-I (1987–1995): İlk lisanslı üretim, ilk adım
ÖNCEL-I projesiyle Türkiye, ABD dışında F-16 üretimi gerçekleştiren ilk ülke oldu. Proje kapsamında toplam 160 adet F-16C/D savaş uçağı üretildi; bunların ilk 8’i ABD’de, kalan 152’si TUSAŞ tesislerinde monte edildi. Uçakların montajı, sistem entegrasyonu, yer testleri ve uçuş kontrol süreçleri tamamen Türkiye’de yürütüldü.
Bu dönemde TUSAŞ’ın üretim oranı %70’e ulaştı. Gövde, kanat, kuyruk ve iniş takımı parçaları gibi kritik bileşenler yerli olarak üretildi. TUSAŞ mühendisleri, Lockheed Martin denetiminde yürüttükleri çalışmalarla yalnızca bir montaj hattı değil, eksiksiz bir üretim altyapısı oluşturdu. Proje tamamlandığında Türkiye, F-16 üretiminde yetkinlik kazanmış az sayıdaki ülkeden biri konumuna geldi.
ÖNCEL-II (1995–1999): Karmaşık üretime geçiş
İkinci aşama olan ÖNCEL-II’de, F-16 Blok 50 konfigürasyonunda 80 adet daha savaş uçağı üretildi. Bu fazda TUSAŞ, gövde ve kanat üretiminde daha karmaşık imalat süreçlerine geçti. Ön gövde, kablaj sistem entegrasyonu, flaperon ve yakıt sistemleri gibi bileşenler tamamen Türkiye’de üretildi. Üretim oranı %80 seviyesine ulaştı; proje sonunda teslim edilen uçaklardan 29’u “sıfır hatalı” olarak kabul edildi.
ÖNCEL-II ile birlikte TUSAŞ, F-16’nın yapısal parçalarının üretiminde tam yetkinlik kazandı. Bu dönemde Türkiye’nin yerli katkı oranı, NATO dışı üretici ülkeler arasında en yüksek seviyeye ulaştı.
ÖNCEL-III: Modernizasyonun derinleştiği dönem
ÖNCEL-III, Türkiye’nin F-16 programındaki üretim kabiliyetinden modernizasyona geçiş sürecini temsil eden bir fazdır. Bu dönemde amaç; Türk Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan F-16’ların elektronik harp, seyrüsefer, hedefleme ve görev bilgisayarı altyapılarının güncellenmesi ve ileri modernizasyon projelerine hazırlık yapılmasıydı.
ÖNCEL-III kapsamında TUSAŞ, sınırlı sayıdaki F-16C/D uçağında aviyonik modernizasyon, sistem entegrasyonu, test kampanyaları ve uçuş değerlendirmeleri gibi görevleri üstlendi. Bu çalışmalar, ileride Türkiye’nin geniş kapsamlı modernizasyon paketleri (MLU, CCIP ve milli modernizasyon süreci) yürütebilmesi için kritik bir mühendislik altyapısı oluşturdu.
Bu faz, özellikle görev bilgisayarı entegrasyonu, seyrüsefer sistemleri, elektronik alt bileşenler, kablaj geliştirme kabiliyeti ve milli aviyoniklerin F-16 platformuna entegrasyonundaki deneyimin tohumlarını attı. ÖNCEL-III ile birlikte TUSAŞ, F-16 üzerinde “yalnızca üretim yapan merkez” olmaktan çıkarak “modernizasyon yapabilen merkez” statüsüne yükseldi.
Ayrıca bu dönemde elde edilen entegrasyon kabiliyeti, ilerleyen yıllarda Pakistan, Ürdün ve Mısır gibi ülkelerin F-16 modernizasyon projelerinde TUSAŞ’ın resmi yüklenici olarak görev yapmasının da önünü açtı.
ÖNCEL-IV (2008–2012): Blok 50+ ve yeni nesil sistemler
ÖNCEL-IV, Türk Hava Kuvvetleri filosunun modernizasyonunda yeni bir aşamayı temsil etti. 2008 yılında imzalanan anlaşma kapsamında 30 adet F-16 Blok 50+ uçağı üretildi. Bu uçaklar, yerli mühimmat entegrasyonu, modern görev bilgisayarı, gelişmiş radar sistemleri ve sayısal kokpit yapısıyla önceki bloklardan ayrılıyordu. Teslimatlar 2012 yılına kadar tamamlandı.
ÖNCEL-IV aynı zamanda Türkiye’nin F-16 platformunda “milli silah ve yazılım” entegrasyonu kabiliyetini olgunlaştırdığı dönem oldu. TUSAŞ’ın üretim hattı, hem yeni üretim hem de mevcut uçakların yapısal revizyonları için aktif biçimde kullanıldı.
