Tabya Dijital
Envanter
Savaş
Fransa ve İngiltere, nükleer güçlerini birleştiriyor
Fransa ve İngiltere, nükleer güçlerini birleştiriyor
ReklamReklam

Fransa ve İngiltere, nükleer güçlerini birleştiriyor

Fransa ve İngiltere, savaş risklerinin arttığı bir ortamda nükleer silahların caydırıcılığı ve geliştirilmesi adına işbirliğine gidiyor.

DünyadanSavaş8 Ağustos 2025 09:50Ozan Akarsu
Fransa ve İngiltere, nükleer güçlerini birleştiriyor

Avrupa'nın büyük bir stratejik dönüşümle karşı karşıya olduğu bir dönemde, Fransa ve İngiltere 10 Temmuz'da nükleer silah sahibi ülkeler olarak caydırıcılık üzerine ortak bir bildiri imzaladı.

Liberation gazetesinin bildirdiğine göre, kıtanın tek iki nükleer gücü arasındaki iş birliğinde yeni bir aşamaya işaret eden bu belge, "Avrupa'ya yönelik, ortak bir yanıtı tetiklemeyecek aşırı bir tehdit yoktur" ifadesini taşıyor.

Kasıtlı olarak açık bırakılan ifade, her iki ülkenin stratejik bağımsızlık doktrinlerini korurken, ciddi bir tehdit durumunda Fransız ve İngiliz nükleer güçlerinin potansiyel koordinasyonuna işaret ediyor.

Yeni bir işbirliği anlaşması doğuyor

Yeni deklarasyon, her iki nükleer ülkenin hayati çıkarlarının birbirine bağımlılığını daha önce kabul eden 1995 tarihli Chequers Bildirisi'nin mantığı üzerine inşa edildi.

2025 tarihli yeni bildiri ise Avrupa'ya yönelik aşırı bir tehdide yanıt olarak nükleer güçlerin potansiyel koordinasyonundan açıkça bahsederek daha da ileri gidiyor. Büyük bir kriz durumunda nükleer caydırıcılık geçerli bir seçenek olarak kabul ediliyor.

İki ülke arasındaki bu önemli gelişme, Emmanuel Macron'un 2020'de Savaş Koleji'nde yaptığı ve Fransa'nın hayati çıkarlarının artık bir Avrupa boyutuna sahip olduğunu belirttiği konuşmayla da uyum gösteriyor.

10 Temmuz anlaşmasıyla kurulan ortak nükleer güvenlik grubu, NATO’nun Nükleer Planlama Grubu gibi iki gücün operasyonel planlamasını entegre etmeyi amaçlamıyor. Aksine, siyasi koordinasyonu ve bir kriz durumunda caydırıcılık duruşlarının uyumunu sağlayan stratejik bir diyalog platformu işlevi görüyor.

Anlaşma, her ülkenin caydırıcı gücünün temel bağımsızlığını değiştirmiyor ama yeni bir koordinasyon seviyesinin kapılarını aralayarak mevcut seçenekleri genişletiyor ve bir düşmanın stratejik hesaplarını karmaşıklaştırıyor.

İki nükleer gücün silah envanterine kısa bir bakış

İngiltere, 2025 itibarıyla Amerikan yapımı Trident II D5 füzeleriyle donatılmış dört adet Vanguard sınıfı balistik füze denizaltısından (SSBN) oluşan deniz tabanlı bir nükleer caydırıcı güce sahip.

Yaklaşık 225 savaş başlığının toplam stokundan 120'si operasyonel olarak konuşlandırılmış durumda. İngiltere'nin duruşu, sürekli denizde caydırıcılık (CASD) modeline dayanarak, her zaman en az bir denizaltının devriye gezerek inandırıcı bir ikinci vuruş kabiliyeti sağlamasını güvence altına alıyor.

