Tabya Dijital
Envanter
Analiz
Durand Hattında yeni kriz: Pakistan ve Afganistan neden savaşıyor?
Durand Hattında yeni kriz: Pakistan ve Afganistan neden savaşıyor?

Durand Hattında yeni kriz: Pakistan ve Afganistan neden savaşıyor?

Pakistan’ın hava saldırıları, Afganistan ile arasındaki ilişkinin bir cezalandırma mı yoksa kopuş mu olduğu sorusunu gündeme taşıdı.

Analiz27 Şubat 2026 23:11Ozan Akarsu
Durand Hattında yeni kriz: Pakistan ve Afganistan neden savaşıyor?

Taliban’ın 2021 yılında yeniden Afganistan’da iktidarı ele geçirmesinin ardından, Pakistan ile ilişkilerde yeni bir aşamaya geçildi. Taliban artık bir isyan hareketi değil, fiili bir devlet otoritesiydi.

Söz konusu dönüşüm, örgütün karar alma mekanizmalarında daha bağımsız ve ulusalcı bir tonun güçlenmesine yol açtı. Pakistan'a yönelik terör saldırıları düzenleyen Pakistan Talibanı (TTP) militanlarının Afganistan topraklarında varlık göstermesi ise İslamabad açısından doğrudan bir güvenlik tehdidi halini aldı.

Oysa Pakistan ile Taliban arasındaki ilişki, aslında 1990’lı yıllardan itibaren şekillenmiş ve özellikle Afganistan’da stratejik derinlik anlayışı çerçevesinde gelişmiştir. Afganistan İç Savaşı'nın 1992 yılında başlamasıyla birlikte Pakistan, bugün de mücadele ettiği bölgesel gerilimler sebebiyle, müttefik bir idari yapı arayışı içinde oldu.

Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmalar nasıl yorumlanıyor?

Pakistan’ın Afganistan topraklarında 22 Şubat 2026 itibariyle başlattığı hedeflere yönelik hava saldırıları ise geçmişten günümüze kadar gelen ikili ilişkilerde sembolik bir eşik anlamına geliyor.

Daha önce Pakistan’ın operasyonları genellikle TTP unsurlarına odaklanmışken, doğrudan Taliban kontrolündeki bölgelerin hedef alınması, Artık Kabil yönetimine de sabrın azaldığı yönünde değerlendiriliyor. Ancak bu noktada görüş ayrılıyor.

Afganistan sınır hattına yakın bir bölgede, devriye faaliyetindeki Pakistan güvenlik birimleri
Afganistan sınır hattına yakın bir bölgede, devriye faaliyetindeki Pakistan güvenlik birimleri

Belirli bir kesim bu noktadan sonra artık iki tarafın birbirine düşman olduğunu savunurken, belirli bir kesim de saldırıların kapsamı ve niteliği açısından, rejimi devirmeye yönelik geniş çaplı bir askeri stratejiden ziyade, uyarı mahiyetinde olduğunu değerlendiriyor. Ancak ortada ilan edilmiş bir savaş olduğunu es geçmemek gerekir.

Pakistan sınırı yakınlarında bir Taliban milisi. Taliban, ABD'nin bölgeden gitmesiyle çok sayıda ABD menşeili askeri araç ve ekipmana sahip oldu
Pakistan sınırı yakınlarında bir Taliban milisi. Taliban, ABD'nin bölgeden gitmesiyle çok sayıda ABD menşeili askeri araç ve ekipmana sahip oldu

Savaşın ilk gününde Pakistan'ın uyguladığı sınırlı güç kullanımı, uluslararası ilişkilerde sıkça görülen kontrollü tırmandırma stratejisine benzetiliyor. Bilindiği gibi bu stratejideki amaç, karşı tarafı masaya zorlamak ya da davranış değişikliğine sevk etmektir. Pakistan’ın doğrudan geniş çaplı bir işgale yönelmemesi, hem uluslararası meşruiyet kaygıları hem de Afgan milliyetçiliğini tetikleme riskinden kaçınma isteğiyle açıklanabilir.