ÖNCEL programlarıyla kazanılan üretim ve modernizasyon tecrübesi, ilerleyen yıllarda tamamen yerli imkânlarla yürütülen ÖZGÜR programına zemin hazırladı.

Uluslararası iş birlikleri ve bölgesel liderlik
TUSAŞ, F-16 platformunda yalnızca Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayan bir üretim ve modernizasyon merkezi olmanın ötesine geçerek, 1990’lardan itibaren uluslararası projelerde de aktif rol üstlendi. Bu dönemde önce üretim, ardından yapısal iyileştirme ve aviyonik modernizasyon kabiliyetleri sayesinde Türkiye, bölgesel ölçekte yetkili bir F-16 bakım-onarım-merkezi hâline geldi.
TUSAŞ’ın ilk büyük yurt dışı proje deneyimi, 1993–1995 yılları arasında Türkiye–ABD–Mısır arasında yürütülen üçlü anlaşma kapsamında Mısır Hava Kuvvetleri için 46 adet F-16’nın üretimi oldu. Bu proje, TUSAŞ’ın seri üretim hızını, kalite standardını ve ihracata yönelik altyapısını kanıtlayan ilk uluslararası çalışma olarak öne çıktı.
2000’li yıllarda ise TUSAŞ, Pakistan Hava Kuvvetleri’nin 41 adet F-16 Blok 15 uçağının modernizasyon ihalesini kazandı. Bu kapsamda uçaklara Falcon-Up / Falcon-Star yapısal güçlendirme paketleri ile MLU seviyesinde aviyonik modernizasyon uygulandı. Çalışmaların önemli bölümü Ankara’da tamamlandı; proje TUSAŞ’ın F-16 modernizasyon serüveninde kırılma noktalarından biri olarak kabul edilir.
Ürdün Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait 17 adet F-16 Blok 15 uçağının modernizasyonu da yine TUSAŞ tarafından gerçekleştirildi. Bu projede yapısal iyileştirmeler, kablaj yenilemeleri, aviyonik yükseltmeler ve uçak başı test kampanyaları başarıyla tamamlandı.
Pakistan, Ürdün ve Mısır projeleri sayesinde TUSAŞ; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya bölgesi için yetkili bakım, onarım ve modernizasyon (MRO) merkezi olarak tanınır hâle geldi. Bu birikim, bugün ÖZGÜR programı ve F-16 Blok 30/40/50 modernizasyonlarının tamamında kullanılan mühendislik altyapısının da temelini oluşturdu.
F-16 Yapısal İyileştirme Programları: Falcon UP – Falcon STAR – Blok 30 Ömür Uzatma
Falcon UP (1990’lar):
İlk büyük yapısal güçlendirme hamlesi Falcon UP, Türk F-16 filosunda uygulanan ilk kapsamlı yapısal güçlendirme ve ömür uzatma paketidir. 1990’lı yıllarda yürütülen bu programla, F-16C/D uçaklarının gövde ömrünün 8.000 uçuş saatine çıkarılması hedeflendi. TUSAŞ tesislerinde yapılan uygulamalarda uçakların gövde bağlantıları, kanat kökleri, iniş takımı yuvaları ve kritik yük taşıyıcı bölgeleri yenilendi; yorulma ömürleri artırıldı. Bu süreç, Türkiye’nin F-16 platformunda yapısal onarım, gövde açma–kapama, tahribatsız muayene (NDI) ve ağır bakım tecrübesi kazanmasında önemli bir eşik oldu. Falcon UP sayesinde Türk F-16 filosunun ilk nesil Blok 30/40 uçakları uzun yıllar güvenli şekilde hizmet vermeye devam etti.
Falcon STAR / STAR+ (2000’ler):
Gelişmiş yapısal güçlendirme Falcon UP’ın ardından uygulanan Falcon STAR (Structural Augmentation Roadmap), yorulma ömür hesapları yeniden güncellenen F-16 gövdelerinde ek güçlendirmeler yapılmasını içeriyordu. Özellikle gövde iç bağlantıları, kanat–gövde birleşim noktaları, yakıt bölmesi yapıları ve kritik spar ile rib bileşenleri revize edildi. Program STAR+ paketiyle bazı uçaklarda daha ileri seviyede güçlendirme çalışmalarına dönüştü. Türkiye bu dönemde F-16 platformunun yapısal mühendisliğinde ciddi uzmanlık kazandı ve bu tecrübe daha sonra Blok 30 Projesi’nde doğrudan kullanıldı.
