Dünyanın en hızlı ve gizemli uçağı: Lockheed Martin SR-72
SR-71 Blackbird’ün halefi olarak kurgulanan SR-72, hipersonik hız, yeni nesil motor mimarisi ve stratejik caydırıcılık rolüyle ABD’nin gelecekteki en gizemli projelerinden biri olmaya aday.

- SR-71’den SR-72’ye: ABD’nin sessiz hipersonik yarışı
- SR-72 gerçekten var mı? Skunk Works neyi saklıyor?
- “Darkstar” efsanesi: Hollywood’un gerçeğe yaslanan yorumu
- Hipersonik bir uçak nasıl tasarlanır: SR-72’nin mimari yaklaşımı
- Mach 6’ya ulaşmanın yolu: TBCC motor sistemi
- HTV-2: SR-72’nin arkasındaki deneysel altyapı
- Bu uçak ABD için neden önemli
- Muhtemel görev seti: Sadece keşif değil
- Hipersonik hızın gölge tarafı: ısı ve iz yönetimi
- Zaman çizelgesi: 2025–2030 arası kritik dönem
- Çin ve Rusya SR-72’yi neden yakından izliyor
Hipersonik hız sınırı, uzun yıllardır sadece deneysel araçların ulaşabildiği bir bölgeydi. Lockheed Martin’in Skunk Works ekibinin perde arkasında yürüttüğü SR‑72 çalışmaları ise bu tabloyu değiştirebilecek en güçlü adaylardan biri. Program resmî olarak doğrulanmadı; ancak ortada dolaşan bilgi kırıntıları, açıklamalar ve hareketlilik, SR‑72’yi havacılık dünyasının en merak edilen projelerinden biri hâline getirdi.
SR-71’den SR-72’ye: ABD’nin sessiz hipersonik yarışı
SR-71 Blackbird, 1960’lardan 1990’ların sonuna kadar gökyüzünde ulaşılmış en uç noktayı temsil ediyordu. Mach 3’ü aşabilen hızı ve yüksek irtifa kabiliyeti, dönemin savunma teknolojisini zorlayan yapısıyla birleşmişti. Emekliye ayrılmasıyla ABD’nin uzun menzilli keşif alanında oluşan boşluk, yeni bir platform ihtiyacını belirginleştirdi.
2007’de ortaya çıkan ilk haberlerde, Skunk Works’ün Blackbird’ün yerini dolduracak hipersonik bir platform üzerinde çalıştığı iddia edildi. SR‑72 adı anılmaya başlandığında bu program hâlâ sis perdesinin içindeydi; fakat tek bir hedef dikkat çekiyordu: hızın yeniden tanımı.

SR-72 gerçekten var mı? Skunk Works neyi saklıyor?
Lockheed Martin, SR‑72 hakkında hiçbir zaman net bir doğrulama yapmadı. Ancak şirket yöneticilerinin yıllar içinde yaptığı açıklamalar, programın rafa kaldırılmış bir konsept olmadığına işaret ediyor. 2018’de Jack O’Banion’ın “artık uçuşa hazır bir araştırma aracına dönüştü” sözleri bu tartışmayı daha da güçlendirdi.
Bir diğer ipucu ise Skunk Works’ün 2021’de tamamladığı dev üretim tesisiydi. “Building 648” olarak bilinen bu yapı, hipersonik araştırmalar için inşa edildiği iddialarını beraberinde getirdi. Bütün bunlar, SR‑72’nin kâğıt üzerinde bir fikir olmaktan çıktığına dair güçlü işaretler sunuyor.
“Darkstar” efsanesi: Hollywood’un gerçeğe yaslanan yorumu
Top Gun: Maverick filmindeki “Darkstar” uçağı, SR‑72’nin popüler kültürdeki yüzü hâline geldi. Filmin tasarım sürecinde Skunk Works’ün doğrudan yer alması, bu bağlantıyı daha da kuvvetlendirdi. Elbette filmdeki model gerçek bir SR‑72 değil, ancak aerodinamik çizgilerinin özellikle “uygun” tutulduğu biliniyor. Bu yönüyle Darkstar, Skunk Works’ün bir tasarım ipucu mu yoksa yalnızca sinematik bir dokunuş mu olduğu sorusunu açık bırakıyor.
Hipersonik bir uçak nasıl tasarlanır: SR-72’nin mimari yaklaşımı
Mach 6 seviyesine çıkmayı hedefleyen bir uçak, geleneksel tasarım kurallarıyla inşa edilemez. Bu hızlarda:
- gövde bin derecenin üzerine çıkan ısıl yüke maruz kalır,
- aerodinamik sürtünme tamamen farklı bir fiziksel rejime geçer,
- kontrol yüzeyleri ekstrem kuvvetlerle karşılaşır,
- stealth kaplamalar ısıdan dolayı dayanımını yitirir.
Bu nedenle SR‑72, “görünmezlik” yerine “ulaşılamaz hız” prensibine dayanıyor. Yani tehditlerden saklanmak yerine onları geride bırakan bir mimari.
Mach 6’ya ulaşmanın yolu: TBCC motor sistemi
SR‑72’nin en kritik parçası, Aerojet Rocketdyne iş birliğiyle geliştirilen Turbine-Based Combined Cycle (TBCC) sistemi. Bu motor yapısı, tek başına turbojet ya da scramjet ile mümkün olmayan hız aralıklarını tek platformda birleştiriyor.
Sistem üç aşamada çalışıyor:
- Kalkış ve tırmanış: Turbojet devrede.
- Orta hız: Mach 3 civarında motor geçiş hazırlığı yapıyor.
- Hipersonik bölge: Scramjet devralıyor ve hız Mach 6’ya taşınıyor.
Tek girişli bir hava kanalıyla her iki motor modunu beslemek, bu mühendisliği benzersiz derecede karmaşık hâle getiriyor.