Taliban, başlattığı operasyonun ilk saatlerinde, Nangarhar ve Kunar illerinde birden fazla karakolu ele geçirdiğini iddia etti.
Taliban, başlattığı operasyonun ilk saatlerinde, Nangarhar ve Kunar illerinde birden fazla karakolu ele geçirdiğini iddia etti.

İki ülke arasındaki savaşı değerlendirirken, Pakistan'ın hava saldırılarına yanıt olarak Taliban'ın da sınır hattındaki karakol ve kontrol noktalarına yönelik bir operasyona başladığını da es geçmemek gerekir. Şayet çatışma ortamını savaşa sürükleyen en önemli kilometre taşı da buydu. Gün içinde de Pakistan saldırılarına karşılık misilleme saldırılarını devam ettirdi.

Pakistan, Taliban içindeki yapıları mı hedef alıyor?

Pakistan saldırılarının uyarı niteliğinde mesaj ve dönüm noktası olduğunu düşünenler kadar sesleri yüksek çıkmasa da Pakistan'ın hamlesinin Taliban içindeki yapılara yönelik bir girişim olduğunu söyleyenler de var. Bu düşünceyi savunanlara göre; Siraceddin Hakkani ve Taliban dışındaki yapılardan Gulbeddin Hikmetyar gibi kişilerin Pakistan’a görece daha yakın oldukları varsayımı üzerinden, yeni bir iç dengeleme mekanizmasının devreye sokulabileceği ileri sürülüyor.

Eğer Taliban içinde ve dışında olup Pakistan’a daha yakın unsurlar güç kazanırsa, İslamabad istediği güvenlik garantilerini çatışma büyümeden elde edebilir. Ancak bu isimlerin ya etkisiz kalması ya da Taliban içindeki güç dengelerinin farklı yönde şekillenmesi durumunda, Pakistan’ın alternatif araçlara yönelmesi de gündeme gelebilir. Böylece daha başka muhalif gruplara destek verme seçeneği ön plana çıkacaktır.

Hindukuş dağlarında yeni savaşlar dönemi mi başlıyor?

Kesin hava hakimiyetini sağlayan Pakistan, Afganistan karşısında ciddi bir avantaja sahip olsa da zorlu bir coğrafyada doğrudan ve uzun süreli bir savaşa girmesi hem ekonomik hem de siyasi açıdan maliyetlidir.

Ayrıca böyle bir adım, Taliban’ın Afganistan içinde yeni yapıların Pakistan'a karşı örgütlenmesine ve TTP üzerinden daha ciddi çatışmaların yaşanmasına imkân tanıyabilir. Haliyle Pakistan, ciddi riskleri bulunan bu girişim yerine, dolaylı bir yöntem benimseyerek, kendine yakın gruplarla hareket etmek isteyebilir.

Pakistan tarafından, özellikle Afganistan'ın kuzey bölgelerinde Taliban karşıtı unsurların desteklenmesi, Pakistan açısından iki avantaj sağlayabilir: Birincisi, Taliban yönetimini yeniden bir iç baskı altına almak; ikincisi ise doğrudan işgalci konumuna düşmeden nüfuz alanını yeniden şekillendirmek. Böylece Durand Hattında Taliban varlığını zayıflatarak, hattın kuzeyinde bir tampon bölge oluşturabilir.

Denge politikası, jeostratejik rekabete mi dönüştü?

Çatışmalara tamamıyla ekonomik açıdan bakanlar, Taliban’ın Hindistan ile ilişkilerini geliştirmesini bir gerekçe olarak gösteriyor. Çünkü Hindistan’ın Afganistan’daki varlığı tarihsel olarak Pakistan tarafından çevreleme stratejisinin parçası olarak algılanmıştır.

Örneğin 2021 yılında Taliban'ın yönetimi ele almasıyla beraber hızla gelişen Hindistan ilişkileri, geçtiğimiz yıl Kabil Hükümeti'nin Hindistan’dan ticaretin ölçeklendirilmesi ve İran’ın Çabahar Limanı üzerinden ticaret akışının arttırılmasını talep etmesiyle zirveye ulaştı. Hindistan hâlâ Taliban rejimini resmen tanımıyor fakat pragmatik diplomasi ve bölgesel nüfuz stratejisi doğrultusunda ilişkileri derinleştirmeye çalışıyor.