F-16 Blok 30 Yapısal İyileştirme Projesi (2015 → 2020–2030) 8.000 saat → 12.000 saat ömür uzatma Türk F-16 filosundaki en kritik yapısal proje, bugün halen devam eden Blok 30 Yapısal İyileştirme Programı’dır. 2015’te başlatılan projeyle Blok 30 uçaklarının gövde ömrü 12.000 uçuş saatine çıkarılıyor. Bu kapsamda uçakların gövde ana iskeleti, kanat kökleri, orta gövde bağlantı noktaları, yük taşıyıcı uzunlamasına elemanları (longeron) ve tüm kritik perçin ve bağlantı bölgeleri yenileniyor veya güçlendiriliyor. Yapısal iyileştirmesi tamamlanan ilk F-16C Block 30 uçağı Temmuz 2020’de Hava Kuvvetleri’ne teslim edildi.
F-16 ÖZGÜR Programı: Milli Modernizasyon Dönemi
Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-16 Blok 30 uçaklarının aviyonik altyapısını tamamen millileştirmeyi hedefleyen ÖZGÜR Projesi, Türkiye’nin F-16 modernizasyon sürecindeki en kapsamlı dönüşüm adımlarından biridir. Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından yürütülen proje, TUSAŞ ana yükleniciliğinde ASELSAN, TÜBİTAK SAGE ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın ortak çalışmasıyla ilerliyor.
ÖZGÜR programının temel amacı, F-16’larda kullanılan görev bilgisayarı, kokpit ekranları, yazılım mimarisi, seyrüsefer birimleri, haberleşme sistemleri ve mühimmat arayüzlerinin tamamen yerli çözümlerle değiştirilmesidir. Bu sayede Türkiye, F-16 platformunda dışa bağımlılıktan kurtularak istediği mühimmatı, elektronik sistemi veya görev yazılımını kendi başına entegre edebilme kabiliyeti kazanıyor.
Program kapsamında modernize edilen ilk F-16C Blok 30 uçağı 2016’da ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Bu prototipte ASELSAN üretimi renkli çok maksatlı ekranlar, merkezi kokpit ekranı, yerli görev bilgisayarı ve milli yazılım altyapısı kullanıldı. İkinci prototip F-16D Blok 30 da benzer şekilde modernize edilerek uzun test süreçlerinin ardından 2023 yılında Hava Kuvvetleri’ne teslim edildi.
ÖZGÜR modernizasyonu uçağın aviyonik mimarisinde geniş kapsamlı bir yenileme sağlıyor. Bu çerçevede uçaklarda kablaj tadilatları, yeni dijital kokpit düzeni, gelişmiş seyrüsefer sistemleri ve milli haberleşme çözümleri entegre ediliyor. ASELSAN’ın geliştirdiği AVCI-II (TULGAR) kaska entegre hedefleme sistemi, milli IFF Mod 5/S, milli ses emniyeti cihazı ve renkli görev ekranları da paketin temel bileşenleri arasında yer alıyor.
Programın ikinci fazı olan ÖZGÜR-II ile F-16 Blok 40M ve Blok 50M uçaklarının da aynı milli aviyonik mimariyle donatılması hedefleniyor. Bu aşamada ASELSAN’ın MURAD AESA radarının entegrasyonu, FEWS öz savunma sistemi ve BOZDOĞAN–GÖKDOĞAN gibi milli hava-hava füzeleri ile SOM ve HGK ailesi mühimmatlarının tam uyumluluğu öne çıkıyor.
2025–2030 arasında tamamlanması planlanan ÖZGÜR-II fazı, Türk F-16 filosunu milli yazılım, radar ve aviyonik altyapısı ile güncelleyerek filoyu F-16 Blok 70 seviyesine yaklaştıracak bir modernizasyon bütünlüğü sunuyor.

Güncel çalışmalar ve Block 70 vizyonu
TUSAŞ, bugün Türk Hava Kuvvetleri filosunun modernizasyonunda hem ÖNCEL döneminden gelen altyapıyı sürdürüyor hem de yeni nesil F-16 projelerinde merkezi bir rol üstleniyor. Türkiye’nin ABD’den tedarik edeceği 40 adet F-16 Blok 70 uçağı için süreç resmen onaylandı. Ancak, yerli modernizasyon kabiliyetlerindeki ilerleme (ÖZGÜR programı) nedeniyle, başlangıçta planlanan 79 adet Viper modernizasyon kiti alımından vazgeçilerek, bu modernizasyonların yerli imkanlarla yapılmasına karar verildi. Türkiye, bu uçakların nihai montajı ile sistem entegrasyonunun mümkün olan en geniş kapsamda TUSAŞ tesislerinde gerçekleştirilmesini hedefliyor; bu konuda teknik görüşmeler devam ediyor.