Fransa ise iki nükleer bileşenle sıkı bir yeterlilik duruşunu sürdürüyor. Envanterin okyanus bileşenleri, M51 balistik füzeleriyle donatılmış dört adet Le Triomphant sınıfı SSBN'den oluşuyor. Hava bileşenleri ise hem kara üslerinden hem de Charles de Gaulle uçak gemisinden konuşlandırılan ASMP-A havadan fırlatılan nükleer füzelerle donatılmış Rafale savaş uçaklarına dayanıyor.

Fransa, yaklaşık 290 nükleer savaş başlığına sahipken, bunlardan kabaca 280'i hâlihazırda konuşlandırılmış durumda. Her iki ülke de cephanelikleri üzerinde tam ulusal kontrolü elinde tutuyor.

Fransa'nın aksine İngiltere, NATO'nun Nükleer Planlama Grubu'na katılırken, Fransa sıkı bir stratejik özerkliği koruyor.

Rus tehdidi ve ABD belirsizliği artıyor

Ukrayna'daki savaşın ve ABD'nin Avrupa'daki taahhütlerine ilişkin belirsizliğin şekillendirdiği mevcut jeopolitik bağlam, bir Avrupa caydırıcılık çerçevesi geliştirme aciliyetini artırmış durumda.

Tam olarak 2017'den bu yana Emmanuel Macron, Avrupa'nın stratejik özerkliği çağrısında bulunuyordu ancak bu mesaj son zamanlara kadar sınırlı yankı bulmuştu.

Günümüzde ise "Aşırı tehdit" kavramı, tıpkı "hayati çıkar" gibi, stratejik muğlaklığı korumak için bilerek belirsiz bırakılmış durumda. Bu kavram, Baltık devletlerinin Rusya tarafından işgali gibi somut örnekler vermeden, kolektif Avrupa güvenliğine yönelik bir tehlike senaryosuna atıfta bulunuyor.

Amaç, caydırıcılık doktrininin kesinlikle savunma niteliğinde olduğunu vurgularken, herhangi bir durumun ciddiyetini değerlendirmeyi Fransız ve İngiliz liderlerine bırakmak.

İşbirliğinin önündeki riskler

Nükleer bağlamda Fransız-İngiliz iş birliğinin geleceği, karşılıklı güvene dayalı bir siyasi paktın inşasına bağlı olacak. Bu durum, nükleer komuta yetkisinin paylaşımını değil, ortak eğitim, operasyonel destek ve nükleer kapasiteli uçaklarının üçüncü ülkelerde konuşlandırılması gibi bir dizi seçeneğin araştırılmasını gerektiriyor.

Verilecek garantilerin güvenilirliği, aynı zamanda bazı partilerin Fransa'nın hayati çıkarlarının tanımını Avrupa'yı kapsayacak şekilde genişletmeye karşı çıktığı Fransa'daki siyasi istikrara da bağlı olacak.

Konuyu ele alan kaynaklar, böylesi bir paktın yokluğunda, kıtada nükleer silahlanma riskinin artabileceği belirtiliyor. Ukrayna'daki savaş, nükleer caydırıcılığın bir sindirme aracı olarak nasıl kullanılabileceğini göstermiş olup, bazı Avrupa devletleri mevcut garantileri artık yeterli görmemeleri halinde kendi kabiliyetlerini geliştirmeye yönelebilir. Bu bağlamda, Fransız stratejist General Lucien Poirier'in "atom akıllandırır" sözü, stratejik istikrar ile gerilimin tırmanması riski arasında gidip gelen, muğlak bir anlam kazanıyor.

Son olarak, Fransa'nın sıkı nükleer yeterlilik duruşunun uygunluğu yeniden tartışmaya açılmış durumda. Savaş başlığı sayısının artırılması göz ardı edilmese de Fransız caydırıcılığının özü değişmiyor: Egemenlik kurmak veya zorlamak değil, herhangi bir saldırganlığa yanıt olarak kabul edilemez bir hasar verme kabiliyetini sürdürmek.

Kaynak: Army Recognition
8 Ağustos 2025 09:50Ozan Akarsu
Yorumlar yükleniyor...