Çabahar Limanı, Afganistan'ın denize ulaşarak Hindistan ile ticaret yapabilmesi için en önemli kapılardan biri olarak görülüyor. Yanıbaşında Pakistan'ın Gvadr limanı bulunuyor.
Çabahar Limanı, Afganistan'ın denize ulaşarak Hindistan ile ticaret yapabilmesi için en önemli kapılardan biri olarak görülüyor. Yanıbaşında Pakistan'ın Gvadr limanı bulunuyor.

Öte yandan İran ile ABD arasındaki gerilim, Taliban’ın jeopolitik alanını da daraltıyor. Taliban’ın hem Hindistan ile yakın ilişki kurması hem de İran ile dengeli kalması mümkün değildir. İran açısından da Pakistan ile Taliban-Hindistan ekseni arasında bir tercih baskısı oluşabilir.

Çabahar Limanı'nın da dahil olduğu Belucistan bölgesi, bir başka gerginliğin odak noktası olarak tanımlanıyor. Pakistan'ın mücadele ettiği Beluç Kurtuluş Ordusu (BLA) İran - Pakistan sınırındaki en büyük tehditlerden birini oluşturuyor. Pakistan'ın Çabahar Limanına yakın bir noktada Pakistan'ın Gvadr (Gwadar) Limanı da bulunuyor.

Beluç Kurtuluş Ordusu (BLA), Belucistan'ın bağımsızlığını savunan en aktif ve en büyük silahlı gruplardan biridir.
Beluç Kurtuluş Ordusu (BLA), Belucistan'ın bağımsızlığını savunan en aktif ve en büyük silahlı gruplardan biridir.

Ayrıca İran'ın İsrail ile yakın ilişkileri sebebiyle Hindistan ile yakınlaşması da mümkün değildir. Anlaşılacağı üzere bölgedeki çok katmanlı rekabet, aktörleri net saflaşmalara zorlayabilecek bir dinamik üretmektedir.

Nihayetinde ABD’nin Hindistan ile yakınlaşması ve İsrail-Hindistan ekseninin güçlenmesi, Pakistan’ı stratejik olarak Çin’e daha fazla yaklaştırabilir. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, özellikle Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru bağlamında Afganistan’daki istikrarsızlık, Pekin için de kritik önemdedir. Çünkü Pekin yönetimi için Pakistan, Hindistan karşısındaki en önemli müttefiklerden biridir.

Tarafların tavrı, bölgenin geleceğini belirleyecek

Şimdilik mevcut tablo, Pakistan ile Taliban arasındaki ilişkinin basit bir kopuştan ziyade yeniden tanımlanma sürecine girdiğini gösteriyor.

Pakistan, hâlâ Afganistan'da önemli bir kesimle derin ilişkilere ve nüfuza sahip olmakla birlikte, Taliban'ın da artık daha özerk bir aktör olarak davrandığını açıkça söylemeliyiz. Haliyle taraflar arasında kontrollü baskı, iç dengeleme, vekâlet savaşı ve büyük güç rekabeti gibi adlandırılacak çok katmanlı stratejilerin devreye girmesine yol açacaktır.

Durand Hattı yakınlarında, ABD menşeili Humvee tipi araçla devriye faaliyetinde bir Taliban devriyesi
Durand Hattı yakınlarında, ABD menşeili Humvee tipi araçla devriye faaliyetinde bir Taliban devriyesi

Dolayısıyla iki ülke arasındaki gerilim, yalnızca iki aktör arasındaki taktik bir anlaşmazlık değil; Güney ve Orta Asya’daki güç mimarisini etkileyebilecek stratejik bir yeniden konumlanma sürecidir. Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak unsur, Pakistan’ın cezalandırma ile yıkım arasındaki çizgiyi nerede çizeceği ve Taliban’ın milliyetçi söylem ile pragmatik uzlaşma arasında hangi yolu tercih edeceğine bağlıdır.

27 Şubat 2026 23:11Ozan Akarsu
Yorumlar yükleniyor...