Blok 70 paketinin kritik unsurları arasında yer alan AN/APG-83 SABR AESA radarına ek olarak, ABD’nin Türkiye’ye AN/ALQ-257 IVEWS elektronik harp süitini de onaylaması önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Bu sistem, Türk F-16 filosunun modern tehdit ortamlarında hayatta kalma kabiliyetini belirgin şekilde artıracak.
Türkiye aynı zamanda yerli aviyonik mimariyi esas alan ÖZGÜR-II modernizasyonu için Blok 40M ve Blok 50M uçaklarında prototip hazırlıklarına başlamış durumda. ASELSAN tarafından geliştirilen MURAD AESA radarı, 2024 yılında modernize edilmiş bir F-16 üzerinde ilk test uçuşunu gerçekleştirdi ve devam eden testlerde başarılı şekilde yerli GÖKDOĞAN hava-hava füzesi atışında da kullanıldı. Bu, Türkiye’nin F-16 platformunda tamamen milli sensör, görev yazılımı ve mühimmat entegrasyonuna geçişinde kritik bir eşik oluşturdu.
Yapısal tarafta Blok 30 uçaklarının 12.000 saatlik ömür uzatma programı devam ediyor. Benzer yapısal güçlendirme yaklaşımının Blok 40M ve Blok 50M uçakları için de uygulanması planlanıyor. TUSAŞ ile 1’inci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü arasında yapılan iş paylaşımıyla her iki tesisin F-16 modernizasyon kapasitesi artırılıyor.
Lockheed Martin verilerine göre Türkiye, ABD dışındaki en büyük F-16 kullanıcısı konumunu koruyor. TUSAŞ, mevcut modernizasyon hatları ile Blok 70 uyumluluk altyapısını birleştirerek Türk F-16 filosunun 2040’lı yıllara kadar görevde kalmasını sağlayacak sürdürülebilir bir bakım ve modernizasyon ekosistemi oluşturmayı hedefliyor.
Kazanımlar ve teknoloji aktarımı
TUSAŞ, 1987–2012 yılları arasında toplam 308 adet F-16’nın üretim, montaj ve entegrasyon süreçlerinde görev alarak Türkiye’ye güçlü bir mühendislik altyapısı kazandırdı. Gövde üretimi, kablaj imalatı, sistem entegrasyonu, aviyonik modernizasyon, ağır bakım, yapısal iyileştirme ve uçuş testleri gibi alanlarda elde edilen bu deneyim, yalnızca F-16 filosunun sürdürülebilirliğini sağlamakla kalmadı; Türkiye’nin havacılık sanayisini de yeni bir seviyeye taşıdı.
Falcon-UP, Falcon-STAR ve Blok 30 Ömür Uzatma projeleri yapısal mühendislik alanında büyük bir tecrübe kazandırırken, ÖZGÜR ve ÖZGÜR-II programlarıyla geliştirilen yerli aviyonik mimari ve görev yazılımı Türkiye’yi kendi modernizasyon paketini oluşturabilen sayılı ülkeler arasına soktu. Mısır, Pakistan ve Ürdün projeleri de bu birikimin yurt dışına aktarılmasını sağlayarak TUSAŞ’ı bölgesel bir F-16 bakım ve modernizasyon merkezi hâline getirdi.
KAAN’a uzanan teknik miras
F-16 üretim ve modernizasyon sürecinde edinilen mühendislik tecrübesi, bugün Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı KAAN’ın temelini oluşturuyor. Görev bilgisayarı mimarisi, radar entegrasyonu, kablaj tasarımı, yapısal dayanım analizleri ve uçuş kontrol algoritmaları konusunda F-16 döneminde kazanılan yetkinlik KAAN’ın tasarım ve entegrasyon süreçlerine doğrudan aktarılıyor.
ÖZGÜR programıyla olgunlaştırılan milli aviyonik yazılım mimarisi, KAAN’ın görev bilgisayarı geliştirilirken önemli bir referans oluşturuyor. Ayrıca F-16 için kurulan uçuş test altyapısı ve kalite kontrol standartları, bugün KAAN’ın sistematik test ve sertifikasyon aşamalarında temel metodolojiler olarak kullanılmaya devam ediyor. Bu çerçevede F-16, Türkiye’nin milli savaş uçağı geliştirme sürecinde stratejik bir hazırlık evresi işlevi görmüş; elde edilen birikim KAAN’la birlikte tamamen milli bir havacılık ekosistemine dönüşmüştür.
Yükleniyor...