HTV-2: SR-72’nin arkasındaki deneysel altyapı
DARPA’nın Falcon programı kapsamında geliştirilen HTV‑2, hipersonik araştırmaların dönüm noktasıydı. Mach 20 seviyesine ulaşabilen bu platform her ne kadar uzun süreli uçuşlarını sürdüremese de, aerotermal stres, kontrol kaybı ve malzeme dayanımı gibi konularda kritik veriler sağladı.
SR‑72’nin tasarımında kullanılan pek çok yaklaşımın, HTV‑2 testlerinden elde edilen sonuçlarla şekillendiği biliniyor.
Bu uçak ABD için neden önemli
SR‑72, yalnızca hız rekoru kırmak için geliştirilmiş bir araç değil. ABD’nin bu platformdan beklentisi çok daha stratejik:
- A2/AD bölgelerinin aşılması,
- yüksek değerli hedeflere dakikalar içinde erişim,
- balistik füzelerden farklı bir uçuş profiliyle erken uyarı sistemlerini zorlamak,
- hipersonik silahlar için bir taşıyıcı platform oluşturmak.
Bu yönüyle SR‑72, ABD’nin gelecekteki caydırıcılık mimarisinde önemli bir yer tutuyor.
Muhtemel görev seti: Sadece keşif değil
SR‑72’nin klasik bir Blackbird devamı olması beklenmiyor. Konsept tasarımlar, uçağın hem istihbarat toplama hem de hipersonik mühimmat taşıma kapasitesine sahip olacağı yönünde daha geniş bir görev yelpazesine işaret ediyor.
Dakikalar içinde kıtalararası bir hedefe ulaşma ihtimali bile SR‑72’yi diğer tüm keşif platformlarından ayrı bir sınıfa koyuyor.
Hipersonik hızın gölge tarafı: ısı ve iz yönetimi
Mach 6’da karşılaşılan zorluklar ciddi bir mühendislik savaşı gerektiriyor:
- gövde sıcaklığı 1500°C seviyelerine çıkabiliyor,
- IR izi gizlenemeyecek kadar büyüyebiliyor,
- geleneksel stealth kaplamalar bu sıcaklıklara dayanamıyor.
Bu nedenle SR‑72, gizlilik odaklı değil, hız odaklı bir platform olarak düşünülüyor.

Zaman çizelgesi: 2025–2030 arası kritik dönem
Lockheed Martin, hipersonik motorun uçuşa hazır hâle geldiğini açıklamıştı. Bu da 2025–2026 döneminde bir prototip uçuşunun mümkün olabileceği yorumlarına yol açtı. ABD Hava Kuvvetleri’nin hedefi ise 2030’lu yıllarda operasyonel bir SR‑72 türevi platforma sahip olmak.
Bu yolda:
- kompozit malzemelerin uzun süreli dayanımı,
- TBCC entegrasyonu,
- otonom uçuş sistemlerinin güvenilirliği
belirleyici olacak.
Çin ve Rusya SR-72’yi neden yakından izliyor
Hipersonik hızlarda uçan bir platform, mevcut hava savunma katmanlarını altüst eder. Radarların takip süresi sınırlıdır, füzelerin reaksiyon zamanı hız karşısında yetersiz kalır ve hipersonik uçuş profili balistik hedeflerden tamamen farklıdır.
Bu nedenle SR‑72, henüz ortada uçan bir örnek bile yokken Çin ve Rusya’nın savunma planlamalarında kendine yer açmış durumda.
Yükleniyor...














